Trafik kazasız, sakar kasap habersiz, kurbanların kesilen diğer kurbanları görüp acı çekmeden doğru şekilde kesildiği, mutlu ve huzurlu, sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz, küçüklerin el öpüp bol bol para aldığı güzel bir bayram dilerim hepinize.
15 Ekim 2013 Salı
İyi bayramlar
Trafik kazasız, sakar kasap habersiz, kurbanların kesilen diğer kurbanları görüp acı çekmeden doğru şekilde kesildiği, mutlu ve huzurlu, sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz, küçüklerin el öpüp bol bol para aldığı güzel bir bayram dilerim hepinize.
14 Ekim 2013 Pazartesi
Bayram öncesi çocuk gelişimi (kel alaka :) )
Arefe günü benim için bayram temizliğinin sonu demek. Aslında bugüne kadar bitmiş olmalıydı ama etrafta dolanan iki velet varken pek mümkün olmuyor. Bir yandan iş yapıp bir yandan "yapma oğlum, gelme çocuğum, sakın evladım, Berkeeeeeeeeeeeeeeeeee naptın sen" diye bağırıp çağırıyorum. Mutfakta birşeyler yiyen veya salonda televizyon seyreden çocukların hazır dikkatleri benden uzaklaşmışken içeriye kaçıp bir iki iş bitireyim derken dahili sensörleri hemen uyarı veriyor, yanımda bitiveriyorlar. Sonrasında da "anne napıyorsun? oraya nasıl çıktın? düşeceksin" şeklindeki sohbetimiz arasında bir yandan da cam silmeye ve yere düşmemeye çalışıyorum. Oğlum sağolsun en sonunda ben cam silerken içine su doldurduğum leğenimin yanına basmak suretiyle her yeri ve kendini su içinde bırakınca dünyalar benim oldu. Farkındaysanız ekseriyetle oğlandan bahsediyorum, oğlanlar çok yaramaz oluyor çoook.
Acaba birşeyleri yanlış mı yapıyorum diye çocuk gelişimi kitapları alayım dedim, yavrular uyurken internetten onu ekle bunu ekle derken 10 tane kitap atmışım sepete (aslında 11 idi ama birini geçenlerde çocuğu büyüyen ve ihtiyacı kalmayan bir arkadaşım vermişti). Sonra da evde neler var diye bir bakayım dedim. Meğer evde 4-5 tane kitabım varmış benim çocuk gelişimi hakkında, varlıklarını bile unutmuşum. Onlarla başlayıp sonra diğerlerini almaya karar verdim.Çok da kınadım kendimi. Varsa yoksa ders kitapları, projeler, makaleler. Oysa bunları da okumam lazım. Her ne kadar teorikle pratik uymasa da, içgüdüsel olarak bir şeyleri doğru yapıyorsam da okumam lazım sanıyorum çünkü bir yerde hata yapmış olmalıyım ki çocuklar bir süredir tırnak yiyor (önce kızım başladı sonra da oğlum). Aylardır tek bir el tırnağı kesemedim. Acı oje alayım dedim ama araştırdığımda gördüm ki uzmanlar sadece sorunu geçici olarak çözeceğini, altta yatan psikolojik problemi gizleyeceğini söylüyor. Ben de vazgeçtim ama alttaki sorun nedir (benim işe gidip gelmem mi yoksa) ve nasıl çözebilirim bilmiyorum. Belki kitaplarda bulabilirim.
Yine görüşürüz ama görüşemezsek hepinize iyi bayramlar.
Acaba birşeyleri yanlış mı yapıyorum diye çocuk gelişimi kitapları alayım dedim, yavrular uyurken internetten onu ekle bunu ekle derken 10 tane kitap atmışım sepete (aslında 11 idi ama birini geçenlerde çocuğu büyüyen ve ihtiyacı kalmayan bir arkadaşım vermişti). Sonra da evde neler var diye bir bakayım dedim. Meğer evde 4-5 tane kitabım varmış benim çocuk gelişimi hakkında, varlıklarını bile unutmuşum. Onlarla başlayıp sonra diğerlerini almaya karar verdim.Çok da kınadım kendimi. Varsa yoksa ders kitapları, projeler, makaleler. Oysa bunları da okumam lazım. Her ne kadar teorikle pratik uymasa da, içgüdüsel olarak bir şeyleri doğru yapıyorsam da okumam lazım sanıyorum çünkü bir yerde hata yapmış olmalıyım ki çocuklar bir süredir tırnak yiyor (önce kızım başladı sonra da oğlum). Aylardır tek bir el tırnağı kesemedim. Acı oje alayım dedim ama araştırdığımda gördüm ki uzmanlar sadece sorunu geçici olarak çözeceğini, altta yatan psikolojik problemi gizleyeceğini söylüyor. Ben de vazgeçtim ama alttaki sorun nedir (benim işe gidip gelmem mi yoksa) ve nasıl çözebilirim bilmiyorum. Belki kitaplarda bulabilirim.
