Oğlum nihayet diş çıkardı (13 Temmuz Çarşamba). Hem de kardeşine yetişmek için iki tane birden. Artık durum eşitlenmiş durumda. Kızımın minik pirinçleri gayet güzel görülürken oğlumun dişleri henüz kaşıkla, bardakla çıt çıt ses çıkarır ama pek görülemez durumda. Bakalım bir sonraki dişi ilk kim çıkaracak.
Tatil izlenimleri dönüşte artık.
15 Temmuz 2011 Cuma
8 Temmuz 2011 Cuma
Road trip-2
Yaklaşık 5-6 saat sonra bebeklerimle ikinci araba yolculuğumuza çıkacağız. İlkinde Ankara'ya gitmiştik, mesafe nispeten kısaydı, öyle ki yemek yemeleri bile gerekmemişti kuşlarımın. Şimdiyse yaklaşık 6-7 saatlik yola çıkıyoruz. Bakalım asıl sınavımız nasıl geçecek.
Anneanne-dedemizin yazlığına gidiyoruz maaile. Geçen sene doktorumuz araba yolculuğuyla bebeklerimizi riske atmamızı istememişti. Uçak yolculuğu yapsak bile havaalanından sonra yine 2-2.5 saat araba yolculuğu yapmak gerekiyordu. Durum böyle olunca biz de bu yıl boşverelim, seneye bebeklerimizle birlikte gideriz demiştik. İşte o hayalimiz gerçek oldu, bu yıl bebeklerimizle birlikte tatile çıkıyoruz. Kuşlarımı ilk defa denize sokacağız. Ne yapacaklar çok merak ediyorum. Simitleri, güneş kremleri, Huggies'in little swimmers bezleri, herşeyimiz hazır. Bakalım biz hazır mıyız.
Zaten iyice az yazmaya başlayan ben bu dönemde pek internet başında olamayacağım. Arada ateş almaya gelmiş gibi kaçabilirim belki ama amacım fırsat bulduğum anlarda biraz da ders çalışmak. O yüzden affedin beni. Dönüşte nasıl olsa yazacak bol bol şey olacak, arayı kapatırım ben merak etmeyin.
Tekrar görüşene kadar...
Anneanne-dedemizin yazlığına gidiyoruz maaile. Geçen sene doktorumuz araba yolculuğuyla bebeklerimizi riske atmamızı istememişti. Uçak yolculuğu yapsak bile havaalanından sonra yine 2-2.5 saat araba yolculuğu yapmak gerekiyordu. Durum böyle olunca biz de bu yıl boşverelim, seneye bebeklerimizle birlikte gideriz demiştik. İşte o hayalimiz gerçek oldu, bu yıl bebeklerimizle birlikte tatile çıkıyoruz. Kuşlarımı ilk defa denize sokacağız. Ne yapacaklar çok merak ediyorum. Simitleri, güneş kremleri, Huggies'in little swimmers bezleri, herşeyimiz hazır. Bakalım biz hazır mıyız.
Zaten iyice az yazmaya başlayan ben bu dönemde pek internet başında olamayacağım. Arada ateş almaya gelmiş gibi kaçabilirim belki ama amacım fırsat bulduğum anlarda biraz da ders çalışmak. O yüzden affedin beni. Dönüşte nasıl olsa yazacak bol bol şey olacak, arayı kapatırım ben merak etmeyin.
Tekrar görüşene kadar...
5 Temmuz 2011 Salı
Vay canına
Sinemaya gitmeyi çok severim. Kocam her ne kadar evde DVD izlemeyi tercih etse de film sinemada izlenir diyenlerdenim. (Sinemada mısır yemeyi sevmemin bununla bir ilgisi yok çünkü diyetisyene gittiğim dönemde mısır yiyemiyor ama yine de zevkle sinemaya gidiyordum.)
Her hafta vizyona giren filmleri takip ederdim, sinema-film sitelerinde gelecek filmlerin fragmanlarını izlerdim. Kısacası ilgili bir seyirciydim. Ama herşey değişti tabii. Hamileyken Twilight'a gittiğimi hatırlıyorum. Bebeklerim doğduktan sonra ise kocamla bir filme gittik galiba ama ne olduğunu hatırlayamıyorum bile. Harry Potter ben doğum yaptıktan kısa süre sonra gelmişti, ben toparlanıp gidebilecek hale geldiğimde ise yakınımızdaki AFM sinemaları kapanarak beni üzüntülere gark etmişve aynı zamanda evden kısa süreyle (şehrin başka bir yerindeki sinemaya gitmeyle karşılaştırıldığında) ayrılarak sinemaya gitme zevkimi ve imkanımı elimden almıştı.
Neden mi yazıyorum bunları? AFM'den bana gelen bir mail yüzünden. Harry Potter biletlerinin önsatışta olduğunu belirten bir mail aldığımda kafam karıştı. Hangisiydi? Serinin son filmiymiş, peki bir önceki filmi ben izlemedim mi? Ne zamandı, niye gitmedim derken hatırladım herşeyi. Son kitabın ilk filmi geçen Kasım'da vizyona girip benim gidemediğim filmdi ve zaman ne çabuk geçmişti ki 12 Temmuz'da 2. ve son film vizyona girecekti. Vay canına dedim kendi kendime.
Sinemaya gidemiyorum diye üzülüyor muyum? Pek değil. Takip ettiğim filmleri önce sinemada sonra DVD'de izlesem daha memnun olurum ama o kadar da sorun değil. Evdeki iki meleğime bakınca herşeyi unutuyorum çünkü. Hem ileride minik meleklerimin ellerinden tutup sinemaya gideceğimiz günler de gelecek. İşte o zaman aradaki açığı kapatacağız :)
