bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Kutlu ve mutlu olsun

30 Ağustos Zafer Bayramımız hepimize kutlu olsun. Milletçe kazandığımız en önemli zaferin yıl dönümünü kutlarken bugüne ulaşmamızı sağlayanları minnetle analım. Sayenizde burada bunları yazabiliyoruz, mekanınız cennet olsun (ki zaten öyledir).

29 Ekim 2013 Salı

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlayana da kutlamayana da kutlu ve mutlu olsun. Hepimiz Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet sayesinde burada değil miyiz ne de olsa? Bakınız google bile kutlamış :)


15 Ekim 2013 Salı

İyi bayramlar


Trafik kazasız, sakar kasap habersiz, kurbanların kesilen diğer kurbanları görüp acı çekmeden doğru şekilde kesildiği, mutlu ve huzurlu, sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz, küçüklerin el öpüp bol bol para aldığı güzel bir bayram dilerim hepinize.

14 Ekim 2013 Pazartesi

Bayram öncesi çocuk gelişimi (kel alaka :) )

Arefe günü benim için bayram temizliğinin sonu demek. Aslında bugüne kadar bitmiş olmalıydı ama etrafta dolanan iki velet varken pek mümkün olmuyor. Bir yandan iş yapıp bir yandan "yapma oğlum, gelme çocuğum, sakın evladım, Berkeeeeeeeeeeeeeeeeee naptın sen" diye bağırıp çağırıyorum. Mutfakta birşeyler yiyen veya salonda televizyon seyreden çocukların hazır dikkatleri benden uzaklaşmışken içeriye kaçıp bir iki iş bitireyim derken dahili sensörleri hemen uyarı veriyor, yanımda bitiveriyorlar. Sonrasında da "anne napıyorsun? oraya nasıl çıktın? düşeceksin" şeklindeki sohbetimiz arasında bir yandan da cam silmeye ve yere düşmemeye çalışıyorum. Oğlum sağolsun  en sonunda ben cam silerken içine su doldurduğum leğenimin yanına basmak suretiyle her yeri ve kendini su içinde bırakınca dünyalar benim oldu. Farkındaysanız ekseriyetle oğlandan bahsediyorum, oğlanlar çok yaramaz oluyor çoook.

Acaba birşeyleri yanlış mı yapıyorum diye çocuk gelişimi kitapları alayım dedim, yavrular uyurken internetten onu ekle bunu ekle derken 10 tane kitap atmışım sepete (aslında 11 idi ama birini geçenlerde çocuğu büyüyen ve ihtiyacı kalmayan bir arkadaşım vermişti). Sonra da evde neler var diye bir bakayım dedim. Meğer evde 4-5 tane kitabım varmış benim çocuk gelişimi hakkında, varlıklarını bile unutmuşum. Onlarla başlayıp sonra diğerlerini almaya karar verdim.Çok da kınadım kendimi. Varsa yoksa ders kitapları, projeler, makaleler. Oysa bunları da okumam lazım. Her ne kadar teorikle pratik uymasa da, içgüdüsel olarak bir şeyleri doğru yapıyorsam da okumam lazım sanıyorum çünkü bir yerde hata yapmış olmalıyım ki çocuklar bir süredir tırnak yiyor (önce kızım başladı sonra da oğlum). Aylardır tek bir el tırnağı kesemedim. Acı oje alayım dedim ama araştırdığımda gördüm ki uzmanlar sadece sorunu geçici olarak çözeceğini, altta yatan psikolojik problemi gizleyeceğini söylüyor. Ben de vazgeçtim ama alttaki sorun nedir (benim işe gidip gelmem mi yoksa) ve nasıl çözebilirim bilmiyorum. Belki kitaplarda bulabilirim.

Yine görüşürüz ama görüşemezsek hepinize iyi bayramlar.