Yine görüşürüz ama görüşemezsek hepinize iyi bayramlar.
13 Ekim 2013 Pazar
Peki neden kazmaymışım?
Böyle kazmalık olmaz diyorum başka da birşey demiyorum. Teknoloji meraklısı olan ben meğer teknoloji kazması olmuşum da haberim yok. Kötü anneyim, hiç yorum yok diye kendimi yerken meğer yorumlar geliyormuş ama ben alamıyormuşum, yorum yazanlara çok teşekkür ederim bu arada.
Efendim, ben fakültede kullandığım mail adresimi outlook hesabımdan okurdum hep. Sunucuda bir kopyasını bırak seçeneğini işaretlemez, böylece outlook'a çektiğim mailler sunucuyu şişirmezdi. Ama geçen yazdan beri outlook hesabımını kullanmadım çünkü hesabımı cep telefonundan rahat görebilmek için gmail hesabıma bağlamıştım ve çok daha rahat olduğu için hep telefonu veya direkt olarak gmail hesabını kullanmaya başlamıştım. Ama gmail ayarlarını yaparken sunucuda bir kopya bırak demişim meğerse, böylece mail sunucum şişmiş de şişmiş. 10 GB kota dolmuş ve bu nedenle hiç mail alamayaya başlamış. Önceleri fark etmedim, haftasonuydu, ev işleri falan derken dikkat etmedim. Ama bloga yorum gelmeyince bir de düşündüm ki beni her sabah kolaçan eden hatta günde birkaç mail yollayarak yoklayıp duran limango, morhipo ve binbir türlü spam mail de ortalarda yok. O zaman fakülte mailini kontrol etmek aklıma geldi. 3-4 ay içinde 8527 mail gelir mi? Gelmiş, kota şişmiş. Tek tek mailleri sildim de ferahladım, sonra da birkaç gün boyunca gelemeyen mailler bir şelale gibi dökülmeye başladı. Sizlerin yorumları da elbette. Kötü bir anne olmadığıma sevindim, çok teşekkür ederim hepinize :
Bu arada denizciğim, yorumlarının yayınlanmaması da benim bir başka kazmalığım, çok yoğun olduğum dönemlerde yorumları yayınlayıp cevap yazmayı unutmuşum, birikmişler hep. Onlarla da ilgileneceğim :)
Efendim, ben fakültede kullandığım mail adresimi outlook hesabımdan okurdum hep. Sunucuda bir kopyasını bırak seçeneğini işaretlemez, böylece outlook'a çektiğim mailler sunucuyu şişirmezdi. Ama geçen yazdan beri outlook hesabımını kullanmadım çünkü hesabımı cep telefonundan rahat görebilmek için gmail hesabıma bağlamıştım ve çok daha rahat olduğu için hep telefonu veya direkt olarak gmail hesabını kullanmaya başlamıştım. Ama gmail ayarlarını yaparken sunucuda bir kopya bırak demişim meğerse, böylece mail sunucum şişmiş de şişmiş. 10 GB kota dolmuş ve bu nedenle hiç mail alamayaya başlamış. Önceleri fark etmedim, haftasonuydu, ev işleri falan derken dikkat etmedim. Ama bloga yorum gelmeyince bir de düşündüm ki beni her sabah kolaçan eden hatta günde birkaç mail yollayarak yoklayıp duran limango, morhipo ve binbir türlü spam mail de ortalarda yok. O zaman fakülte mailini kontrol etmek aklıma geldi. 3-4 ay içinde 8527 mail gelir mi? Gelmiş, kota şişmiş. Tek tek mailleri sildim de ferahladım, sonra da birkaç gün boyunca gelemeyen mailler bir şelale gibi dökülmeye başladı. Sizlerin yorumları da elbette. Kötü bir anne olmadığıma sevindim, çok teşekkür ederim hepinize :
Bu arada denizciğim, yorumlarının yayınlanmaması da benim bir başka kazmalığım, çok yoğun olduğum dönemlerde yorumları yayınlayıp cevap yazmayı unutmuşum, birikmişler hep. Onlarla da ilgileneceğim :)
8 Ekim 2013 Salı
Çok kazmaymışım
Yorum gelmedi demek kötü anneyim diye kendimi yerken meğer yorumlar geliyormuş ama ben göremiyormuşum. Asla teknoloji özürlü olmayan ben resmen teknoloji kazması olmuşum da haberim yokmuş (ya da geç uyanmışım diyelim). Bugünkü dersimin notlarını toparlamam lazım sonra kazmalığımı paylaşıciiim.
