Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2010 Perşembe

Biraz turlayalım

Bu hafta başında Japonya'dan iki bilim adamı konuğumuz geldi. Dün kendilerine minik bir Ankara turu yaptırdım. Bilirsiniz Ankara İstanbu gibi değil, gidilecek, gezilecek yerler kısıtlı. Hocam Ankara çevresindeki Gordion, Beypazarı gibi yakın çevrelerin gezdirilmesini üstlendi ben de Ulus ve Kale tarafının. Onların sayesinde ben de bir kez daha gezmiş oldum. Önce Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne gittik. Müzekartımı ne zamandır yenilemem gerekiyordu zaten, iyi oldu. Oradan kısa bir yürüyüşle Kale içine girdik. Yanımızdan geçen minik ilkokula çocukları Konnichiwa dedikçe adamcağızlar şaşkınlıkla bakakaldılar. Birini durdurup nereden öğrendiklerini sordum. "Kale'den öğrendik" dediler. Sonra da sayonara deyip gittiler.

Kale'den sonraki durağımız Çengelhan oldu. Rahmi Koç'un kurmuş olduğu bir müzeye ev sahipliği yapan güzel bir bina. Kat kat, oda oda dolaştık, herşeye baktık, restoranda hafif bir öğle yemeği yedik ve bodrum kattaki "Minyatür Odalar" sergisini gezdik. Sergi Şubat ayında içinde bitecekti, hala gidemedim için üzülmüştüm. Neyse yakaladık derken yoğun ilgi nedeniyle 20 Haziran'a kadar uzatıldığını öğrendim. Her bir odaya hayran kaldık, Edo Periyodundan bir Japon çiftlik evini ve insanların ne kadar çok ilgi gösterdiğini görünce şaşırdılar. Oradan çııkıp Bakırcılar çarşısını, en son da Çıkrıkçıkar yokuşundaki dükkanları dolaştık. En çok Çıkrıkçılar kısmından hoşalnmışlar. O kalabalığı, satılan her çeşit malı görünce bol bol fotoğraf çektiler. Artık başka yere gidecek pilimiz kalmadığında konuklarımızı otellerine bıraktım.

Şansımıza hava o kadar güzeldi ki. Sıcak ve güneşliydi, gözlük takmak zorunda kaldım hatta. Bugün ise puslu ve yağmurlu. Konuklarımızın şansı mı benim şansım mı bilemiyorum artık.

Minyatür odalardan birkaç fotoğraf koyayım dedim ama fotoğraf makinemi evde bırakınca cepten çektiğim fotolar o kadar güzel olmadı. Yine de iyilerinden seçmeye çalışayım. Ankara'da olanlar hala gitmedilerse mutlaka gitsinler.

25 Haziran 2008 Çarşamba

Atakule'de güzel bir yemek



Geçen gün öğle yemeğini biraz uzatarak eşimle birlikte Atakule'deki Dönen Restaurant'a gittik. Ne zamandır oraya gitmek istiyorduk zaten ama gitmeden önce nereye gideceğimizi söylemiş bulunduğum için yine sürpriz yapma fırsatımı kendi ellerimle kaçırmış oldum. Buranın özelliği adından da belli olduğu üzere dönmesi. Cafe-Bar ve Restaurant olmak üzere 2 kısımdan oluşuyor ve tüm masalar etrafı görebilmeniz için pencere kenarında. Atakule yapılırken aslında tüm kubbenin dönmesi planlanmışken yapılan bir hata yüzünden böyle olmadığı söylenirdi. Bunu çözmek için bu restaurantın zeminini döner hale getirmişler. 1.5 saatte bir tur yaparak yemeğinizin eşliğinde Ankara'ya tepeden bakma fırsatını buluyorsunuz. Tepeye en son 4 yıl kadar önce bir Nisan ayında yine eşimle çıkmıştık. Nişan yüzüklerimizi almıştık, hatta o akşam da nişanımız olacaktı. Yakınlarda olunca tepeye çıkalım demiştik ama esintili havada bayağı üşümüştük diye hatırlıyorum. Şimdi üşüme derdi olmadan yiyip içerken etrafa bakınıp fotoğraf çekmenin rahatlığını yaşadık. Yemekler oldukça lezzetliydi. Belki bir daha fırsat bulabilir bir kez de akşam gider Ankara'yı bir de güzel bir gecede ışıl ışıl görebiliriz.

9 Haziran 2008 Pazartesi

Ankara'da sevdiğim yerler

Ankara'nın en sevdiğim caddelerinden biri Turgut Reis cadddesidir. Maltepe'ye (Yani Gazi Mustafa Kemal Bulvarı) paralel olarak eski Maltepe pazarına kadar uzanır. Sağlı sollu büyük ağaçlarla dolu, yemyeşil bir caddedir. Belli bir yerinden sonra yine Maltepe Pazarı'na kadar kocaman bir parkı olması da cabası. Eskiden o parktaki minik havuzlarda ördekler yüzerdi, çimlerin üzerinde dolanırdı. Uzun bir süredir yoklar. Çoluk çocuğun hayvanat bahçesine gitmeden ördek görmesi için bir tek Kuğulu Park kaldı elimizde, o da az kalsın elimizden alınıyordu, zor kurtuldu. Turgut Reis Caddesi trafiğin Maltepe'deki kadar olmamasıyla da sakin, huzurlu bir caddedir. Tandoğan'dan Kızılay'a giderken eğer yürüyecek vaktim varsa mutlaka o güzergahı tercih ederim. Geçen hafta yine oradan yürüyerek geçtim. Eski Maltepe pazarının yerine yapılan alışeriş merkezi inşaatına da baktım. Hemen hemen bitmiş gibi. Yeşil alanlar için de bayağı yer bırakmışlar, bakalım tamamlanınca nasıl olacak. Oradan yine ara sokaklardan önce Necatibey Caddesi'ne, oradan da Kumrular Sokak'a çıktım. Kumrular ayrıca sevdiğim bir sokaktır. Kalabalıktır, heryere araba park etmiştir ama sanıyorum Ankara'nın en yaşlı Çınar ağaçları oradaki kaldırımlardadır. Başınızı yukarıya kaldırıp dalların en son ulaştığı noktayı görmeye çalışmak beyhude bir uğraş, dalların heybeti ve bir nevi sonsuzluğu içinde kaybediyor insan kendini. En kısa zamanda tekrar oradalardan geçmeli ve bu sefer fotoğraflamalı...