Pazar günü alt komşumun kış vakti şehir dışına çıkması hakkındaki sıkıntımdan bahsetmiştim. Ben öyle dememişim gibi babaları da bavulunu çantasını toparlayıp arabaya atlayıp gitmesin mi? Karısını çocuğunu almaya gitti desek pazar günü yola çıkılmaz ki, herhalde o da izin alıp bir süreliğine yanlarına veya iş gezisine gitti ne bileyim. Beni ilgilendiren kısmı artık akşamları da evde kimsenin kalmayacak olması. Dün sabah çocukları lahana bebeğe çevirdim resmen. Fanilalarının üstünde bir tişörtleri vardı zaten, bir tane daha giydirdim, onun üzerine uzun ve kalın bir yelek ve en üste de polar hırka. Yavrular şişirilmiş gibi dolanıyorlar evde. Ne kadar giyinsek de yerdeki soğuğu kesemiyoruz. Isınan hava yukarı çıkıyor malum, alltakiler yakacak da bizim zemin ısınacak yoksa ne yapsam nafile. Terliksiz basınca buz kesiyor ayaklar resmen. Yavrular arada ayakkabıları falan çıkartıp çoraplarla koşturmaya bayılıyorlar maalesef. Neredeyse her odada bir çift terlik, ev ayakkabısı tutuyoruz diğerlerini çıkardılarsa giysinler diye.
Elbette kombili evde oturanlara kış vakti şehir dışına çıkma yasağı koyacak değilim. Düğünü var, hastalığı var, tatili var, var da var. Ben de bir yere gidecek olsam aman üst kat komşum üşümesin diye kombiyi açık bırakacak değilim, kimse o kadar zengin değil. Ama en azından bu kış günü (hele de hava daha da soğuyacakken) şehir dışına çıkarken penceremi açık bırakıp gitmem. Dün akşam eve gelirken gördüm, bu sabah da teyit ettim, çocuk odasının penceresini açık bırakmışlar. Beynimden vurulmuşa döndüm resmen. Onların çocuk odasının üstü bizimkilerin de odası. Sabah işe giderken aceleden unutulabilir belki ama şehir dışına çıkacaksa birisi herhalde tüm kapıları pencereleri, fişleri falan kontrol eder diye düşünüyorum, unutulmuş olamaz. Özellikle açık bırakılsa sebep ne olabilir? "Sevgili hırsız kardeş bak biz evdeyiz, hatta o kadar evdeyiz ki sıcaktan bunaldık pencere açtık". Ya da "ev kapalı kalmasın, aman havalansın". Ya da "üst kattakilere gıcık oluyoruz, çocukları güm güm koşturup duruyor, biraz donsunlar da layıklarını bulsunlar, yüreğimizin yağları erisin".
Herhalde son yazdığım değildir (umarım) ama nasıl bir sebep olabilir aklım almıyor resmen. Zaten kombi yanmayan bir evi daha da soğutmanın anlamı ne? Hele de o odanın bizim çocukların odası da olduğu bilinirken. Benim cinsler üzerlerini örttürmekten nefret ediyorlar nedense, derin uykuda örteyim dediğimde bile hemen dönüp atıveriyorlar üstlerinden. Hal bu olunca iyice sıkıldım, üzüldüm ve son aşama olarak da sinirlendim. Ah bir vesile olsa da kendi evimizi alabilsek, şöyle ısıtması fevkalade olan merkezi sistem bir ev veya istediğim gibi yakıp kapayabileceğim, çocuklarımın gürültü etmesinden endişe duymayacağım müstakil bir evim olsa. Bu gidişle ben da çok yazı yazarım bu konuda :(
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Aralık 2013 Salı
1 Aralık 2013 Pazar
Yine kış geldi ve yine aynı terane
Ne bu bizim kaderimiz anlamadım ben. Tamam kış kışlığı yapacak (iğreniyorum aslında bu söylemden :) ) ama kışın donuyoruz arkadaş. Şu anda kombi gürül gürül yanıyor ama salonda sıkıca giyinik olmalarına rağmen kızımın elleri, oğlumun da yanakları buz gibi. Alt komşu sorunsalımız hakkında daha önce de yazdım durdum. En son serzenişim şuydu mesela, isteyen buradan okuyabilir. Bu yazıdan 9 gün sonra ise mutluluk içerisinde şu yazıyı yazmıştım. Ama boşa sevinmişim. meğerse.