5 Ekim 2013 Cumartesi
Hüsran
Dünkü yazımdan sonra yavrularla ne aktivite yapsam diye düşündüm. Makarna boyamak iyi bir fikir gibi geldi. Aslında suluboya olsa daha iyi olurdu ama özellikle Berke'nin elinde bir silaha dönüşeceği için cesaret edemedim. Kurşun boya kalemlerinin ucu sivri, hemen de kırarlar diye keçe kalemlerde karar kıldım. İkisinin önüne de birer küçük tabak fiyonk makarna koydum. çizmeye, boyamaya başladık. Sonuçta babaları ve ben boyama yaptık, bize 1-2 tane boyatıp, oyunu birşeye benzetemedikleri için sıkıldılar. Biraz daha büyüdüklerinde yapalım bari diye kağıt verdim ellerine. Güzelce karaladılar, resim çizmeye çalıştılar, sonra bundan da sıkıldılar. Ama olsun, aktivite aktivitedir.
Gerçi bu aktivite bana ertesi sabah çizilmiş bir koltuk olarak geri döndü, o da ayrı mesele. Tuvalete gitmemden faydalanan oğlum koltukta 3 farklı renkte güzel bir karalama çalışması yapmış. Artistik yeteneğini dünyadan saklamak, dünya çapında muhteşem Berke şeklinde bir infial yaratmamak için hemen sildim tabii, şöhretsiz bir hayatın tadını çıkarsın :)
Bu arada biraz da kırıldım herkese. Dünden sonra "yok canım, çalışan annelerin ortak sorunu bu, kendini kötü hissetme" gibi yorumlar gelir sanıyordum ama gelmedi. Ya gerçekten kötü bir anneyim ya da kötü bir blogger olduğum için kimse artık beni okumuyor. İkincisine inanmayı tercih ediyorum elbette.
Hem iyi bir anne hem de iyi bir blogger olacağım bundan kelli.
:)
Gerçi bu aktivite bana ertesi sabah çizilmiş bir koltuk olarak geri döndü, o da ayrı mesele. Tuvalete gitmemden faydalanan oğlum koltukta 3 farklı renkte güzel bir karalama çalışması yapmış. Artistik yeteneğini dünyadan saklamak, dünya çapında muhteşem Berke şeklinde bir infial yaratmamak için hemen sildim tabii, şöhretsiz bir hayatın tadını çıkarsın :)
Bu arada biraz da kırıldım herkese. Dünden sonra "yok canım, çalışan annelerin ortak sorunu bu, kendini kötü hissetme" gibi yorumlar gelir sanıyordum ama gelmedi. Ya gerçekten kötü bir anneyim ya da kötü bir blogger olduğum için kimse artık beni okumuyor. İkincisine inanmayı tercih ediyorum elbette.
Hem iyi bir anne hem de iyi bir blogger olacağım bundan kelli.
:)
4 Ekim 2013 Cuma
Kötü anne
Kötü bir blogger olduğum kesin, baksanıza geliyorum diyip bir türlü gelemiyorum. İşler azalacağına arka arkaya geliyor üstüme üstüme. Bu hengamede bir de oda değiştirdik fakültede. Oda arkadaşımla yan yana odalara geçtik, artık tek başımıza yayıldıkça yayılabiliriz. Kitaplarımız, tezlerimiz vs. şimdi bile bir sürü yer kaplamışken eski odamıza nasıl sığdığımıza şaşıp kalıyoruz sürekli. Hala da tam yerleşmiş değilim, dolapların, çekmecelerin içi ortalık derli toplu görünsün de iyice sinirim bozulmasın diye öylece attığım bir sürü tasnif edilecek belge vs. ile dolu. Eski odayı apar topar taşıdığımızda durum aşağıdaki gibiydi:
Şimdi gayet güzel oldu. Saatimi henüz takamadım, 1-2 de ufak tefek eksiğim var, onları da halledince foto eklerim yine.
