5 Ekim 2013 Cumartesi

Hüsran

Dünkü yazımdan sonra yavrularla ne aktivite yapsam diye düşündüm. Makarna boyamak iyi bir fikir gibi geldi. Aslında suluboya olsa daha iyi olurdu ama özellikle Berke'nin elinde bir silaha dönüşeceği için cesaret edemedim. Kurşun boya kalemlerinin ucu sivri, hemen de kırarlar diye keçe kalemlerde karar kıldım. İkisinin önüne de birer küçük tabak fiyonk makarna koydum. çizmeye, boyamaya başladık. Sonuçta babaları ve ben boyama yaptık, bize 1-2 tane boyatıp, oyunu birşeye benzetemedikleri için sıkıldılar. Biraz daha büyüdüklerinde yapalım bari diye kağıt verdim ellerine. Güzelce karaladılar, resim çizmeye çalıştılar, sonra bundan da sıkıldılar. Ama olsun, aktivite aktivitedir.

Gerçi bu aktivite bana ertesi sabah çizilmiş bir koltuk olarak geri döndü, o da ayrı mesele. Tuvalete gitmemden faydalanan oğlum koltukta 3 farklı renkte güzel bir karalama çalışması yapmış. Artistik yeteneğini dünyadan saklamak, dünya çapında muhteşem Berke şeklinde bir infial yaratmamak için hemen sildim tabii, şöhretsiz bir hayatın tadını çıkarsın :)

Bu arada biraz da kırıldım herkese. Dünden sonra "yok canım, çalışan annelerin ortak sorunu bu, kendini kötü hissetme" gibi yorumlar gelir sanıyordum ama gelmedi. Ya gerçekten kötü bir anneyim ya da kötü bir blogger olduğum için kimse artık beni okumuyor. İkincisine inanmayı tercih ediyorum elbette.

Hem iyi bir anne hem de iyi bir blogger olacağım bundan kelli.

:)

4 Ekim 2013 Cuma

Kötü anne

Kötü bir blogger olduğum kesin, baksanıza geliyorum diyip bir türlü gelemiyorum. İşler azalacağına arka arkaya geliyor üstüme üstüme. Bu hengamede bir de oda değiştirdik fakültede. Oda arkadaşımla yan yana odalara geçtik, artık tek başımıza yayıldıkça yayılabiliriz. Kitaplarımız, tezlerimiz vs. şimdi bile bir sürü yer kaplamışken eski odamıza nasıl sığdığımıza şaşıp kalıyoruz sürekli. Hala da tam yerleşmiş değilim, dolapların, çekmecelerin içi ortalık derli toplu görünsün de iyice sinirim bozulmasın diye öylece attığım bir sürü tasnif edilecek belge vs. ile dolu.  Eski odayı apar topar taşıdığımızda durum aşağıdaki gibiydi:



Şimdi gayet güzel oldu. Saatimi henüz takamadım, 1-2 de ufak tefek eksiğim var, onları da halledince foto eklerim yine.

Kötü blogger olma nedenlerimi açıkladıktan sonra gelelim diğer meseleye. Ben galiba kötü bir anneyim. Çalışan anne olmak çok zor ama inanın akademisyen anne olmak daha da zor. Gerçi fakülteyle ilgili işlerimi geceleri kalkıp yapmaya çalışıyorum ama eve geldikten sonra yemek, ortalığı toplama, haftasonu dersen temizlik, yemek, ıvır zıvır derken çocuklarla adam gibi vakit geçirmediğimi farkettim son zamanlarda. Özellikle haftasonlarım iş yapmaya çalışıp arada laf dinlemedikleri için çocuklara bağırmakla geçiyor. Onlarla geçirdiğim yegane adam gibi vakit hafta sonu sabah kahvaltıları. Bu arada kızım iyice sırnaşıyor, oğlum kucağıma çıkıyor, öpüşüp koklaşıyoruz ama sonra ben yine işlere gömülüyorum. Bir de hava güzelse el ele tutuşup Migros'a alışverişe gidiyoruz zaman zaman. Oysa eskiden eve gelip yemek yedikten sonra 1 saat oyun saati yapar odalarına girip oyun oynardık babalarıyla birlikte. Çocuklar bizimle vakit geçirsinler derdik. Ama onlar iyice ayaklanıp odadan açmaya başladıklarından beri yapmıyoruz. Nerde kaldı eğitici-eğlendirici aktiviteler, değişik oyunlar. Hatta daha da kötüsü aklımın bir köşesinde hep yapmak-yetiştirmek zorunda olduğum şeyler olduğundan stresimi onlara da yansıtmaya başladım, toleransım iyice azaldı. Kendimden çok şikayetçiyim ama bir türlü değişemiyorum. Bu aralar havalardan mütevellit soğuk algınlığına yakalandılar, burunları akıyor, geceleri uykuları bölünüp duruyor. Ben de uyuyamıyorum haliyle ve tüm bunlara bir de 3-4 günlük uykusuzluk eklenince iyice coşuyorum. Kötü bir anne oldum çıktım iyice. Değişmem, düzelmem lazım. Bu yıl kreşe vermeyeceğim ama seneye kreşe başlayınca iyice benden kopacaklar artık, öğretmenleri, arkadaşları olacak. Başkalarıyla daha çok vakit geçirecekler, bana bağımlılıkları azalacak ve ben bu durumu kıskanacağım. O zaman kendime çeki düzen verip bu son yılımın tadını çıkarmam lazım, sonra hızla büyüyecekler çünkü.