1.5 yaşında bir oğulları vardı altımıza taşınan çiftin, sağolsunlar anlayışlılar da, onların da çocuğu olunca gürültümüzden o kadar şikayeti olmuyorlar ama biz yine de yerin dibine geçiyoruz çocukların hoplayıp zıplamasına engel olamayınca. Ancak kış kabusumuz hala devam ediyor. Altımızdakiler de pek sıcağa alışık değil, kapı pencereleri hep açık, kombiyi de fazla yakmadıklarını söylemişlerdi bir ara. Onların alt katı iyi yakınca ihtiyaçları olmuyor demek ki. Ve maalesef aileleri şehir dışında olunca evin annesi çocuğuyla birlikte gidip duruyor. Baba da zaten tüm gün işte, akşamları da herhalde kombiyle işi olmuyor. Bizim ev, özellikle de salon buzhane. Ne kadar yakarsak yakalım olmuyor, yavrular yerlere oturuyor, ayakkabılarını çıkarıp duruyor, buz gibi yerlere basıyor. Bir önceki kiracı neredeyse hiç kombi yakmazdı, kullanmadıkları odaları falan kapatırdı, onlardan öncekiler de tüm gün işte olup yakmaz, sonra da irili ufaklı her tatilde bir yerlere kaçarlardı. 9 yıldır burada oturuyoruz vallahi kombili evden nefret ettim artık. Merkezi ısıtmalı bir eve mi taşınsak diye düşünmüyor değilim sırf bu alt komşu şanssızlığımız yüzünden. :(
1.5 yaşında bir oğulları vardı altımıza taşınan çiftin, sağolsunlar anlayışlılar da, onların da çocuğu olunca gürültümüzden o kadar şikayeti olmuyorlar ama biz yine de yerin dibine geçiyoruz çocukların hoplayıp zıplamasına engel olamayınca. Ancak kış kabusumuz hala devam ediyor. Altımızdakiler de pek sıcağa alışık değil, kapı pencereleri hep açık, kombiyi de fazla yakmadıklarını söylemişlerdi bir ara. Onların alt katı iyi yakınca ihtiyaçları olmuyor demek ki. Ve maalesef aileleri şehir dışında olunca evin annesi çocuğuyla birlikte gidip duruyor. Baba da zaten tüm gün işte, akşamları da herhalde kombiyle işi olmuyor. Bizim ev, özellikle de salon buzhane. Ne kadar yakarsak yakalım olmuyor, yavrular yerlere oturuyor, ayakkabılarını çıkarıp duruyor, buz gibi yerlere basıyor. Bir önceki kiracı neredeyse hiç kombi yakmazdı, kullanmadıkları odaları falan kapatırdı, onlardan öncekiler de tüm gün işte olup yakmaz, sonra da irili ufaklı her tatilde bir yerlere kaçarlardı. 9 yıldır burada oturuyoruz vallahi kombili evden nefret ettim artık. Merkezi ısıtmalı bir eve mi taşınsak diye düşünmüyor değilim sırf bu alt komşu şanssızlığımız yüzünden. :(
3 Aralık 2012 Pazartesi
Kış kışlığını yapacak mı? - Pazartesi şarkısı - 28
Artık havalar soğuyacak dediler. Hava durumuna baktım, gerçekten de yarında itibaren 8-9 derece düşüyormuş. Benim melekler yataklarında başladıkları uykularına halının ve parkenin değişik kısımları üzerinde devam ediyorlar ve üzerlerinin örtülmesini de pek istemiyorlar nedense. O yüzden yere battaniye, yastıklar vs. serip duruyorum üşümesinler diye. Umarım gecenin soğuğundan çok fazla etkilenmezler ya da etkilenirler de yataklarında yatmayı öğrenirler artık.