Kötü blogger olma nedenlerimi açıkladıktan sonra gelelim diğer meseleye. Ben galiba kötü bir anneyim. Çalışan anne olmak çok zor ama inanın akademisyen anne olmak daha da zor. Gerçi fakülteyle ilgili işlerimi geceleri kalkıp yapmaya çalışıyorum ama eve geldikten sonra yemek, ortalığı toplama, haftasonu dersen temizlik, yemek, ıvır zıvır derken çocuklarla adam gibi vakit geçirmediğimi farkettim son zamanlarda. Özellikle haftasonlarım iş yapmaya çalışıp arada laf dinlemedikleri için çocuklara bağırmakla geçiyor. Onlarla geçirdiğim yegane adam gibi vakit hafta sonu sabah kahvaltıları. Bu arada kızım iyice sırnaşıyor, oğlum kucağıma çıkıyor, öpüşüp koklaşıyoruz ama sonra ben yine işlere gömülüyorum. Bir de hava güzelse el ele tutuşup Migros'a alışverişe gidiyoruz zaman zaman. Oysa eskiden eve gelip yemek yedikten sonra 1 saat oyun saati yapar odalarına girip oyun oynardık babalarıyla birlikte. Çocuklar bizimle vakit geçirsinler derdik. Ama onlar iyice ayaklanıp odadan açmaya başladıklarından beri yapmıyoruz. Nerde kaldı eğitici-eğlendirici aktiviteler, değişik oyunlar. Hatta daha da kötüsü aklımın bir köşesinde hep yapmak-yetiştirmek zorunda olduğum şeyler olduğundan stresimi onlara da yansıtmaya başladım, toleransım iyice azaldı. Kendimden çok şikayetçiyim ama bir türlü değişemiyorum. Bu aralar havalardan mütevellit soğuk algınlığına yakalandılar, burunları akıyor, geceleri uykuları bölünüp duruyor. Ben de uyuyamıyorum haliyle ve tüm bunlara bir de 3-4 günlük uykusuzluk eklenince iyice coşuyorum. Kötü bir anne oldum çıktım iyice. Değişmem, düzelmem lazım. Bu yıl kreşe vermeyeceğim ama seneye kreşe başlayınca iyice benden kopacaklar artık, öğretmenleri, arkadaşları olacak. Başkalarıyla daha çok vakit geçirecekler, bana bağımlılıkları azalacak ve ben bu durumu kıskanacağım. O zaman kendime çeki düzen verip bu son yılımın tadını çıkarmam lazım, sonra hızla büyüyecekler çünkü.
Bir de kocam geçen gün "bu çocuklar evcil hayvan gibi, hep evdeler, bizim gibi dışarıda hayatları yok, tek arkadaşları biziz, bunu unutma" dedi. Öyle içime dokundu ki bu laf. İlk fırsatta çocukları hızlı trene atıp fakülteye götürdüm birlikte dışarıda vakit geçirelim, onlar için de değişiklik olsun diye. Ama gerisi aynı, akşam oldu mu eve gelip coşan bir anne.
Toparlanmam şart, kötü anne olmak istemiyorum ben :(
Şimdi gayet güzel oldu. Saatimi henüz takamadım, 1-2 de ufak tefek eksiğim var, onları da halledince foto eklerim yine.