29 Ekim 2012 Pazartesi

İyi bayramlar ve bayram gibi günler

Kurban Bayramını geçirdik, bugün ise en büyük milli bayramımız, Cumhuriyet Bayramı, hepimize kutlu olsun. Bu ara bize her gün bayram gibiydi çünkü bebeklerimle birlikteydik sürekli. 1 hafta boyunca anne ie baba attaya mama almaya gitmedi, çocuklar nasıl mtlu oldu anlatamam. Aile büyükleri, akrabalar da etrafta olunca nasıl şımaracaklarını şaşırdılar. Bebeklerim diyorum ama artık küçük birer çocuk oldular, oluyorlar. 9 Kasım minik meleklerimin yaşgünü, 2. yaşlarını kutlayacağız. Parti hazırlıklarına başladık kocamla. Yine aile arasında, yakın akrabalarla birlikte kutlayacağız. Birkaç arkadaşımızı da çağıralım istiyoruz aslında ama sanki insanlara "hediye alın da gelin" demek gibi olacağı için çekiniyoruz açıkçası.

Parti malzemelerimizi e-bebek ve partidunyasi.com'dan sipariş verdik. e-bebek'e özellikle bayılıyorum çünkü ne alırsanız alın en geç ertesi gün kargoya veriyorlar. Dün akşam verdik siparişimizi, bu sabah kargoya verildi bilgisi geldi :)

Partidunyasi.com'dan geçen sene de alışveriş yapmıştık. 1 yaş daha özel bir kutlama olduğu için daha çok aksesuar vs. var, 2-3 yaş için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim maalesef ama yine de alacak bir sürü şey bulduk.

Geçen seneki parti resimlerini yayınlamadım daha, çok tembelim. Ama size söz, bu seneki parti başlamadan geçen senekileri de koyacağım ki karşılaştırma olsun. Ya da ikisini birlikte koyayım, daha güzel olur.

Yine spagetti balonlardan aldım yavrularıma. Geçen sene minik köpekler yapmıştım balonlardan ama onlar pek farketmemişti, bu sene ne  de güzel oynarlar kimbilir. Hemen internetten araştırayım, nasıl yapıldığını unuttum çünkü :)

Pastalar için bonnyfood.com'dan minik keklerin olduğu bir doğum günü pastası almıştık, bir de üzerinde bebeklerimin olduğu bir yaş pasta yaptırmıştık, bu sene de herhalde benzer birşey yapacağız. 

Kargolar gelse de malzemeleri açıp baksak, çok heyecanlıyım. 

29 Ekim 2010 Cuma

Kutlamalar

Bugün 2 kutlamam var. Birisi elbette ki Cumhuriyetimizin 87. yılı için. Nice yıllara diyorum ama Cumhuriyetimizin ve Atatürk'ün kıymetini bildiğimiz yıllara...

2. kutlamam Deniz için. İyi haberleri var Deniz'in bizlere. Yine de dualarinizi, iyi dileklerinizi eksik etmeyin.

Her günümüz iyi haberlerle, iyiliklerle, güzelliklerle dolu geçsin.

10 Eylül 2010 Cuma

Bayram, kocam ve bebeklerim

Konu başlığındaki kelimeler birbiriyle alakasız gibi görünse de hepsini birbirine bağlayacağım merak etmeyin. Hatta ufak bir DIY bile olacak içinde.

Bayram kutlaması için biraz geç kaldım biliyorum. Biraz gecikmeli olsa da herkesin bayramının şeker gibi geçmesini diliyorum. Sonrasındaki referandumu da lütfen unutmayalım.

Bayram denince öncelikle akla gelen şeyler bayram temizliği ve bayramlık elbette. Bu sene bayramlık hususunda ne giyeyim derdim olmadı, giyebileceklerim sınırlı olduğu ve hamileliğimin son 2 ayını yaşadığım için yeni kıyafet almayı düşünmedim bile. Elbiselerimden birini giymeyi ve ve etrafta yürüyen çadır gibi dolanmayı planladım.