Sabah feci bir yağmurla uyandık Eskişehir'de. İç karartıcı, karanlık bir hava vardı. Facebook'ta İstanbul'dan bir arkadaşımın "güneşli bir güne merhaba" yazısını görünce sinir olmadım da değil hani. Ankara'ya yaklaştıkça kararmış gökyüzü açıldı, güneş çıkmaya başladı. Yağmur buradan mı bize gelmişti yoksa Eskişehir'den Ankara'ya mı gelecek göreceğiz artık.
Bilimsel açıdan çok parlak geçmeyen bir haftasonundan sonra (büyük bir miktarı temizlikle vs. geçti, banyom reklamlardaki iğrenç banyolara dönüşmeden müdahale etmem gerekiyordu, kullandığım kimyasallar nedeniyle sonunda yoğurt yemem gerekti ama olsun, şimdi Mr. Muscle gelmiş de gitmiş gibi) gelelim pazartesi şarkımıza.
Yılların grubu Scorpions'dan yavaş başlayıp günün dinamiğine göre devam eden bir şarkı ekleyelim. Coming Home.
Hatta hızımı alamayıp son ve galiba en sevdiğim albümlerinden bir şarkı daha ekleyeyim dedim ama hepsi birbirinden güzel hangisini seçeyim bilemedim bir türlü. Bence siz şu şarkıyı dinleyin, sonra da hız kesmeyip tüm albümü dinleyiverin - You're loving me to death.
İyi haftalar hepinize.
Sabah feci bir yağmurla uyandık Eskişehir'de. İç karartıcı, karanlık bir hava vardı. Facebook'ta İstanbul'dan bir arkadaşımın "güneşli bir güne merhaba" yazısını görünce sinir olmadım da değil hani. Ankara'ya yaklaştıkça kararmış gökyüzü açıldı, güneş çıkmaya başladı. Yağmur buradan mı bize gelmişti yoksa Eskişehir'den Ankara'ya mı gelecek göreceğiz artık.
Bilimsel açıdan çok parlak geçmeyen bir haftasonundan sonra (büyük bir miktarı temizlikle vs. geçti, banyom reklamlardaki iğrenç banyolara dönüşmeden müdahale etmem gerekiyordu, kullandığım kimyasallar nedeniyle sonunda yoğurt yemem gerekti ama olsun, şimdi Mr. Muscle gelmiş de gitmiş gibi) gelelim pazartesi şarkımıza.
Yılların grubu Scorpions'dan yavaş başlayıp günün dinamiğine göre devam eden bir şarkı ekleyelim. Coming Home.
Hatta hızımı alamayıp son ve galiba en sevdiğim albümlerinden bir şarkı daha ekleyeyim dedim ama hepsi birbirinden güzel hangisini seçeyim bilemedim bir türlü. Bence siz şu şarkıyı dinleyin, sonra da hız kesmeyip tüm albümü dinleyiverin - You're loving me to death.
İyi haftalar hepinize.
4 Mart 2012 Pazar
Artık yeter ama kar
Gerçekten de artık yeter. Her sene kar yağmasını bekledik, bari yılbaşında yağsa da karlı bir yılbaşı gecesi görelim dedik ama bu kadar fazlasını da dilememiştik. Kar bu yıl resmen bıktırdı kendinden. Haydi cemre düşünce havanın soğuması normal, alıştık buna ama yine kar yağmasını beklemiyordum. Buzlu kaldırımlarda yürümeye çalışmaktan, buzlar tam eriyor diye sevinirken üstüne tekrarkar yağmasından bıktım.
Aşağıdaki fotolar cuma sabah 7:20 gibi çekildi. Haydi son kar olsun bu, tüm gece yağdı ama erisin artık derken hala aralıklarla yağıyor. Yeter ama ya, Kıbrıs'a bile kar yağmış, olmuyor ama.
