aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2010 Salı

İşte Sevgililer Günü yazım

Kim ne derse desin, ben Sevgililer Günü'nü kutlamayı seviyorum. Küçük de olsa hediye almak, vermek hoşuma gidiyor. Haa, sen 364 gün öküz olursun da kalan 1 günde karını hediyelere, çiçeklere boğarsın, işte o olmaz. Sevgini göstereceksin ki o kalan 1 günde taçlandırasın.

Bu hafta benim için çok daha özel ve güzel bir hafta aslında. Herkes sadece Sevgililer Gününü kutlarken ben 3 önemli tarihi bir arada kutluyorum çünkü. Daha önce yazmışımdır belki ama tekrar yazıyorum işte, dedim ya önemli benim için.

İlki sevgilimin doğum günü: 9 Şubat
İkincisi tanışma yıldönümümüz: 11 Şubat
Üçüncüsü de herkesin Sevgililer Günü.

Sevgilimin yaşgünü benim için 5 yıl önce anlam kazandı, daha öncesinde onu tanımıyordum. Hatta sadece yaşgününden 2 gün sonra onunla tanışacağımı da bilmiyordum. Yaşgünü mumunu bensiz son kez üflediğinde dilediği dileği bilmiyordum. Aynı şekilde o da hemen hemen aynı zamanlarda benim de bir dilek dilemiş olduğumu bilmiyordu. İkimiz de dileklerimizin bu kadar kısa sürede yanıtlanacağını ve birbirimizi bulacağımızı bilmiyorduk. O dileklerden sadece 2 gün sonra karşılaşacağımızı, 14 Şubat günü sevgili olmasak da birbirimize mesajlar atacağımızı, sadece 2 ay sonra nişanlanacağımızı ve 8 ay sonra evleneceğimizi bilmiyorduk. İşte o yüzden o gün için aldığımız pastaya 6 mum diktik biz. 5 mum birlikte geçirdiğimiz 5 yıl 4 ay için, kalan mum da resmen birlikte olmasak da birbirimizin hayatına girmiş olduğumuz o ilk Sevgililer Günü için. Mumlarımızı üflerken yine ortak bir dilek diledik. Gerçekleşince söylerim belki.

Peki birbirimize ne mi aldık? Birşey almama konusunda anlaşmıştık aslında. Her sene anlaşıyor sonra da birimiz sürpriz bir hediye çıkartıyordu ortaya. Bu sefer böyle yapmayacağız derken sabah 9'da zil çaldı. Bizim zili genellikle yanlışlıkla çalarlar. Hatta geçenlerde yine bir başkası diye bizim zili çalan birine diafonda "yanlış çalmışsınız" yerine "yanlış gelmişsiniz" deyince bayağı bir gülmüştü kocam.

Ben yine zili kimbilir kim çaldı, kocam uyanacak tüh diye diafona seyirtirken "Kim o?" soruma karşı diafondan gelen "Çiçek" kelimesini duyunca anladım ne olduğunu. Sürpriz yapmayacağını söyleyen kocam bana harika bir orkide almış meğerse. Bütün gün çiçeğe baktıkça gözlerim doldu, hatta yaşlar süzüldü durdu. Hep mutluluk gözyaşları olsun hayatımızda, ben ağlamaya razıyım.

Geçmiş sevgililer gününüz kutlu olsun. Sevgiliniz yoksa umarım en kısa zamanda sizi en az sizin kadar çok seven, her yönden anlaştığınız, aynı anda aynı şeyleri düşündüğünüz bir sevgili bulursunuz. Herkes mutlu olsun, herkesin gözleri mutluluk gözyaşlarıyla dolsun.


14 Şubat 2010 Pazar

Sevgililer günü ama yazısı yarına

Sevgilisi olan olmayan, isteyen istemeyen, bugünü anlamsız bulan bulmayan herkesin sevgilileri günü kutlu olsun. Benim kutlamam hala devam ediyor. O yüzden yazısı ve fotoğrafları yarına. Bir güncük izin verin bana :)

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Şu aşk denen şey...

Her derde deva olan, ölümcül hastalıkların bile üstesinden gelen aşk bir tek kendini kurtaramıyor. Bir kez azalmaya başladı mı çaresi olmayan bir yola giriyor, bitiyor gidiyor. Çevremde öyle aşklar gördüm ki asla biteceklerine inanmadım. Form değiştirmesi normal bir süre sonra ama tamamen bitmesi inanılmaz. Aşkı bitiren şey sanki bir virüs, ister bünyede mevcut olsun ister sonradan dışarıdan alınsın tıpkı bağışıklık sisteminde olduğu gibi, ilişki zayıflayınca ortaya çıkıp hızla çoğalıyor, son sevgi liflerini tüketinceye kadar da durmuyor. Antivirallerin pek etkili olduğu söylenemez bu durumda, o büyük aşk yitip gidiyor. Bir arkadaşım "evlilikte çocuk şart" demişti geçen hafta konuştuğumuzda. "Daha doğrusu her türlü ilişkide uğruna emek harcanacak ortak bir gaye, bir amaç lazım". Çok haklı. Bu herhangi bir şey olabilir ama çocuk en güçlüsü. Projeler biter, hobilere vs duyulan heves söner ama annelik ve babalık ömür boyu sürer. Bundan daha güzel bir ortak amaç da olamaz zaten. Her zaman geçerli değil elbette, eğer virüs çok kuvvetliyse, aşk bitmiş, ilişkinin içi koflaşmış sadece dışında ince bir kabuk kalmışsa en ufak bir rüzgarda o da yıkılır gider, neler paylaşılmış ve daha neler paylaşılacak gözünün yaşına bakmaz bile. Hüzünlüyüm bu akşam. Bitme aşamasına tanıklık ettiğim bir aşk için üzülüyorum...