Kötü blogger olma nedenlerimi açıkladıktan sonra gelelim diğer meseleye. Ben galiba kötü bir anneyim. Çalışan anne olmak çok zor ama inanın akademisyen anne olmak daha da zor. Gerçi fakülteyle ilgili işlerimi geceleri kalkıp yapmaya çalışıyorum ama eve geldikten sonra yemek, ortalığı toplama, haftasonu dersen temizlik, yemek, ıvır zıvır derken çocuklarla adam gibi vakit geçirmediğimi farkettim son zamanlarda. Özellikle haftasonlarım iş yapmaya çalışıp arada laf dinlemedikleri için çocuklara bağırmakla geçiyor. Onlarla geçirdiğim yegane adam gibi vakit hafta sonu sabah kahvaltıları. Bu arada kızım iyice sırnaşıyor, oğlum kucağıma çıkıyor, öpüşüp koklaşıyoruz ama sonra ben yine işlere gömülüyorum. Bir de hava güzelse el ele tutuşup Migros'a alışverişe gidiyoruz zaman zaman. Oysa eskiden eve gelip yemek yedikten sonra 1 saat oyun saati yapar odalarına girip oyun oynardık babalarıyla birlikte. Çocuklar bizimle vakit geçirsinler derdik. Ama onlar iyice ayaklanıp odadan açmaya başladıklarından beri yapmıyoruz. Nerde kaldı eğitici-eğlendirici aktiviteler, değişik oyunlar. Hatta daha da kötüsü aklımın bir köşesinde hep yapmak-yetiştirmek zorunda olduğum şeyler olduğundan stresimi onlara da yansıtmaya başladım, toleransım iyice azaldı. Kendimden çok şikayetçiyim ama bir türlü değişemiyorum. Bu aralar havalardan mütevellit soğuk algınlığına yakalandılar, burunları akıyor, geceleri uykuları bölünüp duruyor. Ben de uyuyamıyorum haliyle ve tüm bunlara bir de 3-4 günlük uykusuzluk eklenince iyice coşuyorum. Kötü bir anne oldum çıktım iyice. Değişmem, düzelmem lazım. Bu yıl kreşe vermeyeceğim ama seneye kreşe başlayınca iyice benden kopacaklar artık, öğretmenleri, arkadaşları olacak. Başkalarıyla daha çok vakit geçirecekler, bana bağımlılıkları azalacak ve ben bu durumu kıskanacağım. O zaman kendime çeki düzen verip bu son yılımın tadını çıkarmam lazım, sonra hızla büyüyecekler çünkü.
Bir de kocam geçen gün "bu çocuklar evcil hayvan gibi, hep evdeler, bizim gibi dışarıda hayatları yok, tek arkadaşları biziz, bunu unutma" dedi. Öyle içime dokundu ki bu laf. İlk fırsatta çocukları hızlı trene atıp fakülteye götürdüm birlikte dışarıda vakit geçirelim, onlar için de değişiklik olsun diye. Ama gerisi aynı, akşam oldu mu eve gelip coşan bir anne.
Toparlanmam şart, kötü anne olmak istemiyorum ben :(
9 Eylül 2013 Pazartesi
Tuvalet eğitimi :)
Biraz değişiklik iyi olur demiştim, şimdilik sadece blogumun renkleriyle oynadım, vaktim olduğunda tasarımdaki farklı şablonları da deneyeceğim.
Gelelim asıl yazacaklarıma.
Yavrular 3 yaşına girecekler 2 ay sonra, tuvalet eğitimi için çok geç kalmadan halledeyim diyordum. Yaz tatili ideal fırsattı benim için. Hem sürekli yanlarında olacaktım hem de annemlerin yazlığına gideceğimiz için bahçede vs. dolanırken işeseler bile temizliği çok kolay olacaktı. Çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır mı konulu bir sürü şey okudum, video seyrettim, baktım sayılan herşey benimkilerde var, yani ben ve çocuklar artık hazırdık. Ama sonuçta benim istediğim gibi olmadı maalesef.
Tuvalet eğitimi sezon 1: İlk günümüzde donlarımızı giydik, bezlerimizi attık. Çişleri kakaları gelince bana söylemeyi kabul ettiler ama klozete oturmaya ikna edemedim bir türlü. Oğlan kesinlikle reddetti. Kız beni kırmayıp oturdu ama çişini yapmadı, çişi kakası geldiğinde katıla katıla ağladı, daha fazla tutamadım. İndikten sonra da altına işedi. Oğlan en baştan reddetti. Çişini söylemediği gibi karşıda parkta dolaşırken gözümün önünde yaptı. Kakasını yapacakken yakaladım koşarak klozete oturttum ama ağlamaktan katıldı. Böylece 1.5 günde ben de salya sümük ağladım ve bezlere geri döndük.
Çocuk bezi tercih ediyor, klozete veya lazımlığa oturmayı reddediyorsa yapacak birşey yok. Arkadaşlar sen yap onlar da görsünler dedi. Zaten tuvalete onlar olmadan gidemiyorum ki uzun zamandır, daha ne görecekler. Oğlanı babasıyla bile yolladım çişe ama sonuç sıfıra sıfıra, elde var sıfır.
