anaokulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anaokulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2014 Çarşamba

Olacak galiba

Dün alıştırma döneminin parçası olarak çocukları saat 16:00 gibi almamız gerekiyordu. Ben de fakülteden erken çıkıp bir önceki trene bindim ve 16:30 gibi kocamla birlikte çocukları aldık. Oğlan sabah 5:45, kız 6:00'da kalkmıştı, öğle uykusu da olmayınca akşamki durumumuzu çok merak ediyordum. Önce hep birlikte market alışverişine gittik. Kızım uykusuzluk nedeniyle coşma belirtilerini orada göstermeye başladı, idare ettik. Eve geldik, yemek yemeyeceğiz dediler. Ne yediklerini açıkçası bilmiyoruz hiçbirşey anlatmıyorlar, herhalde öğretmenlerine sormamız gerekecek. Gerçi ben özellikle oğlanın aç kalacağını sanmıyorum, ikisi de acıkınca dolabı açıp istediklerini alıp yiyen çocuklar ne de olsa, yemek bulunca kaçırmazlar diye düşünüyorum. Biraz İtfaiyeci Sam seyredip bisküvi yemek istediler, yanlarına süt koydum. Sonra yanımıza mutfağa gelip yemek yemek istediklerini belirttiler, biz de sevindik.

Ben ortalığı toplayıp yarının yemeğini yaparken yavaş yavaş coşmaya başladılar. Artık biliyorum, kontrol edilemez kikirdeme, sağa sola koşturma, kesinlikle söz dinlememe varsa feci halde uykuları gelmiş demektir. 20:00'de yatırmayı planlamıştım ama kavga dövüş 20:30'a kaldı. Giyin, toparlan derken 20:36'da ikisi de mışıl mışıl uyuyordu. İnanamadım. Sonrası tamamen bana kalmıştı, televizyon izleyebilir, kitap okuyabilir, makale yazabilir, bilgisayarda amaçsızca gezinebilirdim ama olmadı, uyku bastırdı :)

Artık her akşam böyle olacaksa harika bir şey. 5 yaş grubunu anaokulunda uyutmuyorlar (herhalde ilkokula hazırlık için).Böylece erken yatıp erken kalkmaya alışacaklar. Hafta sonları da günümüz bize kalacak. Tamam onlar öğlen uyurken ben de kendi işlerime vakit ayırabiliyordum ama bir yere gideceksek (misafirlik, alışveriş hatta plaj) günümüz iyice bölünüyor, onların uyku düzenine göre hareket etmek zorunda kalıyorduk, uyutmayınca da Dr. Jekyll ve Mr. Hyde misali coşuyorlardı. Umarım bu düzene kısa sürede alışırlar ve umarım uyuma hormonu gece yeterince salgılanır da öğlen uykusuna gerek kalmaz.

23 Eylül 2014 Salı

Anaokulu serüvenimiz yeniden başladı

Geçen haftaki alıştırma döneminde ancak 2 gün gidip hastalanarak ara verdiğimiz anaokulu serüvenimize dün yine başladık. Kreş ve anaokuluna giden çocuklar çok sık hastalanır bilirim, mutlaka birinden hastalık kaparlar, normaldir ama benimkiler gündüz 26 gece 7-9 derece olan hava sıcaklığının etkisiyle kendiliklerinden hastalandılar sanıyorum. Kızımda başlayan soğuk algınlığı oğluma da bulaştı (ama grip değildi neyse ki, ateşleri de hiç çıkmadı şükür), biz de diğer çocuklara da bulaşmasın diye  toparlayana kadar göndermeyelim dedik, bir de bize verdikleri kağıtta "çocuğunuz hastalanınca lütfen getirmeyin" yazıyordu. Tecrübesizlik de var tabii, oğlu geçen sene kreşe başlayan bir arkadaşım "keşke sorsaydınız, burnu akıyor diye göndermemişsiniz ama öyle olsa kışın hiçbir çocuk okula gidemez" dedi. Doğru vallahi, sormadık. Oysa ne planlarımız vardı o hafta için. Çocuklar ilk 3 gün yarım hafta gidip alışacak, sonra da tam güne geçeceklerdi. Ben de o hafta izin alıp çocuklara yardımcı olacak, tam gün gittikleri 2 günde ise boş ve sessiz bir evin nasıl bir şey olduğunu görüp içim burularak eksik işlerimi tamamlamaya çalışacak hatta kendime yeni işler icat edecektim. Kısmet değilmiş.

Cuma gönderecek gibiydik ama "anaokulu yeni yerine taşınacak herşey karışık getirmeyin" dediler. Sonuç olarak dün tekrar başladık. 2. günde kızım biraz ağladığı için alıştırma dönemine devam edelim, yarım gün gelsinler dediler. Yeni yere gerçekten taşındılar mı, ya taşınmadılarsa, ya iyileşmediler diye almazlarsa, iznim bitti fakülteye dönmem lazım keza kocamın da kendi fakültesinde işleri yığıldı düşünceleri arasında evden çıktık.