Bir de kocam geçen gün "bu çocuklar evcil hayvan gibi, hep evdeler, bizim gibi dışarıda hayatları yok, tek arkadaşları biziz, bunu unutma" dedi. Öyle içime dokundu ki bu laf. İlk fırsatta çocukları hızlı trene atıp fakülteye götürdüm birlikte dışarıda vakit geçirelim, onlar için de değişiklik olsun diye. Ama gerisi aynı, akşam oldu mu eve gelip coşan bir anne.

Toparlanmam şart, kötü anne olmak istemiyorum ben  :(

9 Eylül 2013 Pazartesi

Tuvalet eğitimi :)

Biraz değişiklik iyi olur demiştim, şimdilik sadece blogumun renkleriyle oynadım, vaktim olduğunda tasarımdaki farklı şablonları da deneyeceğim.

Gelelim asıl yazacaklarıma.

Yavrular 3 yaşına girecekler 2 ay sonra, tuvalet eğitimi için çok geç kalmadan halledeyim diyordum. Yaz tatili ideal fırsattı benim için. Hem sürekli yanlarında olacaktım hem de annemlerin yazlığına gideceğimiz için bahçede vs. dolanırken işeseler bile temizliği çok kolay olacaktı. Çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır mı konulu bir sürü şey okudum, video seyrettim, baktım sayılan herşey benimkilerde var, yani ben ve çocuklar artık hazırdık. Ama sonuçta benim istediğim gibi olmadı maalesef.

Tuvalet eğitimi sezon 1: İlk günümüzde donlarımızı giydik, bezlerimizi attık. Çişleri kakaları gelince bana söylemeyi kabul ettiler ama klozete oturmaya ikna edemedim bir türlü. Oğlan kesinlikle reddetti. Kız beni kırmayıp oturdu ama çişini yapmadı, çişi kakası geldiğinde katıla katıla ağladı, daha fazla tutamadım. İndikten sonra da altına işedi. Oğlan en baştan reddetti. Çişini söylemediği gibi karşıda parkta dolaşırken gözümün önünde yaptı. Kakasını yapacakken yakaladım koşarak klozete oturttum ama ağlamaktan katıldı. Böylece 1.5 günde ben de salya sümük ağladım ve bezlere geri döndük.

Çocuk bezi tercih ediyor, klozete veya lazımlığa oturmayı reddediyorsa yapacak birşey yok. Arkadaşlar sen yap onlar da görsünler dedi. Zaten tuvalete onlar olmadan gidemiyorum ki uzun zamandır, daha ne görecekler. Oğlanı babasıyla bile yolladım çişe ama sonuç sıfıra sıfıra, elde var sıfır.


Nasıl olacak bu iş, ne kötü bir anneyim ben diye düşüne düşüne bugünlere geldik. Çocukları biraz sözlü olarak hazırlayıp 30 Ağustos tatilini fırsat bilip bir gün öncesinde de izin alıp ikinci sezona başlayayım demiştim. Bir hafta kadar önce Dora'nın tuvalet eğitimi sesli kitabını almıştım. Dora'nın ikiz kardeşlerinin eğitimini gördük, sembollere bastık oynadık, biraz daha hazırlanmaya çalıştık. Böylece geldik 2. sezona.

Tuvalet eğitimi sezon 2: 29 Ağustos 2013 Perşembe günü koridorlardaki yollukları, mutfak halısını herhangi bir kazaya karşı önlem olarak kaldırdım. Kahvaltıdan sonra oğluma arabalı, kızıma Hello Kitty'li don giydirdim ve 2. sezona adımımızı attık. Deneme mahiyetinde önce donlarla oturduk klozet aparatının üstüne, gayet hevesli görünüyorlardı. Sonra haydi bir de donlarımızı çıkarıp deneyelim dedim. İkisi de önce diğeri denesin dedi ve oğlan ilk talihlimiz olarak seçilip klozete oturtuldu. İnanılmaz ama çişini yaptı. Alkış kıyamet  coştuk evde resmen. Kız hemen olmasa da bir süre sonra çişini yaptı. Çocukların ilk çişini görünce bu kadar güleceğime, sevineceğime, neredeyse mutluluktan ağlayacağıma inanmazdım. Sonrasında sık sık çiş sordum, onlar da her seferinde gelip zevkle oturdular. Taburesini kapan geldi, klozetin dibine yerleştirip üzerine çıktı, çiş bitince tuvalet kağıdı alıp silinmeye çalıştı. Oğlanın ishal olması nedeniyle o günüm genelde banyoda geçti ama belki de tuvalete bu kadar çabuk alışmasının nedeni de budur.

