27 Nisan 2011 Çarşamba

Mutluluk çok değişken

Mutluluk çok değişken bir kavram, kişiye ve zamana özel. Benim için bu aralar mutluluk huzurlu şekilde uyuyan bebeklerimin üstünü örtmek.

24 Nisan 2011 Pazar

Bir ilk daha - 23 Nisan

Dün yine soğuk ve kapalı bir 23 Nisan yaşadık. Dışarıda hava kapalı olsa da evimin içine bahar gelmişti. Bebeklerimin ilk 23 Nisan'ıydı dün. Daha birşey anlamadılar tabii ama ileride büyüyüp anlayabilecek hale geldiklerinde ona Atamızın bu günü onlara hediye ettiğini, dünyada çocuklara adanan tek bayram olduğunu anlatacağım. Çocuklarımla dışarı çıkıp değişik faaliyetlerde bulunacağız, bıcır bıcır konuşup tıpış tıpış yürüyerek 23 Nisan'ı doya doya birlikte yaşayacağız. :)

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.

22 Nisan 2011 Cuma

İkiz bebekler ne zaman birbirini fark eder?

Bebeklerimin birbiriyle ne zaman ilgilenip oyunlar oynamaya başlayacağını çok merak ediyorum, hevesle bunun olmasını bekliyorum. Şimdilik etkileşimler birbirinin elini tutmak (içim eriyor böyle yaptıklarında) ve birbirinin elini yalamak-dişetlerini kaşımak şeklinde. Hatta bir ara (2 aylıkken falan) oğlum kızımın kafasını ısırmaya çalışıyordu, fotoğrafını çekmiştim.

Geçenlerde ise oğlum farklı birşey yapmaya başladı. Kendi emziği yan tarafına düşmüşken kardeşinin ağzında emzik görünce gayet güzel elini uzatıp alıveriyor kızımın emziğini, sonra da gayet güzel kendi ağzına takıyor. Kızım da şaşkın şaşkın bakıyor emziğinin arkasından. Anne-baba olarak biz de ağzımın kulaklarımızda seyrediyoruz, sonra da diğer emziği kızımıza veriyoruz. Bakalım gelecekteki günlerde neler göreceğiz.

14 Nisan 2011 Perşembe

Aslında yazmayacaktım ama...

Aslında yazmayacaktım çünkü çok içim acıdı bu olaya. Başkalarının da içi acır muhakkak, insanların içini karartmayayım dedim ama öğrendim ki bu hafta (14-20 Nisan) Şehitler haftasıymış, yazayım dedim. Ben anne olduktan sonra televizyonda annesine, babasına sarılan çocuk gördükçe, annesinden ayrılan çocuk gördükçe, haberleri izledikçe içim daha çok acımaya başladı, gözlerim dolmayı bırakıp direkt ağlamaya başladılar. Şehitlerimizle ilgili herşey içimi acıtırdı zaten ama dedim ya, artık daha çok etkileniyorum.

Dün babamla birlikte çarşıdaki 1-2 işimi halletmeye indik. Eskişehir'deki şehitlik evimizin yakınındadır. Babamın 2 arkadaşı yatar orada. Gelip geçerken hem onlar hem de diğer şehitler için hep fatiha okurdum ama hiç içine girmemiştim. Dün içeri girelim dedim babama. Önce liseden de sınıf, hatta sıra arkadaşı olan ve pilotluk eğitimi alırken şehit olan arkadaşını ziyaret ettik. Talebe Pilot yazıyordu mezar taşında. Kimbilir ne hayalleri vardı kokpite girdiğinde. Ama artık sadece bir mezar taşında adı ve ölüm tarihi yazıyor. Öğrenci olduğu için rütbesi bile yok. Yıl 1962. O yıldan bu yana babam Eskişehir'e her yolu düştüğünde uğrar mezarına. Son 6 yıldır daha sık uğruyor evim burada olduğu için.

Bir de devresi var babamın. O da yüzbaşı iken şehit olmuş. Onun mezarına da uğrayıp duamızı okuduk. Bir de tüm şehitler için okuduk ayrıca.

Şehitlik pırıl pırıl, tüm mezarlar bakımlı, üzerlerine menekşeler dikilmiş. Hava Kuvvetlerinin Eskişehir'deki üssü bakıyormuş mezarlara, gurur duydum onlarla.

Biz çıkmadan başında yemenisi olan bir kadın gözüme çarptı. Bir midibüs kullanıyordu, şehit aileleri için ayrılan yere park etti midibüsü. İçinden 2 tane kız çocuğuyla birlikte indi. Birisi 6-7 yaşlarında diğeri sanıyorum 2-3. Terör şehitleri için ayrılan mezarların olduğu yere gittiler. Sanıyorum babaları vardı. O kızların halini görünce içim acıdı. Allah yardımcıları olsun.

Çıkarken bir başka mezar taşı dikkatimi çekti. İki tane isim yazıyordu. İçim iyice tuhaf oldu neden aynı mezarda olduklarını anlayınca.