Endişeli olsak da hayatımdaki en mutlu günlerden birini yaşadım dün. Maaile arabaya doluşup çıktık sabah erkenden. Önce beni istasyona bırakıp el salladılar, ben trenime bindim, babaları da anaokuluna bıraktı meleklerimizi. Sizler için belki normal bir şey ama geçenlerde dedim ya, çekirdek ailemiz olarak yeni hayatımız başladı bizim, bizim için bir ilkti bu.

İyi haber yoldayken geldi. gerçekten de yeni yerlerine taşınmışlar. Eski binaları pek iç açıcı değildi açıkçası. Tıp Fakültesi'nin altındaki zemin katı vermişlerdi (zamanında bizimki de Jeoloji Bölümü'nün altındaydı, sonradan kendilerine ait bir binaya geçmişlerdi), pek gezme fırsatım olmamıştı ama internette kreş araştırırken gördüklerimize de pek o kadar benzemiyordu. Ama yeni yerleri rüya gibi. Binanın inşaatı bitmeden önce çocukları götürüp göstermiştik, çizgi film karakterlerinin resimlerinin boyandığı dış duvarları vardı. Kızım görünce mutlulukla ellerini çırpmıştı, biz de içi nasıl olacak diye merak ediyorduk. Neyse ki kocamın yolladığı resimlerle merakımı giderdim. Öncelikle çok aydınlık olmasına bayıldım. Sınıfları deseniz harika, bir sürü oyuncak ve aktivite eşyası dolu. Resmen çocuk olsam da beni de alsalar diye düşündüm. Yeni haliyle bir üniversite kreşinden ziyade özel kreş gibi duruyor. Çocuklar da sevmiş görünüyor. Ortak alandaki top havuzlu kaydırağa ve bisiklete hemen kurulmuşlar mesela, daha ne olsun. Umarım mutlu ve sağlıklı olurlar, öğretmenlerini ve arkadaşlarını severler, başka bir dileğim yok şu anda :)

Bunlar ortak alanlarının resimleri:





Bu resimler de sınıflarından:






19 Eylül 2014 Cuma

Bir dönüm noktası daha

Şu yazıyı yazdığımda yeni başlangıçlara doğru ilerliyordum. Hayatımda yeni bir dönem başlıyordu. Eylül 2014 itibariyle bir başka dönüm noktasını daha yaşamaya başladık. Çocuklarım anaokuluna başladı (sayılır) :)

Bebeklerimin (kocaman oldular ama hala benim bebeklerim) doğduğu 9 Kasım 2014'ten bu yana evimizde hep dönüşümlü olarak anneanne-babaanne oldu. İkiz bebek oldukları için yatılı kalıyorlardı elbette. Çocuklar büyüdükçe dedeler de eşlik etmeye başladı. Allah hepsinden razı olsun, onlar olmasaydı bebeklerimizi maddi manevi bu kadar rahat büyütemezdik. Anneanne ve babaanne tek başlarına bakabilse de bakıcı tutmak gerektiğinde mutlaka tek bakıcı yapamıyorum diye arıza çıkaracak, iki bakıcı tutmak zorunda kalacaktık. Ankara'ya gidip geldiğim için aklımız da çocuklarda kalacaktı. Sağolsunlar bu yaşa kadar getirdik el birliğiyle. Ama çekirdek ailemiz ancak hafta sonlarında ve yegane evde olduğum zamanlar olan tatillerde birlikte olabiliyordu. Çocuklar bile yatak odamızı anneannenin ve babaannenin odası olarak biliyorlardı (yaklaşık 4 yıldır kendi yatağımda yattığım geceler toplamda 2 ayı geçmez herhalde).

Öğle uykusundaki tuvalet sorunumuzu çözememiş olduğumuz ve çok da küçük oldukları için (ve hazır bakan da olduğu için) kreşe vermeyi 4 yaşa ertelemiştik.

Ama artık anaokulu zamanı geldi. Çocuklarım 15 Eylül itibariyle anaokuluna başladı. (Bu da ayrı bir yazı konusu aslında, Sicilya'da kongredeydik, 14'ü gece evde olacaktık ancak ama uçak rötar yapınca son hızlı treni ve erken otobüsü kaçırıp otogardan ilk bulduğumuz otobüse atlayıp  5'e doğru evde olup 2 saat uykuyla çocukları yetiştirdik.)

Sonuç olarak artık hayatımızda yeni bir dönem başlıyor. Çekirdek ailemiz olarak baş başa olacağımız, kendi odamızda uyuyabileceğimiz, çocukların da bizle birlikte sabah okula gidip akşam eve döneceği günler başladı. Anlayacağınız hayatımız düzene girecek. Bakalım bizleri nasıl günler bekliyor.....

derken çocukları 2 yarım gün bırakabildik ancak, 2. günün akşamında kızım hastalandı. Binaların içi soğuk, herhalde üşüdü, biz de hava sıcak diye kısa kollu giydirmiştik dışarıdaki havaya kanıp. İyileşsin diye uğraşırken tabii ki oğlana bulaştı. Sonuç olarak 2 gün gidip 2 alıştırma gününü pas geçmek zorunda kaldık. Bugün götürelim derken anaokulu yeni yerine taşınacak dediler. Yani hayatımızda yeni bir dönem başlar gibi oldu ama tam başlayamadı. Umarım pazartesi günü her şey normale döner.