Giysi hususunu hallettik, sıra geldi temizliğe. İşte burada kocam devreye giriyor. Ben prensesler gibi otururken, sadece getir götür işlerini yaparken kocam bütün evi temizledi, sildi, süpürdü, inanmazsınız ama mutfak halısını bile sildi. O çalıştı ben yoruldum, o çalıştı benim uykum geldi resmen. Bu hamilelik döneminde bir kez daha aşık oldum kocama. Bu kadar şanslı bir kadın olduğum için bir kez daha şükrettim. Daha önce de yazdım ama bir kez daha yazacağım. Kocanın karısına ne kadar aşık olduğu hiç önemli değil, eğer içinden gelmezse yapmıyor kardeşim. Pek çok arkadaşım var hamile kaldıklarında kendilerine körkütük aşık olan kocaları hiçbir işin ucundan tutmayan.
Evlenmeden önce hiç iş yapmayan, yapsa da bir miktar söylenen kocam zamanla alıştı bu duruma ve hamileliğim süresince (önceki de dahil) prensesler gibi elimi sıcak sudan soğuk suya sokturmadı desem yeridir. Kullanmayı pek sevdiğim "hayat müşterektir" lafını o kullanır oldu artık. Market dönüşü torbaların bir kısmını taşımak istesem "senin taşıdığın yük daha fazla ve önemli" diyor, evde gizli gizli ütü yapmaya vs. kalkışsam "senin yaptığın iş daha yorucu ve önemli, dinlen" diyor. Ben bu adama bir kez daha aşık olmayayım da ne yapayım. Bebeklerim de çok şanslı böyle bir babaları olduğu için. Şimdiden onları birlikte oyunlar oynarken, bebeklere mama yedirirken, altlarını temizlerken, banyo yaptırırken görür gibiyim. İlgili bir koca ve ilgili bir baba herkesin başına diyorum.

Bebeklerimizin hareketlerini hergün hayranlıkla ve şaşkınlıkla izliyoruz, karnımın üzerindeki dalgalanmaların, çıkıntıların ellere mi ayaklara mı ait olduğunu tahmin etmeye çalışıyoruz. Bebeklerimiz hareketlenmeye başladıktan sonra mümkün mertebe birlikte olabildik, böylece kocam da bu güzelliklerden mahrum kalmadı. Artık izin alma dönemim yaklaşıyor, ilk zamanlarda mümkün olduğunca çalışmaya devam edip iznimin büyük kısmını doğum sonrasına aktarmak istiyordum ama kocamın yanında olup dinlenmek daha iyi olacak galiba. Bebeklerimizi riske atamam.

Artık bebeklerin son hazırlıklarını yapmamız lazım. Çoğu şeyi tamamladık zaten, birkaç parça birşey kaldı sayılır. Bir de bebek şekeri var tabii. İşte tatlı kocamla anlaşamadığımız yegane husus bu. Şekerlerimizi kendim hazırlamak, bebeklerimiz için birşeyler yapmak istemiştim. Ne bileyim, anneniz sizi çok seviyor demenin bir yolu olarak görüyorum bunu sanırım. Kocam ise hem uğraşmamı istemiyor hem de "bebeklerimize cicili bicili şeker alamayacak mıyız ne yani" diye bana sitem ediyor. İkimizin de hayalleri ve istekleri bu konuda farklı anlayacağınız. Bebekleri ben taşıyorum diye herşey benim istediğim gibi olacak diye düşünüp prenseslik işini biraz abartttım, onun bu konuda bir fikri olabileceğini düşünmemiştim. Hepinizin huzurunda özür diliyorum kocamdan.

Sorunu şimdilik şöyle çözdük. Biliyorsunuz Eskişehir-Ankara arasında süren bir yaşamımız var. Ben Ankara ayağı için istediğim şekerleri hazırlayacağım, Eskişehir ayağında ise kocamın istediği olacak. Güzel bir anlaşma değil mi. Böylece işe koyuldum.