27 Ocak 2012 Cuma
Beterin beteri varmış
Gerçekten de beterin beteri varmış. Çarşamba günü kendimi kahrettiğim yetmemiş, daha çekeceğim varmış. Bugün mesela, sabah 9'da bindiğim tren ancak 12:53'te gara girebildi. Yolda 1.5 saat kadar durduk. Sanıyorum elektrik aksamında bir sorun vardı, ışıklar, klima falan söndü, marş basmayan arabalar gibi çalışıp 20-30 cm sonra dura dura gittik, Polatlı istasyonunda durduğumuzda yanda duran Konya hızlı treninin kokpit kısmından bizim arka tarafın fotoğraflarını çekip durdular, artık sorun neyse. En sonunda vardığımızda yaklaşık 4 saatlik bir yolculuk yapmış olduk. Sınav notları vs. girilmeyecek, çıktıları imzalanmayacak olsa gider miydim bu karda kıyamette, son güne bırakınca işleri gitmek zorunda kaldım maalesef. Dönüş için 15 trenine yer bulamadığım için otobüs bileti almıştım. Otobüsle paşalar gibi giderim diye düşünürken AŞTİ'ye varıp internetten aldığım biletimi bastırmak istediğimi söylediğimde yazıhanedeki görevli "15 seferi iptal oldu" diyiverdi. Neden, nasıl olur diye kafamdan aşağı kaynar sular dökülürken Eskişehir-Ankara karayolunun kapandığını söylediler. Sabah giden arabalar bile hala Sivrihisar'da bekliyormuş, ileriye gidememiş. 7 küsür yıllık evliliğim boyunca o yolun kapandığını hiç duymamıştım, şansıma küseyim. Hemen kocamı aradım, bir ihtimal TCDD sitesine girip 18 için bilet varsa almasını rica ettim. Şansıma herhalde iptal eden birisi var ki bilet bulabildim. Gerçi şans mı değil mi, akşama göreceğiz. Websayfalarına gidip "18 tren seferi iptal oldu" gibi bir yazı görmekten korkuyorum. O da iptal olursa artık kös kös annemlerin evine doğru yola çıkacağım demektir. İptal olmazsa da kaç saatte gideceğimizi Allah bilir.
Gelmeye çalışıyorum bebeklerim. Olmazsa denemediğim bir havayolu kaldı, İstanbul üzerinden eve gelmeyi deneyeceğim :)
Gelmeye çalışıyorum bebeklerim. Olmazsa denemediğim bir havayolu kaldı, İstanbul üzerinden eve gelmeyi deneyeceğim :)
20 Ocak 2012 Cuma
Soğuk + ilginçlikler
Eskişehir Ankara'ya kıyasla daha soğuk. Dün sabah gara gitmek üzere otobüs durağına giderken -17 olduğunu gördüm hissedilen sıcaklığın (bizim sokak, park yeri vs. feci buzlu olduğu için arabayı park yerinden çıkartamıyoruz, ben de paşa paşa otobüsle gidiyorum). Sabah yanından geçtiğim bir arabanın karlı camına çocuklar bir yazı yazmıştı. Kirli arabalara klasik yazılan yazıyı bilirsiniz beni yıka diye. Bunda ise "beni ısıt" yazıyordu. Elimi eldivenden çıkarmam gerekmeseydi sizin için fotoğrafını çekecektim ama o soğukta cesaret edemedim, artık benim ifademe güveneceksiniz.
Yolda sıcak trende 200 km hızla giderken (hava muhalefeti nedeniyle 250 km'ye çıkamıyoruz) ve sıcak çay yudumlarken camdan dışarı bakıp uçsuz bucaksız bir beyazlık görmek çok güzel oluyor. Bu güzellikleri de olmasa zaten kış hiç çekilmez değil mi.
Gelelim bu yazının konusu ikinci ilginçliğe. Gçenlerde Sincan durağına geldiğimizde dersanelerin çok fazla olduğu bir caddede değişik ilanlara takıldı gözüm. Dersanenin birisi STS (Seviye tespit sınavı) tarihini yazmıştı. Diğeri sınavın adını değiştirmiş Bireysel Başarı Sınavı demişti. 3. gördüğüm ve en gerçekçi bulduğum ilan ise Hasar Tespit Sınavı diyordu. Helal olsun dedim adamlara, çocuklarım uygun yaşta olsalar o dersaneye verirdim doğrusu. Adamlar en azından dürüstler ne de olsa :)
Yolda sıcak trende 200 km hızla giderken (hava muhalefeti nedeniyle 250 km'ye çıkamıyoruz) ve sıcak çay yudumlarken camdan dışarı bakıp uçsuz bucaksız bir beyazlık görmek çok güzel oluyor. Bu güzellikleri de olmasa zaten kış hiç çekilmez değil mi.
