8 Kasım 2010 Pazartesi

Hazırım galiba - ekleme (hastaneden kaçtım)

Ek- Sabah yazdığım yazının ekini başa yazıyorum. Sabahtan beri hastanedeyiz. Kan ver NST'ye gir, şunu yap bunu yap derken bekliyoruz saatlerdir. Hastaneye yatışım yapıldığı için dışarıya çıkarmıyorlar, ama ben kaçtım öğlen arasında. Kan sonuçlarımı anestezi uzmanı görecekmiş, onu bekliyoruz. Kitap falan alıp yanıma öyle gideceğim. Bizim sorumluluğumuz altındasınız, dışarıya çıkaramayız, yatağınıza yatın diyorlar ama sıkılıyorum. Aynı odada 5 tane daha şiş göbek. Yapacak birşey yok. Özel oda ayarladık neyse ki ama işlemlerim normal koğuşun orada (farklı katlarda) yapıldığı için şimdilik 6 kişilik odada oturmam gerekiyor. Ben de bahçede oturup ara sıra tekmil veriyorum. Öğle tatili olunca da kaçtım işte :)

Neyse sorumu hatırladım. Bebeği ana kucağıyla mı çıkardınız hastaneden normal battaniyeye sararak mı? Biz 2 tane götürmek zorunda olduğumuz için sorayım dedim.

Bir de sezaryen için bilmem gereken ekstra şeyler var mı? Bildiklerim şunlar: Oje takı, parfüm falan olmayacak. Peki gerisi? İlk gece refakatçi de almıyorlarmış, yoğun bakımda oluyormuşum. Bebeklerin ve benim çantam odada olacak, ilk gece için bebeklerin nety ihtiyacı olur ki? Amaaannn, yarın göreceğiz işte. Haydi ben hastaneye geri döneyim

Normal yazı aşağıda:

Çantalarım hazır, yatış işlemlerini yapmak için bu sabah hastaneye gidiyoruz. Kan vereceğim, özel oda ayarlayacağım sonra da izinli çıkıp evdeki ıvır zıvırı halledip Ankara'dan gelecek olan babam ve ağabeyimi karşılayacağım. Şimdilik planlarım bunlar. Umarım bir aksilikle karşılaşmam. Bir arkadaşım kontrole diye gidip apar topar sezaryene alınmıştı, yanında eşi ve hastane çantaları da yoktu, telaşı siz düşünün. Bebeklerim bana böyle bir sürpriz yapmayacaklar, anlaştık biz onlarla.

Bir sürü şey yaptım ama bir sürü de eksiğim var biliyorum. Hala fotoğraflarımı koyamadım mesela, tembelim bu konuda. Onların yerine hazırda başka bir fotoğraf var, onu koyayım bari.


Şiş ellerimin ve göbeğimin ucunun göründüğü bu fotoğraf Chicco'nun erkek bebekler için (renk farkı var sadece) yıldız projeksiyonlu, müzikli gece lambası. Bebeklerimiz için böyle bir şey bakıyorduk ne zamandır. Bir gün üye olduğum bir siteden bülten geldi (http://www.bebek.com/). Chicco'dan 100., 200. vs. kişilere olmak üzere toplam 10 kişiye çeşitli hediyeler veriyorlardı. Haydi form doldurayım dedim. 1-2 hafta sonra yetkili kişiden kazananlardan biri olduğuma dair bir mail aldım. Hediyelerden yollamak için bebeğimin cinsiyetini soruyorlardı. Ben de ikisinden de var, siz diğer kazananlara göre ayarlama yapın demiştim. Bir de hediyemin ne olduğunun belli olup olmadığını sormuş mümkünse projeksiyonlu gece lambasını istediğimi söylemiştim. Sonuçta elime geçen ürün aynen istediğimiz şey oldu. Bebeklerim kısmetleriyle birlikte geliyorlar. Umarım hep böyle olur, hayatları boyunca iyiliklerle, güzelliklerle karşılaşırlar.


Sezaryen olan annelere sormak istediğim birşey vardı aslında ama ne olduğunu unuttum. Belki hatırlar yazarım. Hastaneye gidip gelelim de.


Kocam da dün oda süslemesi için bebeklerimizin ilk isimlerinin başharflerinin köpüklerini hazırladı. Etrafını kaplayacak, süsleyecek ve harika birşey oluşturacak anladığım kadarıyla. Artık fotoları toptan yayınlarım kendime geldiğimde.


Haydi bakalım hazırlanayım ben artık.