Önce organze kumaştan veya tülden minik keseler ya da kare kumaştan kurdeleyle büzülen bohçalar yapayım, içine şeker, çikolatalı drajeler koyayım, üstüne de silikon tabancasıyla aldığım minik pembe ve mavi şemsiyeleri yapıştırayım diye düşünmüştüm. Sonra çok basit geldi gözüme. Sonra aklıma geçen yıl bir blogda gördüğü DIY kutular geldi. Kimin yazdığını hatırlayamadığım için internetten araştırmaya başladım ve bir sürü kutu şablonu buldum. Ne değişik şekiller var inanmazsınız. Kapaklı bir kutu yapmaya karar verip malzemelerimi aldım. Malzemelerim resimde gördüğünüz gibi pembenin ve mavinin değişik tonlarındaki kartonlar, yine aynı şekilde ama desenli defter kapları, pembe ve mavi kurdela, makas, uhu idi. Önce denemeler yaparak uygun boyutları tespit ettim ve kapaklar 10 cm'lik, kutu tabanları 9 cm'lik kareler olacak şekilde kartonlarımı kestim ve minik kutularımı hazırladım. Üzerlerine kartonun tonuna uygun defter kaplarından ince şeritler kesip yapıştırdım. Böylece kutularım hazır oldu.






Kutuları organze kumaştan kestiğim karelerin içine koyayım, kurdeleyle büzeyim dedim ama olmadı. Kumaşın kenarları çok kötü tirfillendi, kenarlarına sürfile yapsam çirkin duracaktı, ayrıca ne kadar ince kumaş olsa da içindeki kutular pek iyi görünmüyordu. Kumaşları bebekler için başka yerlerde kullanılmak üzere kaldırım ve kutuları kurdeleyle bağlamaya karar verdim. Oldu olacak isimlerini de yazayım üstlerine dedim ve minik kartonlara isimlerini bastırıp delgeçle uçlarından delik açıp kurdeleye geçirdim. Sonuçta ortaya çıkan şey şunlar oldu (İsimleri karaladım, kusura bakmayın, sadece baş harfleri bıraktım :) ). Yaklaşık 100 tane kutum hazır. İçlerine koymak için şeffaf jelatin de aldım ki çikolatalar kutuyla temas etmesin. Döndüğümde drajeleri içlerine yerleştirip kurdelelerle bağlayacağım.
Sadece akşamları yapabildiğim için tamamlanmaları biraz uzun sürdü ama büyük zevk alarak yaptım. Tek başlarına birşeye benzetemezseniz de bir sepet içine koyduğumda bir arada çok hoş duracaklarına inanıyorum. Bana ilham veren blogger arkadaşıma çok teşekkür ederim bu vesileyle. İsimlerinin altında doğum tarihlerini de yazmak isterdim (nikah şekerlerinde olduğu gibi) ama bilemediğim için yazamadım, sadece Ekim 2010 veya Kasım 2010 yazmak da saçma olacaktı. Olmazsa kendime birer tane ayırır, onların altına yazarım tarihleri bebeklerim doğduktan sonra.
Çok uzun bir post oldu, sabredip okuyan herkese teşekkür ederim.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Bayram güncellemesi

Bir bayram ve orta uzunlukta tatil daha geçirdik. Umarım herkesinki iyi geçmiştir. Benimki her seferinde olduğu gibi telaşlı başladı. Geçen Ramazan Bayramı'nda proje alımlarını yapmış, avansı kapatmak için koşturup duruyordum. Arife günü tamamlayabilmiştim herşeyi. Bu sefer de projenin 1. geliştirme raporunu teslim etme telaşım vardı. Neyse ki bitirdim, ferahladım.

Sonra eve gitme telaşım devreye girdi. Arife günü izin aldığım için çarşamba akşamdan yola çıkacaktım. Bildiniz, genel grevin olduğu gün. Hani gece 12'de trenler Sakarya'da durmuş, makinistler grevdeyiz demişti de insanlar o soğukta saatlerce bekleyip perişan olmuşlardır. Hızlı trende grev yoktu ama Eskişehir'den sonrasına gitmek mümkün değildi. Yolcular gece perişan olunca otobüs şirketleriyle anlaşmışlar, Eskişehir'den sonra yola otobüslerle devam ediliyordu. Neyse, geçti gitti. Umarım bir faydası olur da bu kadar insan boş yere perişan olmamış olur.

