22 Ağustos 2013 Perşembe
Az daha
Yazdım yazıyorum derken bir şeyler engel oluyor hep. İşe alışayım yazayım, şu iş bitsin yazayım derken olmadı işte. Oysa başladığımız ve 1.5 gün sonra ağlayarak bırakmak zorunda kaldığım tuvalet eğitiminden, oğlumun artık kesinlikle mama içmediğinden tamamen süte döndüğünden, kızımın nihayet tüm dişlerini tamamladığından falan bahsedecektim. Neyse, bu yazı da bir nevi fragman olsun bari :)
13 Ağustos 2013 Salı
Uzun bir aradan sonra hoşgeldim sanki
Gezi olayları, değişim beklentisi, hafif hayal kırıklığı, iç sıkıntısı, yazma isteğinin olmayışı, isteyip de yazamama, sonrasında da tatil derken çok ara verdim biliyorum. Bundan sonra herhalde buralardayım ama önce evi toparlamam, çocukları eski düzenimize alıştırmam lazım.
Çok yakında geleceğim :)
Çok yakında geleceğim :)
3 Temmuz 2013 Çarşamba
Çok ama yok
Aslında yazacak şey çok, bir sürü şey birikti geçen zaman zarfında ama yazasım yok. Sizi bilemem ama ben son 1 aydır olanları düşünmekten, ne olacak, düzelme olacak mı yoksa eski tas eski hamam mı olacak diye gündemi takip etmekten eski blog günlerime dönemiyorum. Bir türlü elim gitmiyor. Sizler nasılsınız peki?
23 Haziran 2013 Pazar
Bunu yazmam lazım
Hiç yazasım yok ama bunu yazmasam olmaz.
Bebeklerim büyüdükçe ve güçlendikçe yaptıkları şeyler de tehlikeli hale geliyor. İki kişi olunca birbirlerinden güç alıyorlar, ondan sonra coşuyorlar. Mesela bir ara sabah erkenden kalkıp beni uyutmuşlardı. Mutfağa girip lavabonun önüne iki sandalye çekmişler, musluğu açmışlar. Şırıl şırıl sesi duyunca ne oluyor diye kalkmıştım. Meğer delik de bir tabakla tıkanmış mı, sular taşmaya başlarken yetişmişim. Yere fazla akan olmamış ama üstler başlar sırılsıklam tabii. Allah korusun, sandalyeleri pencereye çekip açabilirlerdi de. Düşünmesi bile korkunç.
Dün sabah ben mutfaktayken dolaplarındaki tüm şampuan ve vücut losyonlarını çıkarmışlar, oyuncak bir bebeklerini soyup kreme boğmuşlar. Yarısından fazlasını boşaltmışlar şişenin, her yer krem.
Bu da önemli değil ama.
Bu sabah gördüklerim ise korkunç ötesiydi. Mutfaktaydık hep birlikte. Kızarmış ekmek istediler, ben de 2 dilim koyup kızartmaya başladım. Ekmekler olana kadar da banyoya gidip geleyim dedim. Yanlarından ayrıldığım süre maksimum 3 dakika. Banyodan çıktığımda kızım koridorda bana geliyordu," ben yanmadım anne" dedi. Anlam veremedim. Mutfağa girdiğimde gördüklerim: Oğlum yine bir sandalye çekip mutfak tezgahının dibine kadar girmiş. Ekmek kızartma makinesinden ise alevler çıkıyor. Filmlerdeki sahneler gibiydi resmen. Anlaşılan ekmekler kızarınca benimki bir kez daha çalıştırmış, hatta ayarı da maksimuma getirmiş. Ekmekler de iyice yandıktan sonra alev almışlar. Fişi çekip bir maşayla dilimleri alıp lavabonun içine fırlattım. Oğlan korkmamış işin ilginci :)
Daha kötüsü de olabilirdi. Bazen ekmekleri dışarıya fırlatıyor. Öyle olabilirdi, ben biraz daha oyalanabilirdim banyoda, Allah korumuş resmen. Etrafta çocuk olunca, hele de iki adet aynı yaşta çocuk olunca dikkatli olma gerekliliğinin haddi hesabı yok :(
Bebeklerim büyüdükçe ve güçlendikçe yaptıkları şeyler de tehlikeli hale geliyor. İki kişi olunca birbirlerinden güç alıyorlar, ondan sonra coşuyorlar. Mesela bir ara sabah erkenden kalkıp beni uyutmuşlardı. Mutfağa girip lavabonun önüne iki sandalye çekmişler, musluğu açmışlar. Şırıl şırıl sesi duyunca ne oluyor diye kalkmıştım. Meğer delik de bir tabakla tıkanmış mı, sular taşmaya başlarken yetişmişim. Yere fazla akan olmamış ama üstler başlar sırılsıklam tabii. Allah korusun, sandalyeleri pencereye çekip açabilirlerdi de. Düşünmesi bile korkunç.
Dün sabah ben mutfaktayken dolaplarındaki tüm şampuan ve vücut losyonlarını çıkarmışlar, oyuncak bir bebeklerini soyup kreme boğmuşlar. Yarısından fazlasını boşaltmışlar şişenin, her yer krem.
Bu da önemli değil ama.
Bu sabah gördüklerim ise korkunç ötesiydi. Mutfaktaydık hep birlikte. Kızarmış ekmek istediler, ben de 2 dilim koyup kızartmaya başladım. Ekmekler olana kadar da banyoya gidip geleyim dedim. Yanlarından ayrıldığım süre maksimum 3 dakika. Banyodan çıktığımda kızım koridorda bana geliyordu," ben yanmadım anne" dedi. Anlam veremedim. Mutfağa girdiğimde gördüklerim: Oğlum yine bir sandalye çekip mutfak tezgahının dibine kadar girmiş. Ekmek kızartma makinesinden ise alevler çıkıyor. Filmlerdeki sahneler gibiydi resmen. Anlaşılan ekmekler kızarınca benimki bir kez daha çalıştırmış, hatta ayarı da maksimuma getirmiş. Ekmekler de iyice yandıktan sonra alev almışlar. Fişi çekip bir maşayla dilimleri alıp lavabonun içine fırlattım. Oğlan korkmamış işin ilginci :)
Daha kötüsü de olabilirdi. Bazen ekmekleri dışarıya fırlatıyor. Öyle olabilirdi, ben biraz daha oyalanabilirdim banyoda, Allah korumuş resmen. Etrafta çocuk olunca, hele de iki adet aynı yaşta çocuk olunca dikkatli olma gerekliliğinin haddi hesabı yok :(
12 Haziran 2013 Çarşamba
3 Haziran 2013 Pazartesi
1 Haziran 2013 Cumartesi
Uyanış - bir yaşgünü kutlaması
En unutulmaz yaşgünüm bu oldu, oluyor. Diyecek söz yok, halk tv seyretmek yeterli.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)