Nasıl olacak bu iş, ne kötü bir anneyim ben diye düşüne düşüne bugünlere geldik. Çocukları biraz sözlü olarak hazırlayıp 30 Ağustos tatilini fırsat bilip bir gün öncesinde de izin alıp ikinci sezona başlayayım demiştim. Bir hafta kadar önce Dora'nın tuvalet eğitimi sesli kitabını almıştım. Dora'nın ikiz kardeşlerinin eğitimini gördük, sembollere bastık oynadık, biraz daha hazırlanmaya çalıştık. Böylece geldik 2. sezona.
Tuvalet eğitimi sezon 2: 29 Ağustos 2013 Perşembe günü koridorlardaki yollukları, mutfak halısını herhangi bir kazaya karşı önlem olarak kaldırdım. Kahvaltıdan sonra oğluma arabalı, kızıma Hello Kitty'li don giydirdim ve 2. sezona adımımızı attık. Deneme mahiyetinde önce donlarla oturduk klozet aparatının üstüne, gayet hevesli görünüyorlardı. Sonra haydi bir de donlarımızı çıkarıp deneyelim dedim. İkisi de önce diğeri denesin dedi ve oğlan ilk talihlimiz olarak seçilip klozete oturtuldu. İnanılmaz ama çişini yaptı. Alkış kıyamet coştuk evde resmen. Kız hemen olmasa da bir süre sonra çişini yaptı. Çocukların ilk çişini görünce bu kadar güleceğime, sevineceğime, neredeyse mutluluktan ağlayacağıma inanmazdım. Sonrasında sık sık çiş sordum, onlar da her seferinde gelip zevkle oturdular. Taburesini kapan geldi, klozetin dibine yerleştirip üzerine çıktı, çiş bitince tuvalet kağıdı alıp silinmeye çalıştı. Oğlanın ishal olması nedeniyle o günüm genelde banyoda geçti ama belki de tuvalete bu kadar çabuk alışmasının nedeni de budur.
Öğlen uykusunda alıştırma donlarından giydirdim yavrulara. Kızım 3 gün boyunca kuru kalktı, oğlan tutamadı ama olsun. İlginç ama kaza falan da olmayınca (1-2 ufak don ıslatma hariç) kalkan halılar ertesi gün yerine kondu.
İkinci sezonun bu kadar çabuk final yapacağını rüyamda görsem inanmazdım, çok mutlu oldum. Kocam "tuvalet işini 1 günde çözdün" dedikçe de şişinip durdum.
Şimdi tek sorunum uykuda çiş problemi. Öğlen uykularından kız kuru kalkabiliyor (aldıkları sıvı ve mama miktarına bağlı olarak) ama oğlan kesin yapıyor çünkü en az 3 saat uyuyor, ıslanınca pek uyanmıyor da. Geceleri ise Huggies'in don bezlerinde giydiriyorum ve ısrarla don olduğunu vurguluyorum. Gece çişe kaldırıp alıştırmam gerekiyor biliyorum ama nedense bir türlü 00-01 civarında uyanamıyorum. Bünye 03:30'da mama içmelerine alışmış, ısrarla o saatte kalkıyorum. Bunu da çözersem uykuda da kupkuru günler karşılayacak bizi.
Sonuç olarak, her şeyin belli bir zamanı var, o zaman gelmeden ne yaparsanız yapın olmuyormuş :)
Gelelim asıl yazacaklarıma.
Yavrular 3 yaşına girecekler 2 ay sonra, tuvalet eğitimi için çok geç kalmadan halledeyim diyordum. Yaz tatili ideal fırsattı benim için. Hem sürekli yanlarında olacaktım hem de annemlerin yazlığına gideceğimiz için bahçede vs. dolanırken işeseler bile temizliği çok kolay olacaktı. Çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır mı konulu bir sürü şey okudum, video seyrettim, baktım sayılan herşey benimkilerde var, yani ben ve çocuklar artık hazırdık. Ama sonuçta benim istediğim gibi olmadı maalesef.