7 Kasım 2010 Pazar

Çok lazımdı

Son hazırlıklarla uğraşmam gerekirken ben oturmuş yıllardır yapmadığım bir şeyi yapıyorum kaç gündür harıl harıl. Ellerimdeki eklemler ağrıyor, kocam ve bilimum kişi bana manyak gözüyle bakıyor ama ne yapayım, belki de gerçekten manyadım :)



Dantelden hiç anlamam. Örgü örerim ama kazakların boynuna vs. gelince anneme devrederim. Ben örüyorum sayılmaz yani. Tek bildiğim el işi yukarıda görmüş olduğunuz iğne oyası motifi. Aslında bir de çarkıfelek motifi biliyordum ama unutmuşum, belki çıkartırım uğraşsam. Bunu da yıllaaaaaar önce, işe ilk başladığım zamanlarda öğrenmiştim. Kendime ve anneme oda takımı şeklinde kareler hazırlamıştım. Sonra bu motiften masa örtüsü yapayım demiştim de yıllarca süründürüp sonunda şömentabla boyutlarına getirebilmiştim. Sadece yaz tatillerinde yaptığım için elime aldığımda beni görenler bu ferulago klasiğine gülmeye başlamıştı. Derken tatillerde de yapamaz oldum nedense. Hatta düşünüyorum da, son 3 yıldır elime bile almamışım. Ankara'da toparlanırken iş torbam elime geçti ve evime gideceklerin arasına sıkıştırıverdim. Geçen hafta da tekrar yapmaya başladım nedense. Önce motifi hatırlamaya çalıştım. Yıllardır elimi sürmememe rağmen unutmamışım, çok şaşırdım. Amacım bu parçayı şömentablanın kenarına ekleyerek masa örtüsü boyutlarına getirmek yine ama görenlere kızıma çeyiz yapıyorum diyorum (belki daha az manyak derler diye). Ama bu gidişle gerçekten de kızımın çeyizine yetişecek gibi :)


Karnı burnunda kadınsın, otur da bebek bakımıyla vs. ilgili iki satır kitap oku, olmadı yat uyu, ya da ders çalış ama yok, televizyon karşısına geçiyorum nineler gibi, alıyorum elime tığımı, ipimi, iğnemi, başlıyorum minik minik motifler yapmaya. Belki manyağım ama mutluyum, gerisini boşverdim. Bir 3 sene daha elime alamam sanıyorum, arada hasret gidermiş oldum işte. :)

5 Kasım 2010 Cuma

Son kontrol

Bugün son kontrolümüze girdik. Doktorum herşeyin normal olduğunu söyledi. Bebekler de, plasentalar da, amniyon sıvıları da gayet iyi durumdaymış. "Seni NST'ye bağlayayım" dediğinde önce bir sorun mu var diye endişe ettim. Ama sorun yokmuş, "dosyanın içine NST çıktısını da koyarsın, bağlanmadım demezsin" deyince rahatladım. Bebeklerimizin kalp atışlarını bir kez de o cihazda izledik, kasılma olmadığını gördük ve rahatladık. Artık Salı gününe hazırız. Bugün annem Ankara'dan yanımıza geliyor. Evdeki ufak tefek işleri halledeceğiz, hep birlikte hazırlıklarımızı tekrar gözden geçireceğiz.

Pazartesi yatış işlemlerimi yaptırmaya ve tahlil için kan vermeye hastaneye gideceğiz. Sonrasında izinli olarak eve çıkıp salı günü direkt ameliyata gireceğim. Özel odamızı da ayarladık mı değmeyin keyfime :)

4 Kasım 2010 Perşembe

Amanın aşeriyorum

Durdum durdum doğuma 5 gün kala aşermeye başladım. Neden bilmiyorum ama bu aralar canım tatlı çekiyor, hatta direkt ne olduğunu söyleyebilirim: şekerpare. Dün akşam yemekten sonra oturdum tariflere baktım ama üşendim. Zaten daha önce hiç yapmadığım için beceremezsem diye korktum. Sonuçta yiyemedim tabii. Bir şekilde idare ettim. Ama bu akşam dayanamadım artık. Yemekten sonra resmen şekerpareler, baklavalar gözümün önünde uçuşmaya başladı. Kocam "istersen gidip alayım" deyince tamam dedim. Kocasını gece yarılarında garip şeyler almaya yollayan kadınlardan olmak istemedim hiç. Olmadım da neyse ki. İlk 3 ay içindeykendi sanıyorum, bir akşam Survivor'da ödül oyunu sonunda pizza yerlerken canım çekmişti, onda da hemen telefonla sipariş vermiştik. Bundan başka bir şeye aşermem olmamıştı. (O zaman Ankara'daki doktoruma gitmeye başlamamıştık yoksa pizza mı, hayatta yiyemezdim). Neyse. Baktım kocam hevesle giyinmeye gitti. "Yaşasın karım aşerdi, ben de birşeyler almaya gidiyorum" diye uçarcasına çıktı. Ben zahmet olmasın derken içinde ukte kalmış meğer kocamın.

Yakınlardaki 2 pastanede bulamayınca kurtarıcımız olan Migros'a gitmiş. Sağolsun hem baklava hem şekerpare almış. (Baklava kuru baklava olsa daha mutlu olacaktım ama şekerpareleri afiyetle mideye indirirken mutlulukla gülümsüyordum).

