teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ekim 2013 Salı
Çok kazmaymışım
Yorum gelmedi demek kötü anneyim diye kendimi yerken meğer yorumlar geliyormuş ama ben göremiyormuşum. Asla teknoloji özürlü olmayan ben resmen teknoloji kazması olmuşum da haberim yokmuş (ya da geç uyanmışım diyelim). Bugünkü dersimin notlarını toparlamam lazım sonra kazmalığımı paylaşıciiim.
15 Ağustos 2009 Cumartesi
Beklediğim telefon nihayet çıktı
Uzun zamandır N97'nin çıkmasını bekliyordum, nihayet çıktı. Aslında kullanmakta olduğum N73'ten gayet memnunum, istediğim herşeye sahip. 3 megapiksel kamera, mp3 player, radyo, microsoft office uygulamaları ve internet. Daha ne isterim ki. Hatta N97 olmasa da olur mu benim için?
Olur tabii. Peki nerden beğendim ben bu telefonu? Anlatayım.
Olur tabii. Peki nerden beğendim ben bu telefonu? Anlatayım. 37 yaşındayım ama Gossip Girl dizisini izliyorum.Ne bileyim, hoşuma gidiyor işte, kınamayın beni, ya da kınayın, yine seyredeceğim nasıl olsa. Orada millet birbirine sürekli sms atıp duruyor. Özellikle Blair Waldorf'un kullandığı telefonu pek beğenmiştim (Gerçi yeni sezonda bir başka LG modeliyle değiştirilmiş). Ekranı yana kayıyor diye hatırlıyordum ama şimdi tekrar baktım da kapaklıymış. 1. sezon gösterimdeyken yani aylar önce beğenmiştim telefonunu, LG olduğunu öğrenince sağlık olsun demiştim, ben bir Nokia'cıyım çünkü. Daha sonra Nokia sitesinde (yabancı sitelerini de kontrol ediyorum, bizde olmayan modellerden haberler oluyor) N97 modelinin piyasaya çıkacağını öğrendim. Kapağı kayan model, widget denen minik programlarla kişiselleştirilebiliyor, metin yazma altta bulunan qwerty klavye ile çok daha kolay vs. vs. Bir sürü özelliği var. İhtiyacım var mı? Aslında hayır. Özellikle de fiyatı şu anda yaklaşık 1500 TL iken. N73'ümü alırken aynı salaklığı yapmıştım çünkü. Gerçi o zaman ihtiyacım vardı yeni bir telefona ve almıştım. Ben aldıktan kısa süre sonra fiyat düşmeye başladı ama ben 15 ay kadar o fiyattan ödedim o telefonu. O yüzden aynı salaklığı, özellikle de yeni bir telefona ihtiyacım yokken yapmak istemiyorum. Şöyle bir 600-700'e düşsün, o zaman bir düşünürüm belki. (Turkcell kampan
yasına da baktım, çok pahalıya geliyor). İhtiyacınız varsa özelliklerine bir bakın derim.
11 Ocak 2009 Pazar
Takdir ettiğim bir servis
E-posta kutuma Avea'dan bir mail gelmişti geçenlerde ama ben pek ilgilenmemiştim, dün kocamla birlikte baktık. Avea'nın yeni bir hizmetini tanıtıyormuş. Gelen mesajı aşağıya kopyalıyorum:
Şimdi sevdiklerinizin nerede olduğunu öğrenmek çok kolay! İster cepten, ister internetten bilginiz olsun, içiniz rahat olsun!Üstelik 28 Şubat'a kadar ücretsiz.Detaylar için tıklayın. Avea KimNerede? servisiyle sevdiklerinizin, arkadaşlarınızın nerede olduğunu internette harita üzerinde görebilir, isterseniz SMS ile öğrenebilirsiniz. Tek yapmanız gereken http://www.bulten.avea.com.tr/SmartMessage/4.2/M/SM.Router/e7d2c000-d5a3-4c85-9b99-b05c8041fd95/06d84366-a716-4871-b5bf-50afff6fa9f4/LinkTrack.aspx'ye tıklamak, aile üyelerinizi, arkadaşlarınızı eklemek ve izinleri almak. KimNerede'ye, Avea online işlemler şifrenizle giriş yapabilirsiniz, eğer şifreniz yoksa ya da unuttuysanız, cep telefonunuzun mesaj menüsünden SIFRE yazıp 9520 kısa numarasına göndererek şifre alabilirsiniz. 9520'ye gönderilen tüm mesajlar ücretsizdir.
