25 Eylül 2012 Salı

Pazartesi şarkısı - 21

Bu şarkıyı ve ilk cümlesini kendime ithaf ediyorum.

Athena söylüyor - Kayıp


11 Eylül 2012 Salı

Dönmüş bulunuyorum

Evetttttttt, sonunda döndüm hatta dün fakülteye bile gittim. Uzun bir süre ayrı kaldım kusura bakmayın. Bana çok uzun geldi, daha erken bile dönsek olurmuş aslında, bebeklerimizi çok özledik çünkü. Bir de perişanlık yaşadık ki sormayın. Budapeşte'ye indiğimizde bavulumuz çıkmadı, sonrasında bir süre de kendisinden haber alamadık. 5 gün sonra kavuştuk kendilerine, rezillik. Sonra detaylı yazarım. Şimdi geldiğimi haber ermek için uğradım sadece, biriken işleri toparlayıp detay vereceğim bilahare.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Sıfır çekmemişim ama yine de rezillik

Ağustos ayındaki post sayım bununla beraber 2 olacak. Rezillik diz boyu. Koşuşturmam bitti derken yenisi başlıyor. Çocuklar büyüdükçe daha çok vakit alıyorlar, ilgi istiyorlar. Hafta içi eve gelir gelmez yemek yiyip oynamaya başlıyoruz, onlar yattığında bende de pil bitmiş oluyor çoğu zaman. Öyle ki bazen bilgisayarımı vestiyere bırakıp sabah alıp çıkıyorum, benim gibi bir internet bağımlısı için kabul edilemez bir durum. Ancak arada cepten mail-facebook kontrol edip hemen kapatıyorum, başka da bir faaliyetim yok. Haftasonları da hızla akıp gidiyor. Gündüz uykusunu 1'e indirdim, 3 saat kadar uyuyorlar ama o sürede de ev işlerini yapmaya, gece çok uyanık kaldıysak da uyumaya çalışıyorum. Fakültede yaz derseniz iş güç dolu, bizim düzenlediğimiz kongre yaklaşıyor, bu aralar bütünleme sınavları yapıp kağıt okumaya başladık, pazar günü başlayacak bir başka kongre için de poster hazırlamam, kongre yurtdışında olacağı için çocukları annemlerin yazlığa bırakmamız lazım ve daha ne bizim ne de çocukların bavulları hazır değil. Anlayacağınız bir süre daha kaybolacağım ortadan. Ama işleri güçleri toparlayıp geleceğim (umut fakirin elmeği).

Özür babında miniklerimin son fotolarından ekleyeyim. Kocaman oldular, artık bebek diyemiyorum ama benim gözümde hep bebek olarak kalacaklar :)

Foto geçen ay yazlıktan, havuzun su dolu olanını oğlum pek tutmadı ama boşken girip oynamayı seviyor :)



7 Ağustos 2012 Salı

Blog dünyasından ayrılmadım, buradayım - Pazartesi şarkısı - 20

Evet döndüm. Yorucu bir dönem, sonrasında sempozyum derken sizleri (aslında kendimi) ihmal etmiştim, hemen sonrasında da izne ayrılınca yazmayalı neredeyse 1 ay olmuş inanılır gibi değil. Utancımdan diğer blogları da okuyamadım ipin ucu kaçmadan el atayım artık. Tatil bitti işe başladım bebeklerim (hala bebek denir mi bilmiyorum artık kocaman oldular ama benim için hep bebek onlar) anne ve babalarının işe gidip gelmesine alışmaya çalışıyor, sanırım hepimiz haftasonunu iple çekiyoruz. Fakültede yine yapmam gereken bir sürü iş var bakalım nasıl yetişeceğim. Bu arada pazartesi şarkımızı da unutmadım, her zamanki gibi geciktirdim.

Bu seferki tatil havasına yaraşır bir tempoda olsun. The Police grubu söylüyor, Wrapped around your finger.