Tuvalet eğitimi sezon 1: İlk günümüzde donlarımızı giydik, bezlerimizi attık. Çişleri kakaları gelince bana söylemeyi kabul ettiler ama klozete oturmaya ikna edemedim bir türlü. Oğlan kesinlikle reddetti. Kız beni kırmayıp oturdu ama çişini yapmadı, çişi kakası geldiğinde katıla katıla ağladı, daha fazla tutamadım. İndikten sonra da altına işedi. Oğlan en baştan reddetti. Çişini söylemediği gibi karşıda parkta dolaşırken gözümün önünde yaptı. Kakasını yapacakken yakaladım koşarak klozete oturttum ama ağlamaktan katıldı. Böylece 1.5 günde ben de salya sümük ağladım ve bezlere geri döndük.
Çocuk bezi tercih ediyor, klozete veya lazımlığa oturmayı reddediyorsa yapacak birşey yok. Arkadaşlar sen yap onlar da görsünler dedi. Zaten tuvalete onlar olmadan gidemiyorum ki uzun zamandır, daha ne görecekler. Oğlanı babasıyla bile yolladım çişe ama sonuç sıfıra sıfıra, elde var sıfır.
Nasıl olacak bu iş, ne kötü bir anneyim ben diye düşüne düşüne bugünlere geldik. Çocukları biraz sözlü olarak hazırlayıp 30 Ağustos tatilini fırsat bilip bir gün öncesinde de izin alıp ikinci sezona başlayayım demiştim. Bir hafta kadar önce Dora'nın tuvalet eğitimi sesli kitabını almıştım. Dora'nın ikiz kardeşlerinin eğitimini gördük, sembollere bastık oynadık, biraz daha hazırlanmaya çalıştık. Böylece geldik 2. sezona.
Tuvalet eğitimi sezon 2: 29 Ağustos 2013 Perşembe günü koridorlardaki yollukları, mutfak halısını herhangi bir kazaya karşı önlem olarak kaldırdım. Kahvaltıdan sonra oğluma arabalı, kızıma Hello Kitty'li don giydirdim ve 2. sezona adımımızı attık. Deneme mahiyetinde önce donlarla oturduk klozet aparatının üstüne, gayet hevesli görünüyorlardı. Sonra haydi bir de donlarımızı çıkarıp deneyelim dedim. İkisi de önce diğeri denesin dedi ve oğlan ilk talihlimiz olarak seçilip klozete oturtuldu. İnanılmaz ama çişini yaptı. Alkış kıyamet coştuk evde resmen. Kız hemen olmasa da bir süre sonra çişini yaptı. Çocukların ilk çişini görünce bu kadar güleceğime, sevineceğime, neredeyse mutluluktan ağlayacağıma inanmazdım. Sonrasında sık sık çiş sordum, onlar da her seferinde gelip zevkle oturdular. Taburesini kapan geldi, klozetin dibine yerleştirip üzerine çıktı, çiş bitince tuvalet kağıdı alıp silinmeye çalıştı. Oğlanın ishal olması nedeniyle o günüm genelde banyoda geçti ama belki de tuvalete bu kadar çabuk alışmasının nedeni de budur.
Öğlen uykusunda alıştırma donlarından giydirdim yavrulara. Kızım 3 gün boyunca kuru kalktı, oğlan tutamadı ama olsun. İlginç ama kaza falan da olmayınca (1-2 ufak don ıslatma hariç) kalkan halılar ertesi gün yerine kondu.
İkinci sezonun bu kadar çabuk final yapacağını rüyamda görsem inanmazdım, çok mutlu oldum. Kocam "tuvalet işini 1 günde çözdün" dedikçe de şişinip durdum.
Şimdi tek sorunum uykuda çiş problemi. Öğlen uykularından kız kuru kalkabiliyor (aldıkları sıvı ve mama miktarına bağlı olarak) ama oğlan kesin yapıyor çünkü en az 3 saat uyuyor, ıslanınca pek uyanmıyor da. Geceleri ise Huggies'in don bezlerinde giydiriyorum ve ısrarla don olduğunu vurguluyorum. Gece çişe kaldırıp alıştırmam gerekiyor biliyorum ama nedense bir türlü 00-01 civarında uyanamıyorum. Bünye 03:30'da mama içmelerine alışmış, ısrarla o saatte kalkıyorum. Bunu da çözersem uykuda da kupkuru günler karşılayacak bizi.
Sonuç olarak, her şeyin belli bir zamanı var, o zaman gelmeden ne yaparsanız yapın olmuyormuş :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