Bayram aile ziyaretleri ve dinlenmekle geçti. Bir de günlerin birbirine girmesiyle tabii. Çarşambayı cuma sanıyordum, cumayı ve pazar gününü ise pazartesi. Upuzun sandığım tatil birdenbire bitiverdi. Şimdi de salı gününü pazartesi bugünü ise salı sanıyorum. Herkes de benim gibidir sanıyorum.

FarvmVille'de ektik, biçtik kocamla. Çiftliğimizde hayvanlarımız vardı ama hiçbirini kesmedik. Eski Bayramları andık. Uluorta kurban kesiminin yasaklanmasının ne kadar doğru olduğundan dem vurduk. Lisedeyken hatırlarım, askeri lojmanlarda oturuyorduk da kantine gitmek için evden çıktığımda kurban kesenlerle karşılaşmamak için yolumu değiştire değiştire bir türlü gidemezdim de en sonunda gözlerimi kapatarak giderdim. Hoş, kurban kesim yerlerinde durum o kadar iyi değil. Birbirini görmemesi gereken kurbanlar bir kenarda bekleşirken hemen yanlarında kesim yapıyorlar, boynu kesilen hayvanlar kanları aksın diye o gariplerin önünde yan yana yatırılıyor. Hayvanların çektiği eziyete bakın. Sevap neredesinde peki bu işin ben anlamıyorum. Bu yüzden tek başıma 1 kez kurban kestim hayatımda. Bir kez de evlendikten sonra kocamla beraber. O 2 hayvan zamanı geldiğinde bizi sırat köprüsünden geçirir herhalde. Daha fazlasına ben dayanamayacağım çünkü. Kesenlere Allah kabul etsin diyorum ama bu şekilde toplu halde kesilen hayvanlara da acıyorum. O zaman et yeme sen de diyebilirsiniz tabii, en doğal hakkınız. Maalesef et yemeyi seviyorum. Mezbahalardaki kesim koşullarını gördüm mü? Hayır görmedim ama daha farklı şartlar altında olduğunu umuyorum.

Geçmiş bayramınız kutlu olsun.

5 Aralık 2008 Cuma

Bayram geliyor, bayram edelim

Bayramların benim için bu yılki anlamı tam 9 gün tatil yapmak, ama daha da önemlisi tam 9 gün evimde olmak demek. Yarından itibaren tam 9 gün evimde, kocamla birlikte olacağım. Çoğunuz için alışılmış birşey olabilir bu ama benim için çok anlamlı. Bayram temizliği de yapmalı. Geçen haftasonu İstanbul'da olduğumuz için bir önceki haftadan kalan ütüler yapılmalı, uzun süredir yıkanmayan perdeler yıkanmalı, meteorolojiden yağmur durumuna bakılarak cam silinmeli veya boşverilmeli, ev toparlanmalı, fırsat bulunursa ne zamandır yapılmadan bir kenarda duran puzzle'a bir iki parça daha oturtmalı, makaleler götürülüp ders çalışılmalı, kocayla birlikte (uyumamaya çalışarak) film seyredilmeli, bir ara fırsat bulup AROG'a mutlaka gidilmeli, kimsenin gelmeyeceği bilinse de çikolata-tatlı alınmalı, 1-2 arkadaşı ziyarete gitmeli ve tüm bunlar olurken diyete harfiyen uyulmalı :)




Hepinize şimdiden iyi bayramlar diliyorum. İstediğiniz gibi ve sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle :)