8 Temmuz 2012 Pazar

Kayboldum ben

Bu aralar kaçtım mı ortadan tam olarak kayboluyorum. Finaller bitti, kağıt okumalar, sonrasında bizim fakültede düzenlenen uluslararası sempozyum, konuklarla ilgilenme vs derken kaybettim kendimi. Hemen sonrasında izne ayrılıp bebeklerimle vakit geçirince iyice ortalarda yoktum. Berke Bey'in yediklerini kusması, ateşlenmesi, özellikle ateşin geceleri 39 dereceyi aşması bizi perişan etti. Neyse ki hemen müdahale ettik de iyileşti kuşui kardeşine de bulaşmadan hem de.

Bu arada internete kısa kısa bakıp kaçabildim, blog yazamamanın utancıyla takip ettiğim bloglara bile bakamadım, hala da bakabilmiş değilim. Haftaya daha çok vaktim olur sanıyorum çünkü tatile çıkıyoruz oh be. Kendimizi deniz, kum, güneşe vereceğiz. Geçen seneki tatil fotolarını henüz koyamamışken bu sene yine bir sürü foto çekeceğiz, bakalım onları koyabilecek miyim. :)

Şaka bir yana, kocamla o kadar yorulduk ki bu aralar, tatili iple çekiyoruz. Kafamda hep şu sahne var bu ara ne zaman tatili düşünsem: Bir film vardı, 3-4 çocuklu bir ailenin anne-babası 1 hafta başbaşa tatile çıkar ve çocukları yaşlı bir bakıcıyla bırakırlar, bakıcı ölür, çocuklar başının çaresine bakar falan. kamera zaman zaman anne-babanın tatiline geçiş yapar ve her seferinde anne-babayı kah odalarında, kah havuz-deniz kenarındaki şezlonglarda uyurken görürüz. Galiba bizim tatil de böyle olacak :)

Tatilde görüşmek üzere...

24 Haziran 2012 Pazar

Pazartesi siniri

Geçen pazartesiden kalan ve hiç eksilmeyen bir sinir bu. Öyle ki pazartesi şarkısını hiç sevmediğim halde İsmaik YK'dan Allah belanı versin olarak seçebilirim. YHT seferleri Büyükşehir Belediyesi'nin Marşandiz köprüsünü yıkıp yeniden inşa edecek olması nedeniyle Sincan'da başlayıp Sincan'da bitiyor. 1 saat 10-bilemedin 20 dakikada Eskişehir'den Sincan'a gelip sonra 45 dakikada gara ulaşıyoruz. Tam bir rezillik, bilahare biraz daha sakinleşip yazarım, sabah ilk trene binmek zorundayım, sonra yazayım.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Habertürk'ü Kınıyorum

Çok sinirliydim, biraz sakinleşmeyi bekledim bu yazı için. Geçen hafta Eskişehir'de profesör anne babasını öldürüp intihar eden mimar hakkındaki haberleri görmüşsünüzdür. Ben tanımıyorum, bir kez yolda karşılaşmışız sadece ama kendisi kocamın liseden sınıf arkadaşıymış. "Çok iyi bir çocuktu ama sorunları vardı" dedi. Maalesef şizofrenmiş ve sürekli ilaç kullanıyormuş, olaydan 2 gün önce babasını arayıp "ilaçları bırakıyorum artık ne olacaksa olsun" demiş. 20 yıl kadar ilaç kullanmak insanın gerçekten de canına yetiyor olmalı. Sonuçta olanları biliyorsunuz. Keşke olmasaydı, keşke ne kendi canına ne ana-babasınınkine kıymasaydı, keşke pompalı tüfek satın almak ülkemizde bu kadar kolay olmasaydı. Keşkelerle yaşanmıyor elbet ama keşke haberciler işlerini yaparken biraz empati kurabilseler. Habertürk'ün manşetinde "hayırsız evlat" kelimelerini görünce nevrim döndü. Hayırsız evlat hiç sorunu olmadan, sadece içindeki kötülük nedeniyle ana babasına fenalık yapan, ne bileyim döven, ellerinden parasını alan, kumarda vs. yiyen, ana babasını doğurduğuna pişman eden evlatlara denmeli bence. Burada ise tıbbi bir rahatsızlık sözkonusu. Kocamın dediğine göre o kadar iyi bir insanmış ki inanmazsınız. Şizofreni çok korkunç bir mental hastalık, Allah hepimizin akıl sağlığını korusun. Umarım o haberi yazanlar benzer bir manşete kendileri konu olmazlar.