Gelelim bu yazının konusu ikinci ilginçliğe. Gçenlerde Sincan durağına geldiğimizde dersanelerin çok fazla olduğu bir caddede değişik ilanlara takıldı gözüm. Dersanenin birisi STS (Seviye tespit sınavı) tarihini yazmıştı. Diğeri sınavın adını değiştirmiş Bireysel Başarı Sınavı demişti. 3. gördüğüm ve en gerçekçi bulduğum ilan ise Hasar Tespit Sınavı diyordu. Helal olsun dedim adamlara, çocuklarım uygun yaşta olsalar o dersaneye verirdim doğrusu. Adamlar en azından dürüstler ne de olsa :)
11 Ocak 2012 Çarşamba
5 Ocak 2009 Pazartesi
Sobanınkiler bitmeden kombininkiler başladı
Maalesef bahsettim şey CO yani karbon monoksit zehirlenmesi. Yılbaşını kutlamak için bir araya gelen ama kutladıkları yılın ilk saatlerinde 7 gencecik insanın hayatını çalan şey. Soba zehirlenmelerini sıkça duyardık, taktırdığımız kombilerin bizi buna karşı koruduğunu sanıyorduk ama yanılmışız. Soba gibi bireysel eylemler yerine ortak baca aracılığıyla toplu eylemlere başlamış meğerse.
Okumuşsunuzdur, gençlerin apartmanında aspiratör ve kombi ortak bacaya açılıyormuş ve bu tamamen yanlışmış. Aspiratörden gelen yağlar, yemek buharları bacayı tıkayabilir ve böyle bir faciaya sebep olabilirmiş ve olmuş da. Bu olaydan sonra bizim eve baktık ve aynı şeyi gördük, iki baca da ortakmış. Gerçi kombinin hemen yanında alarmımız var, ilk kaçak varlığında bizi uyarıp ortalığı inletiyor (sağolsun yanında deodorant bile sıkılsa avaz avaz) ama nolur nolmaz, bir kaçak olması durumunda ortak baca aracılığıyla bizim tarafın tümü gider. 9 katlı binada her katta 3 daire var, varın siz hesaplayın etkilenen kişi sayısını (ölü demeye dilim varmıyor). Kocamla inşallah bize bir şey olmaz diyebildik sadece, kaç yıldır bu apartmanda oturuyoruz, haydi hayırlısı.
Dün 12 gibi markete alışverişe gitmiştik. Evden çıkarkan kapıda ESGAZ'ın 2 tane doğalgaz acil arabasını gördük. Herhalde birileri olaydan etkilendi, kontrol ettirmek istiyor, ya da ESGAZ evleri rutin olarak kontrole başladı dedik. döndüğümüzde apartmandan bir sürü insan aşağıdaydı ve birşeyler tartışıyordu. Karşı komşumuz olan amcaya sorup durumu öğrendik. Bizim baca sisteminde hatalar bulmuşlar. Öncelikle mutfak camlarına konan havalandırma deliklerinin kapatılmaması gerekirken şöyle bir baktığınızda çoğunluk bir şekilde kapamış (ama kapamayınca da öyle bir soğuk giriyor ki eve inanılmaz, millet ne yapsın), sonra aspiratör çıkışlarının kapatılması ve kombilerdeki alüminyum boruların çelik borularla değiştirilmesi gerekiyormuş. Ekip doğalgazı kesmiş. Bunları düzeltmezseniz açmam gazınızı diyor adam haklı olarak. Ama hava soğuk (neyse ki cumartesi kadar soğuk değildi) ayrıca pazar günü, nasıl yaptırılsın. Apartman sakinleri etme eyleme, pazartesi yaptıralım diyor ama ekip şefi diyor ki "haydi ben açtım gazı gittim, bir ihbar olursa ya da gaz kaçağı olursa beni kim kurtaracak?" Adam haklı. Ama sonuç ne? Haydi yaptırıldı diyelim, evde olmayan insanlar, boş daireler var, onlar ne olacak? "Ben gelir kontrolümü yapar gazı açarım, uygun olmayan daireleri mühürlerim diyor adam." Aldı mı bizi kara kara düşünce. Bu iş bugün