29 Ekim 2008 Çarşamba

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun

29 Ekim, çoğu milletin veremediği ve asla veremeyeceği bir mücadelenin resmi sonu. Vatanları için canlarını hiçe sayan insanların bizlere hediye ettiği ancak çoğu kişinin anlamını veya değerini bilmediği bir gün. Umarım bir gün herkes Atatürk ve silah arkadaşları, milli mücadele için herşeyini ortaya koyan şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla anar. Bu hafta Eskişehir'deyim demiştim, dün tören provaları vardı. Üzeirmizden vızır vızır uçaklar geçiyordu. Eskişehir'i bu yüzden de çok seviyorum. Şehrin hemen girişinde hava üssü olduğu için uçaklar sürekli eğitim uçuşu yapıyor. Hafta içi pek buralarda olamadığım için çoğunlukla kaçırıyorum ama o uçakların kulakları sağır eden gürültüleri bile bence harika. ne bileyim, içimi büyük bir gurur ve mutlulukla dolduruyor. (Havacı kızı olmamın etkisi vardır mutlaka, ya da Ankara'da askeri uçakların geçişini pek farkedemeyişimizin). O yüzden dünkü provalar sırasında ne zaman uçak sesi duysak kocamla birlikte pencere önüne fırladık. Bazıları o kadar yakından geçiyordu ki inanamadık. Hemen fotoğraf makinemi kapıp fotoğraflarını çekmeye çalıştım ama yakından geçenleri maalesef kaçırdım. Makine bir süre kullanılmayınca kendini otomatik olarak kapatıyor. Aleti açıp hızlı çekim modunu seçene kadar uçaklar çoktan gitmiş oluyor. Böylece 3'lü bir grubu kaçırdım mesela ve makineye ve üreticilerine saygılarımı sunup durdum. Sol tarafa yakalayabildiğim bir kareyi koyuyorum. Apartmanla olan mesafesine bakarsanız ne kadar yakın geçtiklerini fark edebilirsiniz ki bundan daha yakın geçişleri de oldu. Hak etsin etmesin, herkesin, hepimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

5 Ekim 2008 Pazar

Bayram da bitti gitti

9 günlük tatili bitirdik. Başlarda hiç bitmeyecek gibi geliyordu, dile kolay, tam 9 gün. Ama bitti işte, pazar geliverdi. Yarın sabaha yine geri dönüş var benim için.

Bol bol dinlendiğim bir tatil oldu bu. akademik açıdan pek verimli değildi maalesef, hazırlanacak bir poster, düzeltilecek bir makale ve ekstra işler hala tam olarak bitmedi. Tatil modundan çıkamıyorum ama bu kadar da olsun. Tam 9 gün boyunca evimde oturmak, kocamla birlikte vakit geçirmek benim için paha biçilemez bir lüks. Ankara'ya dönünce hız veririm çalışmaya.

Bu tatil akademik açıdan sönük olsa da ev açısından çok parlak geçti. Kocamın ellerine sağlık tabii. Ne zamandır mutfağı boyamak istiyorduk. Boyayı almıştık bile. Aslında Mutfak, antre ve oturma odası üçlüsünü boyayacaktık, yaz tatilinde diğer ikiliyi halletmişti becerikli kocam, bunu da bayram tatilinde yaparız demiştik. (Yaparız, ederiz yazdığıma bakmayın, ben sadece getir, götür, onu sil, bunu kaldır yapıyorum, çırak kadar bile faydam yok, ustabaşı götürüyor tüm işi). Geçen cuma kocam bana sürpriz yapmaya karar vermiş, mutfağı boyamış. Eski su yeşili, soğuk görünümlü mutfaktan şimdiki sıcak pembe mutfağa dönüşmüş. Perdeler, duvardaki tablolar bile farklı görünüyor sanki. Bir renk bu kadar mı değiştirir yaşanan yeri. Ve bir insan sırf karısı mutlu olsun diye sabahtan akşama durmadan çalışıp tüm boya badana işini halleder mi. Helal olsun ona.