Hemen tıkladık ve kaydolduk. Sistem henüz tam çalışmıyor gibi, birbirimizi listelerimize ekleyemedik, herhalde düzeltirler. Bir kişiyi listene eklemek için o kişiye sms yollarak izin istiyor, öyle kafana esen kişiyi ekleyemiyorsun. Dediğim gibi birbirimiz, ekleyemedik ama kendimizi nerede gösteriyor diye baktık. Google maps gibi bir sistem. Şu kişiyi bul diyorsun ve hoooop haritada yerini gösteriveriyor. Bu kadar detaylı olabileceğini düşünmüyordum açıkçası ama kendimi bulmak istediğimde önce Türkiye haritasında Eskişehir'e ilerledi sonra da evimizin olduğu sokağa kadar girdi. Gözlerimize inanamadık. Bu sayede artık şuradayım buradayım diye uydurmak mümkün olmayacak. "Hayatım fakültedeyim" dediğimde kocam bir de bakacak ki ben Ankamall'de fink atıyorum. Aynısı onun için de geçerli tabii. Dünkü yazımla bağlantılı olarak özellikle kıskanç eşlerin kullanmak isteyeceği bir servis diye düşünüyorum.
Anne babalar için de süper bir servis aslında. Çocuğunuz nerelerde, okulu asıp sinemaya mı gitmiş, ne yapmış görebilirsiniz. Gerçi Türk haklı cin gibidir, mutlaka bir kılıf uydurur ama ben beğendim servisi. Cep telefonunuz çalındığında eğer açık tutuluyorsa nerede olduğunu görüp polis baskını bile yapabilirsiniz, o derece yani. Avea'ya bu aralar çok sinir oluyordum ama kalbimi kazandı bu servisiyle. Herhalde diğerleri de yapmaya başlar.
Şimdi sevdiklerinizin nerede olduğunu öğrenmek çok kolay! İster cepten, ister internetten bilginiz olsun, içiniz rahat olsun!Üstelik 28 Şubat'a kadar ücretsiz.Detaylar için tıklayın. Avea KimNerede? servisiyle sevdiklerinizin, arkadaşlarınızın nerede olduğunu internette harita üzerinde görebilir, isterseniz SMS ile öğrenebilirsiniz. Tek yapmanız gereken http://www.bulten.avea.com.tr/SmartMessage/4.2/M/SM.Router/e7d2c000-d5a3-4c85-9b99-b05c8041fd95/06d84366-a716-4871-b5bf-50afff6fa9f4/LinkTrack.aspx'ye tıklamak, aile üyelerinizi, arkadaşlarınızı eklemek ve izinleri almak. KimNerede'ye, Avea online işlemler şifrenizle giriş yapabilirsiniz, eğer şifreniz yoksa ya da unuttuysanız, cep telefonunuzun mesaj menüsünden SIFRE yazıp 9520 kısa numarasına göndererek şifre alabilirsiniz. 9520'ye gönderilen tüm mesajlar ücretsizdir.
Hemen tıkladık ve kaydolduk. Sistem henüz tam çalışmıyor gibi, birbirimizi listelerimize ekleyemedik, herhalde düzeltirler. Bir kişiyi listene eklemek için o kişiye sms yollarak izin istiyor, öyle kafana esen kişiyi ekleyemiyorsun. Dediğim gibi birbirimiz, ekleyemedik ama kendimizi nerede gösteriyor diye baktık. Google maps gibi bir sistem. Şu kişiyi bul diyorsun ve hoooop haritada yerini gösteriveriyor. Bu kadar detaylı olabileceğini düşünmüyordum açıkçası ama kendimi bulmak istediğimde önce Türkiye haritasında Eskişehir'e ilerledi sonra da evimizin olduğu sokağa kadar girdi. Gözlerimize inanamadık. Bu sayede artık şuradayım buradayım diye uydurmak mümkün olmayacak. "Hayatım fakültedeyim" dediğimde kocam bir de bakacak ki ben Ankamall'de fink atıyorum. Aynısı onun için de geçerli tabii. Dünkü yazımla bağlantılı olarak özellikle kıskanç eşlerin kullanmak isteyeceği bir servis diye düşünüyorum.
