O kadar çok kişi bekliyormuş ki bu haberi şaşarsınız. Bu yüzden sadece biz değil, pek çok kişi de mutlu oldu. Beni hiç görmeden, tanımadan, sadece yazılarım aracılığıyla hayatıma ortak olan sizler ise beni daha da çok mutlu ettiniz. Hepinize tekrar teşekkür ederim.
Ben ve kocam tabii ki bir süredir biliyorduk. Değişiklikler vardı bünyede, doğrulayıcı gecikmeler de ama insan yine de acaba diyor, ya yoksa, sadece hormonal bir dengesizlikse? Çok istiyorsanız eğer sonunda oluşan hayal kırıklığı da bir o kadar büyük oluyor. (Bir ara kazara hamile kalanlardan nefret ediyordum mesela :) ) Test yapmaya korktuk açıkçası ama ben en sonunda dayanamadım ve kocamdan gizli bir test yaptım. Sonuçta o daha önce hiç görmediğim 2. çizgiyi gördüğümde suratımı bir gülümseme kapladı. İyi ki de yapmışım çünkü doktorumdan randevu istediğimde yapıp yapmadığımı sordu. Hemen o gün gittiğim kontrolümde bebek kesesi görüldü. Ama kesenin görülmesi de tek başına yeterli değilmiş, boş kese olabilirmiş, türlü türlü komplikasyonlar olabilirmiş, onun için bir de kan testiyle doğruladık. Hastanede içeri girmeyi beklerken kocama haber verdim. Nasıl şaşırdı, sevindi anlatamam. Ona bu haberi yüzyüze verebilmek isterdim aslında. Filmlerde hep olur ya, adam sevinçten deliye döner, kadını havalara kaldırır, 1-2 tur döndürür, böyle romantik birşey değildi beklediğim şey. Sadece haberi verdiğimden beri gözlerinde olan pırıltının gözlerinde yandığı anı görmek isterdim. Ama olsun, o pırıltı oluştu ya, varsın başlangıcını görmeyeyim.
Yaş biraz ileri olunca bu haber daha da değerli oluyor. Biliyorsunuz kadın yaşlandıkça yumurta kapasitesi ve kalitesi azalıyor. Acaba demeye başlıyorsunuz. Kontroller yaptırıyorsunuz, herşey normal çıkınca da neden olmuyor acaba diye kara kara düşünüyorsunuz. Yıllar önce mezun ettiğiniz öğrencilerinizin çoğunun çocuklarının olduğunu görünce kendinizi iyice yaşlı hissetmeye başlıyorsunuz. Ne bileyim, oluyor işte. Biyolojik saat size herşeyi hatırlatıyor ve çocuklara çok düşkün olmayan biri bile olsanız zamanı gelince kendi çocuğunuzun olmasını istemeye başlıyorsunuz.
2. ultrasonumda da keseyi gördük doktorumla. Birazcık daha büyümüş, 5 mm olmuştu ama hala içinde ne var ne yok görülmüyordu. Kan testinin pozitif çıkmasına rağmen doktorum mutlu haberi herkese vermek için biraz daha beklememizi rica etti. Son ultrasonumu kocamın da gelebileceği bir tarihe ayarladık ve bu perşembe, 4 saat süren ve sürekli ayakta durmamı, öğrenciler arasında koşturmamı gerektiren yorucu bir dersten sonra hastaneye gittik. Kese biraz daha büyümüştü ve doktorumuzun gördüğü üzere içinde oynayan birşey vardı. "Şurası kalbi" dedi, daha doğrusu kalp taslağı. Sonra kalp atışlarını dinletti bize. Ben önce benim kalp atışlarım herhalde diye pek anlam veremedim. Minicik bir kalp, hatta kalp bile değil, sadece taslak nasıl bu kadar güçlü bir ses verebilirdi? Sordum. Bebeğinki dedi doktor inanamadım. Kocam bu arada transa geçmiş halde ekrana bakıyordu. Sonra renkli doppler görüntüsünde biraz daha anlaşılır şekilde gördük. Ve o andan sonra haberi yaymaya başladık. Anne ve babalar çok sevindi, ablamız hala, ağbimiz dayı olacağı için çok mutlu oldu. Arkadaşlarımız "ben zaten rüyamda görmüştüm, kahve falında çıkmıştı" dedi, hepsi de çok sevindi. Bense hala şaşkınım. O kalp atışlarını kendiminkiler sandığım için de biraz kızgınım kendime. Acemilik işte ne yaparsınız.
İşte böylece maceramıza başladık. Ben herşeyin belli bir zamanı olduğuna inandım her zaman. O an gelmeden önce ne kadar uğraşsanız, ne kadar isteseniz de olmayan işleriniz olmadı mı hiç? İşte bu da öyle birşey. Demek zamanı şimdiymiş.
Blogumda zaman zaman hamileliğimden de bahsedeceğim, umarım sıkılmazsınız. İleride bu yaşadıklarımı tekrar okumak, doğduktan ve büyüdükten sonra çocuğuma da okutmak, işte sen bu kadar istenen, sevilen bir bebektin demek istiyorum çünkü.