Her hafta vizyona giren filmleri takip ederdim, sinema-film sitelerinde gelecek filmlerin fragmanlarını izlerdim. Kısacası ilgili bir seyirciydim. Ama herşey değişti tabii. Hamileyken Twilight'a gittiğimi hatırlıyorum. Bebeklerim doğduktan sonra ise kocamla bir filme gittik galiba ama ne olduğunu hatırlayamıyorum bile. Harry Potter ben doğum yaptıktan kısa süre sonra gelmişti, ben toparlanıp gidebilecek hale geldiğimde ise yakınımızdaki AFM sinemaları kapanarak beni üzüntülere gark etmişve aynı zamanda evden kısa süreyle (şehrin başka bir yerindeki sinemaya gitmeyle karşılaştırıldığında) ayrılarak sinemaya gitme zevkimi ve imkanımı elimden almıştı.
Neden mi yazıyorum bunları? AFM'den bana gelen bir mail yüzünden. Harry Potter biletlerinin önsatışta olduğunu belirten bir mail aldığımda kafam karıştı. Hangisiydi? Serinin son filmiymiş, peki bir önceki filmi ben izlemedim mi? Ne zamandı, niye gitmedim derken hatırladım herşeyi. Son kitabın ilk filmi geçen Kasım'da vizyona girip benim gidemediğim filmdi ve zaman ne çabuk geçmişti ki 12 Temmuz'da 2. ve son film vizyona girecekti. Vay canına dedim kendi kendime.
Sinemaya gidemiyorum diye üzülüyor muyum? Pek değil. Takip ettiğim filmleri önce sinemada sonra DVD'de izlesem daha memnun olurum ama o kadar da sorun değil. Evdeki iki meleğime bakınca herşeyi unutuyorum çünkü. Hem ileride minik meleklerimin ellerinden tutup sinemaya gideceğimiz günler de gelecek. İşte o zaman aradaki açığı kapatacağız :)
30 Haziran 2011 Perşembe
Kocamdan seçmeler
Kocam uzun zamandır kendi bloguyla ilgilenmiyor. Madem öyle diyerek ben de onun özlü bir sözünü kendi bloguma taşıyorum.
Mekan: Şu anda oturma odası ama çok kısa bir süre sonra bebek odası olacak olan oda.
Bebekler yere serdiğim çift battaniye + bir yorgan üzerinde, kenarlara koyulan yastıklar ve araya konulan ancak pek işe yaramayan barikatın varlığında debelenmekte, emekleyerek oradan oraya geçmekte, kah barikatı aşmakta kah kenarlardan taşmaktadırlar.
Bu manzarayı gören koca der ki:
"Etraf vıgır vıgır çocuk kaynıyor".
:)
Mekan: Şu anda oturma odası ama çok kısa bir süre sonra bebek odası olacak olan oda.
Bebekler yere serdiğim çift battaniye + bir yorgan üzerinde, kenarlara koyulan yastıklar ve araya konulan ancak pek işe yaramayan barikatın varlığında debelenmekte, emekleyerek oradan oraya geçmekte, kah barikatı aşmakta kah kenarlardan taşmaktadırlar.
Bu manzarayı gören koca der ki:
"Etraf vıgır vıgır çocuk kaynıyor".
:)
29 Haziran 2011 Çarşamba
Tükürdüğünü yalamak
Daha önce pek çok kez 118'li reklamlara olan nefretimi dile getirmiştim. Özellikle 118 80'in gıcık tiplerine ve reklamlarına tahammül edemiyordum. Ancak ne zaman o gummy bear funny bear denen yaratık çıkmaya başladı, reklamları hasretle bekler oldum. Neden mi? Tabii ki bebeklerim yüzünden. O reklama bayılıyorlar. Sesi duyduklarında ne yaparlarsa yapsınlar durup arkaları bile dönükse dönüp televizyona bakıyorlar. İnternette orijinal funnybear klibini bulduk ama ilgilenmediler, varsa yoksa o reklam.
Böylece tükürdüğümü yalamış oldum. Ama anlamadığım birşey var, neden bir şirket bebekleri hedeflesin? "Anneciğim, 118 80'i ara" diyecek halleri yok ki, daha anne baba bile diyemiyorlar :)
Böylece tükürdüğümü yalamış oldum. Ama anlamadığım birşey var, neden bir şirket bebekleri hedeflesin? "Anneciğim, 118 80'i ara" diyecek halleri yok ki, daha anne baba bile diyemiyorlar :)
28 Haziran 2011 Salı
Uyku hallerimiz
Daha küçükken aman yüzüstü dönmesinler, nefesleri kesilmesin, aman yan yatsınlar ki yediklerini kusarlarsa boğulmasınlar derdik. Bir de şimdi bakın nasıl yatıyorlar.
Kızım:
Oğlum:
Ayrıca garip huylar edindiler artık. Kızım mesela, elinde tülbent olmadan uyumuyor. Her yere elinde mendiliyle gittiği için kocamla Mustafa Keser diyoruz ona :)
Oğlum ise eline geçen herhangi bir şeyle ya kendisini boğmaya ya da ce-e oynamaya çalışıyor. Park yatağında kenardaki kafasını çarpmamaları için koyduğumuz elyaf dolu kenarlığın arkasına geçmiş ya da battaniyelerle yüzünü örtmüş halde buluyoruz çoğu zaman. Bu yatağındaki hali.
Bu da artık kendilerini bağlasak bile oradan oraya atmaya çalışarak yüreklerimizi ağzımıza getirdikleri için kulanmadığımı ana kucağında ce-e oynarkenki hali:

Kızım:

Oğlum:

Ayrıca garip huylar edindiler artık. Kızım mesela, elinde tülbent olmadan uyumuyor. Her yere elinde mendiliyle gittiği için kocamla Mustafa Keser diyoruz ona :)

Oğlum ise eline geçen herhangi bir şeyle ya kendisini boğmaya ya da ce-e oynamaya çalışıyor. Park yatağında kenardaki kafasını çarpmamaları için koyduğumuz elyaf dolu kenarlığın arkasına geçmiş ya da battaniyelerle yüzünü örtmüş halde buluyoruz çoğu zaman. Bu yatağındaki hali.

Bu da artık kendilerini bağlasak bile oradan oraya atmaya çalışarak yüreklerimizi ağzımıza getirdikleri için kulanmadığımı ana kucağında ce-e oynarkenki hali:
Ce -

eeeeeee
Her anları şaşırtıcı, her anları güzel :)
(İtiraf edeyim hala nefes alıp almadıklarını kontrol ediyorum. Böyle yatan bebekleriniz varsa isterseniz etmeyin :)) )
27 Haziran 2011 Pazartesi
İşbölümü
Bebeklerimin arasında bir işbölümü anlaşması var sanıyorum bizden gizli yaptıkları. Gelişme aşamalarına bakıyorum da, kızım yüzükoyun yatarken başını kaldırmaya başladığında oğlum konuşur gibi birşeyler söylemeye başlamıştı. Kızım yattığı yerde sağa sola dönerken oğlum kollarından tutup yere bastırdığımızda adım atar gibi hafif sıçramaya başlamıştı (sonradan kızım da katıldı ama hoppalada hoplama zıplama açısından oğlum hep daha hareketliydi, kızım balerin gibi parmakucunda dönüp dururdu). Şimdi de kızım ikinci alt dişini de çıkarmışken oğlum emeklemeye çalışır gibi bacaklarının - dizlerinin üzerinde yaylanmaya, bugünlerde de kendi başına ayakta durmaya çalışmaya başladı (park yatağını hemen alt konuma indirdik elbette).
Tüm ikizlerde böyle mi bilmiyorum ama bizimkiler net bir işbölümü yapmış gibi görünüyor. Kızım 24 Mayıs'ta çıkardı ilk dişini, bakalım oğlumun dişi ne zaman çıkacak.
Tüm ikizlerde böyle mi bilmiyorum ama bizimkiler net bir işbölümü yapmış gibi görünüyor. Kızım 24 Mayıs'ta çıkardı ilk dişini, bakalım oğlumun dişi ne zaman çıkacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)