Anne babalar için de süper bir servis aslında. Çocuğunuz nerelerde, okulu asıp sinemaya mı gitmiş, ne yapmış görebilirsiniz. Gerçi Türk haklı cin gibidir, mutlaka bir kılıf uydurur ama ben beğendim servisi. Cep telefonunuz çalındığında eğer açık tutuluyorsa nerede olduğunu görüp polis baskını bile yapabilirsiniz, o derece yani. Avea'ya bu aralar çok sinir oluyordum ama kalbimi kazandı bu servisiyle. Herhalde diğerleri de yapmaya başlar.
18 Ağustos 2008 Pazartesi
Nasıl da gelişiyor herşey...
Sabah klasik Eskişehir-Ankara yolculuğum sırasında mp3 player'ımda bir şarkı çalmaya başladı. Çok eski bir şarkı, babamın gençliğinden hatta ama ben de bilir, dinler ve çok severim. Söyleyenler hala piyasada bu arada, youtube çalışıyorken babama ilk önce eski tv programlarındak
i siyah-beyaz tıfıl hallerini, sonra da şimdili kelli felli adam hallerini göstermiştim. Grubun adı The brothers Four, şarkı da Green Fields. Solistlerden birinin sesi kadife gibidir, içimi her dinlediğimde huzurla, mutlulukla doldurur (her ne kadar sözler hüzünlü olsa da). O ses alıp beni geçmişe götürdü. Şarkıyı ilk dinlediğimde herhalde ancak ortaokula (hatta hazırlık sınıfına) gidiyordum. Babamın eski bir teybi vardı, şeritli olanlardan. Günümüzün eski teknolojisi olan kasetlerden bile daha eski sistem yani. O teybe bayılırdım, şerit bir makaradan çıkıp diğerine dolanırdı. Sonra tersini takardınız, oradaki şarkıları , sesleri dinlerdiniz. Bebeklik ve çocukluğumuz bir sürü kayıt yapmıştı annemle babam, şimdi kimbilir nerede o bantlar.
Alet şu sağdakinin benzeri bir şeydi. Babamın gençlik dönemlerinde yaptığı müzik kayıtları arasında bu şarkı da vardı, taa o zamandan çok hoşuma gitmişti. Hemen ezberlemiştim sözlerini. Hala arada sırada radyoda çalarlar, sözlere eşlik ettiğimde de etraftakiler bu kadar eski bir şarkıyı nasıl bildiğime şaşıp kalır. Eğer siz de bir yerde duyarsanız diye aşağıya sözlerini ekliyorum. Dinleyin ve o kadife ses sizi de alıp yeşil tarlalara götürsün...
once there were green fields kissed by the sun
once there were valleys where rivers used to run
once there were blue skies with white clouds high above
once they were part of an everlasting love
we were the lovers who strolled through green fields
green fields are gone now, parched by the sun
gone from the valleys where rivers used to run
gone with the cold wind that swept into my heart
gone with the lovers who let their dreams depart
where are the green fields that we used to roam?
I'll never know what made you run away
how can I keep searching when dark clouds hide the day
I only know there's nothing here for me
nothing in this wide world, left for me to see
still I'll keep on waiting until you return
I'll keep on waiting until the day you learn
you can't be happy while your heart's on the roam,
you can't be happy until you bring it home
home to the green fields and me once again
once there were green fields kissed by the sun
once there were valleys where rivers used to run
once there were blue skies with white clouds high above
once they were part of an everlasting love
we were the lovers who strolled through green fields
green fields are gone now, parched by the sun
gone from the valleys where rivers used to run
gone with the cold wind that swept into my heart
gone with the lovers who let their dreams depart
where are the green fields that we used to roam?
