bale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2009 Salı

Haftasonunun ardından

Haftasonu geldi ve geldiği gibi geçti gitti. Yenisini bekliyorum. Bu arada bazı fotoğraflarımı düzenledim, buraya ve facebook'a ekledim. Daha bakılacak bir sürü fotoğrafım var. Sadece dijital olanlardan bahsetmiyorum, bir sürü de eski usül basılmış fotoğrafım var. Onlara gömüldüm geçenlerde. Yıllar içindeki değişimime baktım. Kilo almışım vermişim, saçlarım uzamış kısalmış, yanımdakiler kah değişmiş kah aynı kalmış. İnsan bir yandan hüzünleniyor bir yandan da mutlu oluyor eski fotoğrafları karıştırınca. Dijital çıkınca mertlik bozuldu ama. Nişan ve düğün fotoğraflarından başka bastırdığım dijital fotoğraf olmadığını farkettim. Hepsini bilgisayarda tutuyorum nedense. Sonra hallederiz şimdi dursun diye diye birikmişler bayağı. CD'ye veya harici hard diske kaydettim elbette ama ya bozulurlarsa, ya CD çizilirse, ya başka birşey olursa. Bir keresinde yine uzun süre bilgisayarda sakladığım fotoları yedeklemeye fırsat bulamadan bilgisayarım bozulmuştu, formatlamak zorunda kalmıştık. İçindeki tüm fotolar gitmişti. (İlkaycım, bana düğün fotosu yolla). Hayatımdaki önemli kareler toz oldu, uçtu gitti. Söz uçar, yazı kalır misali, dijital uçar, basılı kalır. En kısa zamanda fotoğraflarımı düzeltmeli, bastıracaklarımı ayırmalı ve güzel bir albümde veya şık bir kutu içinde toparlamalıyım hepsini.

Bunun dışında haftasonum dinlenmek ve bir makale üzerinde çalışmakla geçti. Gelecek haftasonunu iple çekiyorum çünkü kocamın yaşgünü kutlamaları başlayacak. Yaşgünlerimiz genelde haftaiçi olduğu için önceki haftasonu kutlamaya başlarız, haftaiçi uzaktan kutlarız, sonraki haftasonu tekrar kutlarız. Kutlu yaşgünü haftası bizim için bir nevi. Bu sefer izinli olduğum için yaşgününü tam gününde kutlayabileceğiz aslında ama kutlu yaşgünü haftasonunu seviyorum ben, yine aynı şekilde kutlayacağım. Hatta bu Perşembe günü kocam Ankara'ya gelecek ve ben nihayet gitmeyi çok istediğim ve daha önce 2 sefer bilet bulamayarak elimin böğrümde kaldığı Anna Karenina balesine giderek kutlamaları başlatacağım. (Onun yaşgünü mü benimki mi kutlanıyor acaba? :) ) Cuma akşamı için planladığım bir şey var aslında, ancak bunun için Ankara'da olmamız gerekiyor.

Kocama açık davettir: Cuma akşamı Ankara'dayız hayatım ama ne olur kurcalayıp sürprizimi bozma :)

25 Aralık 2008 Perşembe

Kısa kısa (kolyeler, kitap, Anna Karenina)

Takı kutumdan ve kolyelerim için de askı gibi bir çözüm aradığımdan geçenlerde bahsetmiştim size. Kolyelerim için pratik zekalı annemden pratik bir çözüm geldi. Askı sistemi oluşturana kadar idare eder. Ortalarda dağılmalarından bıkarak bir fotoğraf albümünün içine koyuvermiş. Hani fotoğraf bastırdığınızda stüdyonun verdiği dandik albümlerden. Her sayfasına bir kolye yerleştirmiş, derli toplu olmuşlar. Bükülüp şekilleri bozulmadığı sürece fena bir çözüm değil aslında, en azından dediğim gibi askı bulana kadar.



Alper Canıgüz diye bir yazar var. İlk 2 kitabını bir solukta okumuştum, okurken de gülmekten yerlere yatmıştım. Kitabın arka kapağındaki yazıları okumanız bile almanız için yeterli, içine şöyle bir bakıp karar vereyim demeye hiç gerek yok. Zekice kurguları var kitaplarında ve bir yerlere göndermeler. Mesela ilk kitabının kahramanlarından biri Hector Berlioz, ikincisi Alper Kamu adında bir çocuk. Hatta 2. kitabının arka kapağındaki yazı da şu adreste var ne olur okuyun, beğenmezseniz kitabı boşverin. Hatta İstanbul hakkındaki aşağıda resmi görülen şu kitabı da sırf onun da bir hikayesi var diye almıştım. Sürekli kitapçılara, internet sitelerine bakar, yeni kitabı çıkmış mı diye sorarım. Nihayet dün baktığımda yenisinin de çıkmış olduğunu gördüm, hemen gidip alacağım çok sevindim. Adı Gizli Ajans. Bu seferki hikayesi bir reklam şirketinde geçiyormuş, belki reklamcı arkadaşların ilgisini çekebilir :) En kısa zamanda bunu sonra da diğerleri tekrar okuyacağım.

Gelelim son başlığımıza, Anna Karenina. Bir solukta okuduğum bir kitaptı. İngilizce olarak satılan klasikler serisinden almıştım, içim burkularak da okumuştum. Sonra da filmini seyretmiştim. Şimdi Ankara Devlet Opera ve Balesi bale olarak sergiliyor. Yarım saat kadar önce 8 Ocak temsilinin biletlerinin satışa çıktığını belirten bir mail aldım. Hemen online bilet satış sistemine girdim ki ne göreyim bilet kalmamış. Yuh. Sistemin şöyle bir güzelliği var, koltuklar doldukça insan şeklini alıyor, size bunların üzerine imleci götürerek hangi bilet internetten alınmış, hangisi gişeden satılmış, hangi koltuklar protokole, çalışanların akrabalarına falan ayrılmış görebiliyorsunuz. Her temsilde genelde en öndeki sıradan 6-8 koltuk ayırırlar, bunun biliyorum. Ama bu sefer salonda ilk 9 sıra, balkondan ilk 3 sıra direkt olarak ayrılmış. Kalanlar da hemen satılmış. Bu pazartesi olacak temsile baktım, onda da aynı şekilde. Tamam anlıyorum, ilk temsiller bunlar, balerinlerin baletlerin eş dostları, aileleri gelecek seyredecek ama bu kadar da yer ayrılır mı? Madem öyle yap onlara ayrı 1-2 özel temsil, herkes gelsin yavrusunu alkışlasın, o temslleri satışa sunma, sonra biz sıradan insanlar için de biletlerin tamamen satıldığı temsil sun. Çok sinirlendim sabah sabah. Kimbilir ne zamana bilet alabilirim.