Öğlen uykusunda alıştırma donlarından giydirdim yavrulara. Kızım 3 gün boyunca kuru kalktı, oğlan tutamadı ama olsun. İlginç ama kaza falan da olmayınca (1-2 ufak don ıslatma hariç) kalkan halılar ertesi gün yerine kondu.

İkinci sezonun bu kadar çabuk final yapacağını rüyamda görsem inanmazdım, çok mutlu oldum. Kocam "tuvalet işini 1 günde çözdün" dedikçe de şişinip durdum.

Şimdi tek sorunum uykuda çiş problemi. Öğlen uykularından kız kuru kalkabiliyor (aldıkları sıvı ve mama miktarına bağlı olarak) ama oğlan kesin yapıyor çünkü en az 3 saat uyuyor, ıslanınca pek uyanmıyor da. Geceleri ise Huggies'in don bezlerinde giydiriyorum ve ısrarla don olduğunu vurguluyorum. Gece çişe kaldırıp alıştırmam gerekiyor biliyorum ama nedense bir türlü 00-01 civarında uyanamıyorum. Bünye 03:30'da mama içmelerine alışmış, ısrarla o saatte kalkıyorum. Bunu da çözersem uykuda da kupkuru günler karşılayacak bizi.

Sonuç olarak, her şeyin belli bir zamanı var, o zaman gelmeden ne yaparsanız yapın olmuyormuş :)


27 Ağustos 2013 Salı

Biraz değişiklik

Selamlar sevgiler. Yine geliyorum dedim ama gelemedim, ama çok yakında cidden buradayım.

Biraz değişiklik iyi gelecek bana da bloguma da diyerek bugün gidip saçlarıma gölge attırdım. En son 7 yıl önce yaptırmıştım, saçım zaten açık kumral, gölgenin rengi iyice açılmıştı, saç uzayınca dipleri kötü görünüyor bir daha yaptırayım demiştim birkaç ay sonra da iyice sarışın olmuştum. Sonra dayanamayıp kendi rengimin azıcık koyusuna boyatıp kurtulmuştum sarışınlıktan. Yedi yıl sonra bir kez daha ama daha seyrek ve daha az belirgin bir gölgeyle karşınızdayım. (Bir foto koysam iyi olacak anlaşılan bir ara). Fakülteden ilk gören arkadaşım saçlarında birşey var ama ne olduğu anlaşılmıyor, çok güzel olmuşsun dedi. Eehehehe işte benim istediğim de aynen buydu. Yıkayınca açılır dedi gerçi kuaförüm, bakalım beni pişman edecek mi. 10 yılda bir perma, 7 yılda bir gölge yaptıran biri olarak yandaki koltukta geçen hafta yaptırdığı röfle pek anlaşılmıyor diye tekrar yaptırıp, kalan yerleri de daha koyuya boyatan 70'lik teyzeyi görünce utanayım mı yoksa saçlarımda hala tek tük beyaz var, boyaya gerek duymuyorum diye gururlanayım mı şaşırdım vallahi.

Değişikliğe blogla devam etmeye karar verdim. Şablonu bir değiştireyim, yavrularımın yeni bir fotosunu ekleyeyim. Çok yakında yapayım bunları :)

22 Ağustos 2013 Perşembe

Az daha

Yazdım yazıyorum derken bir şeyler engel oluyor hep. İşe alışayım yazayım, şu iş bitsin yazayım derken olmadı işte. Oysa başladığımız ve 1.5 gün sonra ağlayarak bırakmak zorunda kaldığım tuvalet eğitiminden, oğlumun artık kesinlikle mama içmediğinden tamamen süte döndüğünden, kızımın nihayet tüm dişlerini tamamladığından falan bahsedecektim. Neyse, bu yazı da bir nevi fragman olsun bari :)

13 Ağustos 2013 Salı

Uzun bir aradan sonra hoşgeldim sanki

Gezi olayları, değişim beklentisi, hafif hayal kırıklığı, iç sıkıntısı, yazma isteğinin olmayışı, isteyip de yazamama, sonrasında da tatil derken çok ara verdim biliyorum. Bundan sonra herhalde buralardayım ama önce evi toparlamam, çocukları eski düzenimize alıştırmam lazım.

Çok yakında geleceğim  :)

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Çok ama yok

Aslında yazacak şey çok, bir sürü şey birikti geçen zaman zarfında ama yazasım yok. Sizi bilemem ama ben son 1 aydır olanları düşünmekten, ne olacak, düzelme olacak mı yoksa eski tas eski hamam mı olacak diye gündemi takip etmekten eski blog günlerime dönemiyorum. Bir türlü elim gitmiyor. Sizler nasılsınız peki?