I'll never know what made you run away
how can I keep searching when dark clouds hide the day
I only know there's nothing here for me
nothing in this wide world, left for me to see
still I'll keep on waiting until you return
I'll keep on waiting until the day you learn
you can't be happy while your heart's on the roam,
you can't be happy until you bring it home
home to the green fields and me once again
15 Haziran 2008 Pazar
teknoloji
Cem Yılmaz'ın görüntülü telefonun reklamını görünce aklıma neler geldi. Yıllar önce biz daha çocukken yayınlanan Jetgiller (Jetsons) çizgi filmi vardı da ilk orada görmüştük bu teknolojiyi. O zaman sadece hayaldi tabii ki. Şu anda çok az insan başvuruda bulunabildi sanıyorum ama birkaç yıl içinde evlerimizin ayrılmaz bir parçası olacağına eminim. Cep telefonlarıyla da böyle olmadı mı? Ya da dial up-sonradan adsl- internet bağlantısıyla? Şundan en fazla 10 sene önce Kızılay'da yürürken takoz gibi ve upuzun antenli cep telefonlarıyla konuşan tek tük adamlar görürdüm. Hava attıklarını düşünerek etrafa bakınmayı da ihmal etmezlerdi. Şimdiyse çantamızda, cebimizde birden fazla cep telefonu taşıyoruz, çift sim kartlıları kullanıyoruz.
Yıllar önce, sanırım ortaokuldayken (20-25 yıl arası bir süre oluyor, tam detay vermeyeyim :P ) evlerimizde telefon yoktu. Sıraya girer yıllarca sıramızın gelmesini beklerdik. O zamanlarda uzun yıllar boyunca Amerika'da yaşamış olan (halen de oradalar) aile dostlarımız bir akşam bizi ziyarete gelmişti. Televizyonda bir film seyrediyorduk, muhtemelen o da o zamanlar için yegane kanal olan TRT 1'de gyayınlanıyordu. Amerika'da geçen filmin bir yerinde başrol oyuncusu kadının arabası akşam saatlerinde yolda bozuluyordu. O da biraz yürüyüp yakında bir ev buluyor (ancak olay şehirde falan geçmiyor, olsa olsa olsa bir kasaba yakınında) ve diyordu ki "Arabam yolda kaldı, acaba telefonunuzu kullanabilir miyim?" Saf saf şunu sormuştum dün gibi hatırlarım: "İyi de o evde telefon olup olmadığını nerden biliyor ki?" Tanıdığımız olan amca da demişti ki: "Amerika'da her evde telefon vardır." Ağzım açık kalmıştı, nasıl olur böyle bir şey diye düşünmüştüm. Şimdiyse cep telefonumuzu almadan evden çıkınca ne yapacağımızı bilemiyoruz, kolumuz kanadımız kırılıyor. Nerden nereye...
Yıllar önce, sanırım ortaokuldayken (20-25 yıl arası bir süre oluyor, tam detay vermeyeyim :P ) evlerimizde telefon yoktu. Sıraya girer yıllarca sıramızın gelmesini beklerdik. O zamanlarda uzun yıllar boyunca Amerika'da yaşamış olan (halen de oradalar) aile dostlarımız bir akşam bizi ziyarete gelmişti. Televizyonda bir film seyrediyorduk, muhtemelen o da o zamanlar için yegane kanal olan TRT 1'de gyayınlanıyordu. Amerika'da geçen filmin bir yerinde başrol oyuncusu kadının arabası akşam saatlerinde yolda bozuluyordu. O da biraz yürüyüp yakında bir ev buluyor (ancak olay şehirde falan geçmiyor, olsa olsa olsa bir kasaba yakınında) ve diyordu ki "Arabam yolda kaldı, acaba telefonunuzu kullanabilir miyim?" Saf saf şunu sormuştum dün gibi hatırlarım: "İyi de o evde telefon olup olmadığını nerden biliyor ki?" Tanıdığımız olan amca da demişti ki: "Amerika'da her evde telefon vardır." Ağzım açık kalmıştı, nasıl olur böyle bir şey diye düşünmüştüm. Şimdiyse cep telefonumuzu almadan evden çıkınca ne yapacağımızı bilemiyoruz, kolumuz kanadımız kırılıyor. Nerden nereye...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)