Kocamın ev bakımı bununla da bitmedi. Muhtelif zamanlarda banyonun kabaran tavanını kazıdı ve boyadı, bilimum musluk contasını değiştirdi, hatta duşakabini komple söktü, temizledi ve tekrar monte etti. Duşakabin yeni alınmış gibi oldu. Üşenmeden yaptı valla helal olsun.

Evde becerikli bir erkeğin olması harika birşey. Bir arkadaşımın kocası korniş taktırmak için adam çağırıyordu, onlarla kıyasladığımda benimki süpermen gibi birşey oluyor. Bir de şu var, benim babam da ev işleriyle pek alakadar olmaz. Bizim evin ustabaşı hep annem olmuştur. Kah orayı burayı boyar, kah elektrik tesisatıyla uğraşır, matkapla duvar deler vs, inanılmaz bir kadındır. Bir nevi MacGyver. Ben de herhalde annemin etkisi olacak Praktiker, Koçtaş gibi mağazaları gezmeye bayılırım. Kocam da becerikli olunca buralarla daha bir ilgilenir oldum. Geçenlerde yine Koçtaş'tayken toz maskelerinin olduğu kısımda maskenin birini elime almış, bir türlü bırakamamıştım. Kocam da istiyorsan alalım demişti. Almayı çok istiyordum ama nerede kullanacağımı bir türlü uyduramamıştım. Fakültede lab.da kullanayım desem ne alaka, evde nerde kullanacağım peki? Normal doktor maskeleri gibi değil bu, sert, belli bir kalıbı olan ve ucunda toz filtresi bulunanlardan. Hızarla kereste keseceksem tamam ama kesme tahtası üzerinde marul keserken kullanamayacağım bir şey. Makul bir neden bulamadığım için yerine bırakmıştım, ama hala aklımda anlaşılan. Fakültede de bir tornavida takımım vardır. Geçenlerde printer kağıt sıkıştırıyordu, aleti neredeyse komple sökmüştüm ama sorun silindirleri kaplayan, herhalde sıcağa karşı yalıtım yapan naylon kılıklı bir kılıfın parçalanmasıymış, elimden gelen bir şey olmadı yani.

Neyse, bu yazı kocamın meziyetleri üstüneydi, benim değil. Aman nazar değmesin, elleri dert görmesin onun. Sizlerin evlerinizde de birer MacGyver olması dileğiyle, ama erkek ama kadın...

30 Eylül 2008 Salı

İyi bayramlar

Her sene Ramazan Bayramı'nda "eski Ramazanlar şöyleydi böyleydi, akşam iftardan sonra Direklerarası'na gidilirdi, ah ah, vah vah temalı programlar, konuşmalar olurdu. Bu sene ya azaldı ya da ben denk gelmedim. İyi ki de gelmemişim. Sizi bilmem ama her sene her sene aynı şeyleri duymaya sinir oluyorum. O zamanın şartları oymuş kardeşim, şimdiki de bu. O zamanlarda televizyon, internet olsaydı sorardım ben size o bahsettiğiniz eğlenceler olur muydu. Herkes evinde oturur tv seyreder, internetten facebook'a bakardı. Bu iletişim araçları piyasada yokken tabii ki etraftan haber almak için eşe dosta uğrayacak sohbet edeceksin. Gazete okuyacaksın elbette ama günde sadece bir kez basılacak, son dakika haberlerini şimdiki gibi internetten okuyamayacaksın. Gaz lambası ışığında oturmak yerine kendini dışarı atacak, nispeten aydınlık, şen şakrak yerlerde dolaşacaksın. Ama herşeyin bir zamanı var. Bugünün şartları da bu ne yapalım. Adapte olacaksın şekerim, adapte. Bu sene belki de bu yüzden Bonuscard'ın Ramazan alışverişi reklamını çok beğendim. Hani bonus kafa dede bonus kafa torununa "Şimdiki Ramazanlar çoooook daha güzel" diyordu. Geçmişi analım, özleyelim ama fazla da abartmayalım ne dersiniz. Herkese iyi bayramlar, mutlu, huzurlu ve bol yağışlı günler dilerim...