Şehitlerimizi sadece televizyonda yeni şehit haberi duyunca hatırlıyor, üzülüyor, sonra da unutuyoruz. Aileleri ne durumdadır acaba, giden gidiyor, peki ya geride kalanlar? Yıllar önce iki şehit kızı vardı hatırlar mısınız, ayaklarında birer çorap, perişanlık içinde. Onlara yapılan yardımlar devam ediyor mu acaba yoksa zamanla beraber insanların acıması azaldıkça, yeni şehitler oldukça onların yardımları da mı azaldı?

Tüm şehitlerimize rahmet diliyorum, kalanlara da sabır ve hayatlarını idame ettirebilme kuvveti.

12 Nisan 2011 Salı

Hangisi olsun?

Dün yürüyüşe çıkmıştım. Eskişehir'de Porsuk üzerinde bol bulunan köprülerimizin birinin üzerinden geçerken suya atılmış siyah bir gitar gördüm (Parlak ama ısıtmayan güneşin altında metalik gri görülüyor, ama aslında siyah). Akşam kocama bahsettiğimde "Eskişehir'de sanatın sonu" dedim. Kocamsa "bilakis, biz Eskişehirliler sanatla o kadar iç içeyiz ki her yerde görebilirsin" dedi. Sizce bu resme hangi ifade daha uygun? :)

10 Nisan 2011 Pazar

İkiz bebek arabası konusunda bana yardım eder misiniz?

Bebeklerimize hala bebek arabası almadık. 6. aydan sonra alırız diye düşünmüştük. Bebeklerim kış bebekleri olacakları için havalar soğuk olacak diye daha erken almaya gerek görmemiştik. Gerçekten de sadece bir kez dolaşmaya çıkabildiğimiz (kangurularla) düşünülünce çok erken almamıza gerek yokmuş diyebilirim. Diyeceksiniz ki "ben çıkmıştım daha erkenden". Ben cesaret edemedim açıkçası. Tek bebeğim olsa belki ama iki tane olunca havaların ısınmasını beklemek istedim. Bir de apartmanıızın girişindeki merdivenler düşündürüyor beni. 8-10 basamakla giriliyor apartmana. Yani tek başıma çıkma olasılığım sıfır. Yanımda mutlaka biri daha olmalı ki bebekleri oturttuğumuz arabayı birlikte indirelim-çıkaralım ya da birisi bebekleri kucağına alsın ben de arabayı indireyim. Tekli iki araba alsak yine aynı sorun, mutlaka iki kişi çıkmalıyız evden. Oysa apartmanın önünde basamaklar olmasa bindiririm yavrularımı arabalarına, evden asansöre oradan da hop dışarıya. (Arkadaki bir site aynı benim istediğim gibi bir girişe sahip, görünce imrendim o kapıya resmen. Bir yerden para çıksa da kendi evimizi alsak istediğimiz gibi). Bebek arabaları çeşit çeşit ama ikiz arabası olunca fazla çeşit yok. Karar verdiğimiz en önemli şey arka arkaya mı yoksa yan yana mı olsun oldu. Arka arkaya bebek arabası olan ikiz annesi bir arkadaşım arkada oturanın öndekinin kafasına vs. vurduğunu söylemişti. Bu durumda yan yana olanı almaya karar verdik. Tabii asansöre, eve girmek için kapılardan sığabiliyorsa araba. Alışveriş merkezlerinde asansör vs. de cabası. Şimdilik Kraft'ın bir modelinin üzerinde duruyoruz, büyük ihtimalle de onu alacağız. Ama almadan önce ikiz annesi veya ikiz annesi tanıdığı olan blogdaşlarıma tecrübelerini sormak istedim. Karar vermeme yardımcı olur musunuz?

Bloglara noldu böyle?

Daha önce de kapatılıp açılmıştık ama bu kadar sinir bozucu olmamıştı. Bu sefer asıl darbe vuruldu, sinir bozukluğuna daha fazla dayanamayan ya da "bir kez oldu, haydi o neyse de yine olduğuna göre ileride mutlaka yine olacaktır diye düşünen pek çok kişi wordpress'e, tmbler'a göç etti. Daha önce de gidenler olmuştu ama ayrılık kısa sürünce geri gelmişlerdi. Bu sefer ayrılık uzun olunca gidenler gittikleri yere alıştılar, blogspot artık yavan gelmeye başladı. Herkes tek tek "artık şuradayım, buraya gelmem, bunu kullanmak daha kolay" diye yazılar yazmaya başladı. Takip ettiğim bloglarda çok fazla aktivite görmeyişimin nedeni bu olsa gerek. Yine de böyle olmamasını, sadece işlerinin yoğun olduğunu ve post giremediklerini düşünmek istiyorum. Ben hala buradayım, belki ilk göz ağrım olduğu için, belki de başka bir sisteme adapte olacak zamanım olmadığı için. Bir sonraki kapatmaya kadar böyle. Bakalım sonrasında neler olacak.