olmaz da yarına kalırsa ne yapacağız, elektrik sobasıyla ısınmaya çalışırız, yemeği de fırında yaparız tamam ama ya yarın ne olacak? Ben Ankara'ya dönüyorum, kocamın fakültede feci işi var, final dönemi başladı. Eve zamanında yetişemezse bir de mühür açtırmak için mi telef olacağız? Oturup kara kara düşünürken 1 saat kadar sonra Lider havalandırma diye bir şirket geldi. Ne olup ne bitiyor acaba diye anlamaya çalışırken de karşı komşumuz amca geldi sağolsun. Aspiratör bağlantılarını iptal ediyorlarmış, elinde 2 parça fayans, "ben bizimkini hallettim, sizinkini de kapatayım dedi". Sonra da sağolsun bize bilgi verdi. Firma bulunmuş neyse ki, öncelikle baca bağlantıları çelik boruyla değişecekmiş. Değişiklik yapıldıktan sonra ESGAZ ekipleri gelip kontrol edecek, ondan sonra da gazı açacakmış. Hemen biz de çelik boru isteyenlere adımızı yazdırdık ve beklemeye başladık. Bu arada amca bu işin kimin başının altından çıktığını anlatıyor. Biz haberlerden etkilenen birisi ihbar etti sanmıştık ama meğerse bu işi yapan kişi tam karşımızdaymış ve durum önce tedbir sonra tevekkül durumu değilmiş. Geçen hafta amcanın eşi yaşlı teyze kusmaya başlamış. Sürekli kusuyormuş kadıncağız, acile kaldırıp tüm tetkikleri yapmışlar, sonunda doğalgaz zehirlenmesi olduğu ortaya çıkmış. Amca "bana birşey olmadı o yüzden doğalgazın yaptığına ihtimal vermemiştik ama ESGAZ ekiplerini çağırınca kaçak olduğunu buldular" dedi. Mazallah, karşı katın tümü gidebilirdi, Allah korumuş. Hemen ekip çağırılmış ve gerisi yazdığım gibi. Sonrasında aspiratör bağlantımız söküldü, alüminyum borular çelik borularla değiştirildi (alüminyumu cart diye öyle bir yırtışları vardı ki yaşadığımıza şükrettik), çelik borunun duvara giren kısmı alçıyla kapatıldı ve ESGAZ ekibi onay verdikten sonra saat altıdan sonra doğalgazımız açıldı.

Aslında en güvenli olanlar hermetik kombilermiş, camdan çıkan ikili baca sistemleri var (her iki an
nemler taktırdığı için biliyorum), havayı dış bacayla alıp yanan gazı içerideki bacadan veriyor, böylece ne içerideki hava bitiyor, ne de evin içinde CO kaçağı oluyor. Bizim kombiler maalesef mutfağın yanında, antrede minik bir kombi odası var, onun içine konulmuş, tüm sıcak su bağlantıları orada. Mimar keşke planı çizerken farklı düşünseymiş. Mutfağa hermetik kombi almak yetmiyor yani, mutfak duvarlarının vs. kırılması ve sıcak su boru sisteminin değişmesi gerekiyor, bu da feci bir maliyet çıkması demek ki hangi evsahibi yaptırır bilmiyorum. Demek ki ev değiştirirken (Allahım bir yerden para yolla da kendi evimize çıkalım artık) kombi özelliğine de bakmak gerekecek.
Size tavsiyem eğer baca sisteminiz bizimki gibiyse belirttiğim değişiklikleri yapmanız. Firma çalışanları 1.5 metrelik çelik boru takılması için bizden 60 lira aldılar. Rayiç bu muydu yoksa hem pazar olması hem de durumun aciliyeti nedeniyle mi fiyat buydu bilemiyorum ama aklınızda soru işareti kalmasından iyidir.
Bu olay bize nezle-grip olarak geri dönecek sanıyorum ama çok şükür ki hayattayız, ya o gençler ne yapsın.
Hepinize sağlıklı ve doğalgaz kaçaksız günler diliyorum.