Neden böyle oldum bilmiyorum. Hava soğudukça bünye enerji olsun diye istiyor desem bilakis havalar güzel gidiyor. Süt üretimi için enerji lazım desem asıl gereken bol su içmek biliyorum. Su içmeyince vücut içirmek için bu yöntemi buldu desem, bilmiyorum işte. Sonuç olarak doğuma 5 gün kala aşermeye başladım ya, ne cins kadınım ben :)

3 Kasım 2010 Çarşamba

Soruyorum

Daha önce sezaryene girmiş olan annelere sorum var. Ameliyat öncesi yapmam ya da yanımda götürmem gereken önemli şeyler var mı? Ya da sonrasında? Ya da bu son 6 gün içerisinde uyumak haricinde (yatma pozisyonu açısından sıkıntım olmasa bile pek uyuyamıyorum nedense) "şunu da yap, sonra uzun süre fırsatın olmayacak, halin kalmayacak" dediğiniz, diyeceğiniz şeyler var mı?

Bir makale düzeltmem var, bir tane de bitirip yollamam gereken. Bebek çarşaflarımı falan yıkadım, ütülemem, hastane çantama 2 battaniye ve 1-2 body eklemem, mp3 player'ımı şarj edip yanıma almam (bilmem fırsat olur mu) gerek daha. Ama aklıma başka birşey gelmiyor, yardımlarınızı bekliyorum.

Kocama not: Hayatım, fotoları aktar artık da doğuma girmeden bloguma koyabileyim :)

2 Kasım 2010 Salı

Büyük gün belli oldu

Dün kontrolümüz gayet iyi geçti. Bebekler iyiymiş, plasentam idare ediyormuş. Ben bir aralar 3 Kasım'dan önce doğmayın diyordum bebeklerime. Açıkçası bu kadar gelebileceğimi pek düşünmemiştim. Çevremde ikizi olan arkadaşlarım 36. haftaya kadar ancak dayandıklarını söylemişlerdi çünkü. Herhalde fazla kilo almadığım için olsa gerek, bebeklerimin toplamda 6 kg'dan fazla olmalarına rağmen hala Migros'a kaçıp gezip gelebiliyorum. Kocam yollarda doğuracağımdan korkuyor hatta.

Konuyu dağıtmayayım. Doktorum "istersen 3 Kasım'da alayım ama benim tercihim 38. haftaya girmek olacaktır, 9 veya 10 Kasım daha uygun" dedi. Ben de durabildikleri kadar durmalarını istediğim için 9 Kasım olsun dedim. 10 Kasım'da Atatürk'ün ölüm yıldönümünde yaşgünü yapamam bebeklerime, o yüzden 9'u tercih ettim. Hatta muayeneye giderken 9 Kasım olması durumunda o tarihte de piyango bileti alıp bebeklerim için ayrı bir arşiv oluşturmaya karar vermiştim.

9 Bizim için hep önemli tarihleri barındırır oldu nedense. Kocamın yaşgünü 9 Şubat, evlilik yıldönümümüz 9 Ekim, ilk bebeğimizi kaybettiğimizi öğrendiğimiz gün 9 Nisan, bebeklerimizin ikiz olduğunu öğrendiğimiz tarih yine 9 Nisan. Şimdi de bebeklerimin doğum günü 9 Kasım olacak. Ne güzel.

Muayeneden çıkar çıkmaz hemen sonu 9 ile biten bir bilet aldım bebeklerimin biri için. Diğeri için de ayrı bir bilet aldım ki ileride "biz iki kişiyiz, neden tek bilet aldın bize" gibi bir sitemle karşılaşmayayım. (Ben olsam sitem ederdim çünkü).

Artık tarih kesinleşince herşey daha bir gerçek oluyor sanki. Hamile olmaya öyle alıştım ki sanki hep hamileymişim gibi geliyor bana. Ya da daha önce dediğim gibi bu son 10 haftadır evde olduğum için zaman daha yavaş geçiyor belki de. Ama tam bir hafta sonra bu saatlerde bebeklerim kollarımda olacak. Sağlıklı olduklarını görmek en büyük dileğim.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Önemli bir gün

Bugün tekrar kontrole gidiyoruz. Doktorum plasentamın durumuna bakacak ve sezaryen günümüz (büyük ihtimalle) belli olacak. Bende henüz Braxton-Hicks kasılmaları başlamadı, ya da var da ben anlamıyorum. Bebekler bu gidişle 40. haftayı çıkarır diye gülüşüyoruz kocamla. Tabii doktoruma göre bu bir kriter değil. "Herşey normalken bir anda suyun geliverir, belli olmaz bu işler" demişti. Neyse ki geçen hafta kongredeyken birşey olmadı. Arada Kurban Bayramı olacak olmasa olabildiğince beklemek istiyoruz (tabii plasenta veya bebeklerde bir sorun yoksa) ama ya bayramda gelmeye karar verirlerse diye de korkuyoruz. Tüm memurların ve benim de normalde evime gidebilmek için hasretle beklediğim 9 günlük tatil bu sefer uymadı bize. Bakalım ne olacak. Ama Kasım ayında doğacakları kesin yavrularımızın. Hele bugünkü gibi güneşli bir gün olursa ne de güzel olur :)