Okumuşsunuzdur, gençlerin apartmanında aspiratör ve kombi ortak bacaya açılıyormuş ve bu tamamen yanlışmış. Aspiratörden gelen yağlar, yemek buharları bacayı tıkayabilir ve böyle bir faciaya sebep olabilirmiş ve olmuş da. Bu olaydan sonra bizim eve baktık ve aynı şeyi gördük, iki baca da ortakmış. Gerçi kombinin hemen yanında alarmımız var, ilk kaçak varlığında bizi uyarıp ortalığı inletiyor (sağolsun yanında deodorant bile sıkılsa avaz avaz) ama nolur nolmaz, bir kaçak olması durumunda ortak baca aracılığıyla bizim tarafın tümü gider. 9 katlı binada her katta 3 daire var, varın siz hesaplayın etkilenen kişi sayısını (ölü demeye dilim varmıyor). Kocamla inşallah bize bir şey olmaz diyebildik sadece, kaç yıldır bu apartmanda oturuyoruz, haydi hayırlısı.
Dün 12 gibi markete alışverişe gitmiştik. Evden çıkarkan kapıda ESGAZ'ın 2 tane doğalgaz acil arabasını gördük. Herhalde birileri olaydan etkilendi, kontrol ettirmek istiyor, ya da ESGAZ evleri rutin olarak kontrole başladı dedik. döndüğümüzde apartmandan bir sürü insan aşağıdaydı ve birşeyler tartışıyordu. Karşı komşumuz olan amcaya sorup durumu öğrendik. Bizim baca sisteminde hatalar bulmuşlar. Öncelikle mutfak camlarına konan havalandırma deliklerinin kapatılmaması gerekirken şöyle bir baktığınızda çoğunluk bir şekilde kapamış (ama kapamayınca da öyle bir soğuk giriyor ki eve inanılmaz, millet ne yapsın), sonra aspiratör çıkışlarının kapatılması ve kombilerdeki alüminyum boruların çelik borularla değiştirilmesi gerekiyormuş. Ekip doğalgazı kesmiş. Bunları düzeltmezseniz açmam gazınızı diyor adam haklı olarak. Ama hava soğuk (neyse ki cumartesi kadar soğuk değildi) ayrıca pazar günü, nasıl yaptırılsın. Apartman sakinleri etme eyleme, pazartesi yaptıralım diyor ama ekip şefi diyor ki "haydi ben açtım gazı gittim, bir ihbar olursa ya da gaz kaçağı olursa beni kim kurtaracak?" Adam haklı. Ama sonuç ne? Haydi yaptırıldı diyelim, evde olmayan insanlar, boş daireler var, onlar ne olacak? "Ben gelir kontrolümü yapar gazı açarım, uygun olmayan daireleri mühürlerim diyor adam." Aldı mı bizi kara kara düşünce. Bu iş bugün olmaz da yarına kalırsa ne yapacağız, elektrik sobasıyla ısınmaya çalışırız, yemeği de fırında yaparız tamam ama ya yarın ne olacak? Ben Ankara'ya dönüyorum, kocamın fakültede feci işi var, final dönemi başladı. Eve zamanında yetişemezse bir de mühür açtırmak için mi telef olacağız? Oturup kara kara düşünürken 1 saat kadar sonra Lider havalandırma diye bir şirket geldi. Ne olup ne bitiyor acaba diye anlamaya çalışırken de karşı komşumuz amca geldi sağolsun. Aspiratör bağlantılarını iptal ediyorlarmış, elinde 2 parça fayans, "ben bizimkini hallettim, sizinkini de kapatayım dedi". Sonra da sağolsun bize bilgi verdi. Firma bulunmuş neyse ki, öncelikle baca bağlantıları çelik boruyla değişecekmiş. Değişiklik yapıldıktan sonra ESGAZ ekipleri gelip kontrol edecek, ondan sonra da gazı açacakmış. Hemen biz de çelik boru isteyenlere adımızı yazdırdık ve beklemeye başladık. Bu arada amca bu işin kimin başının altından çıktığını anlatıyor. Biz haberlerden etkilenen birisi ihbar etti sanmıştık ama meğerse bu işi yapan kişi tam karşımızdaymış ve durum önce tedbir sonra tevekkül durumu değilmiş. Geçen hafta amcanın eşi yaşlı teyze kusmaya başlamış. Sürekli kusuyormuş kadıncağız, acile kaldırıp tüm tetkikleri yapmışlar, sonunda doğalgaz zehirlenmesi olduğu ortaya çıkmış. Amca "bana birşey olmadı o yüzden doğalgazın yaptığına ihtimal vermemiştik ama ESGAZ ekiplerini çağırınca kaçak olduğunu buldular" dedi. Mazallah, karşı katın tümü gidebilirdi, Allah korumuş. Hemen ekip çağırılmış ve gerisi yazdığım gibi. Sonrasında aspiratör bağlantımız söküldü, alüminyum borular çelik borularla değiştirildi (alüminyumu cart diye öyle bir yırtışları vardı ki yaşadığımıza şükrettik), çelik borunun duvara giren kısmı alçıyla kapatıldı ve ESGAZ ekibi onay verdikten sonra saat altıdan sonra doğalgazımız açıldı.
Aslında en güvenli olanlar hermetik kombilermiş, camdan çıkan ikili baca sistemleri var (her iki an
Size tavsiyem eğer baca sisteminiz bizimki gibiyse belirttiğim değişiklikleri yapmanız. Firma çalışanları 1.5 metrelik çelik boru takılması için bizden 60 lira aldılar. Rayiç bu muydu yoksa hem pazar olması hem de durumun aciliyeti nedeniyle mi fiyat buydu bilemiyorum ama aklınızda soru işareti kalmasından iyidir.
Bu olay bize nezle-grip olarak geri dönecek sanıyorum ama çok şükür ki hayattayız, ya o gençler ne yapsın.
Hepinize sağlıklı ve doğalgaz kaçaksız günler diliyorum.
3 Ocak 2009 Cumartesi
Öyle bir kar yağdı ki...
Dün akşam üstü öyle bir kar yağdı ki inanılmaz. Geçen haftasonu yağan bunun yanında atıştırma gibi kaldı. Tipi şeklinde ve aralarda da lapa lapa yağan bir kar düşünün. Herşeyin üstünü kısa sürede örtüverdi. Kocam çok mutlu tabii, ne zamandır böyle bir kar bekliyordu. Kar yağınca hava biraz ısınır dedik ama olmadı. Eskişehir'de şu anda sıcaklık -7 derece, varın geceyi siz düşünün. Evler ne yaparsanız yapın ısınmıyor. Kocam kar yağarken dışarıda dolaşmak istemişti daha önce. Gece 10'a doğru kar iyice güzelleşmişken çıkalım dedim ama üşürüm diye bana kıyamadı. Ben de ona. Sonuçta sıkı sıkı giyinip kendimizi sokağa attık. Çevrede kah yürüyerek kah kayarak kısa bir tur attık, kardan adam haline gelince de eve girmeye karar verdik. Kısa süreli bir elektrik kesintisini ayak ucumuzda sıcak su dolu termofor üstümüzde battaniye atlatttıktan sonra film seyretmeye başladık ve ben tabii ki yine uyuyakaldım.

Aşağıdakiler bu kar yağışından bence en karlı çıkanların fotoğrafı (gözünü sevdiğim inceltme işareti). Mutfak penceremdeki sümbüllerim. 2 yıl önce aldığım bir sümbül geçen sene de açtıktan sonra kardeş yumru verdi. Önce o kardeş yumruları ayırıp minik bir saksıya diktim ve aralarda suladım. Bu yıl baktım ki ana yumru ölmüş ama bir sürü kardeş yumru daha vermiş yanlardan, saksımda bir gövde gelişmesi gerekirken bir sürü minik bitki oluşmuş. Sümbüller geofit denen bir tür bitki grubuna aittir, hani bu aralar çok popüler olan kardelen gibi. Olumsuz şartları toprak altında geçirir, ortam müsait olduğunda da vejetatif dönemlerini tamamlarlar (gövde sürer, çiçek-tohum verir) daha sonra bir sonraki yıl tekrar bu döngüye girmek üzere toprak altına çekilirler. İşte bunlar sümbül ailemin resmi. Biraz kar koydum üstlerine, herhalde çok mutlu olmuşlardır :)

8 Ekim 2008 Çarşamba
Kış geliyor mu?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


