Bu aralar pek bir hamaratım. Koca göbeğimle birlikte top kekler (muffin), poğaçalar yapıyorum. Değişik tarifler denemeye çalışıyorum. (Bebekler gelmeden önce pratik tarifler öğrenme telaşı herhalde.) Bir sürü yemek kitabım var ama nedense internet sitelerinden, bloglardan tarif bakmak daha hoşuma gidiyor. Kişilerin ve okuyucların kendi yorumları da olduğu için sanıyorum. Mesela bu sabah pancake yapayım dedim. Krep ya da akıtma adıyla yaptığımızın Amerikan usülü. Salıncakta 2 Kişi sağolsun geçenlerde tarifini vermişti, hemen oraya gidip tarife ulaştım. Biraz modifiye ederek (kıvam açısından ağız tadımıza uygun olsun diye, yoksa tarif gerçek pancake tarifidir) yaptım ve afiyetle yedik. Ellerine sağlık diyor, teşekkür ediyorum kendisine.
Geçenlerde Ebru Şallı ile yapılmış bir röportajı okudum. Doğumdan sonraki ilk fotoğraf çekimiymiş aynı zamanda. Süt için bol su içtiğini ve sütlü tatlılar yediğini söylüyordu. Sütlü tatlı deyince kafamda sütlaçlar ve sütlü irmik tatlıları uçuşmaya başladı nedense. Sütlacı sonraya bırakıp sütlü irmik tatlısına girişieyim dedim. İnternette bir sürü tarif var. Annem de pek güzel yapar gerçi ama nedense yine internete baktım. Pek çok tarif arasından en hafif olanını buldum sanıyorum. Bir forumdan bulduğum bu tarifi yazıyorum.
2.5 bardak süt
Yarım bardak su
Yarım bardak irmik
Yarım bardak toz şeker
Yarım paket vanilya
1 adet rendelenmiş limon kabuğu (ben koymadım)
İrmik, vanilya ve isterseniz limon kabuğu rendesini bir tencereye koyup üzerine süt ve suyu ekleyin. Muhallebi kıvamına gelmeye başlayınca şekeri de ekleyip karıştırmaya devam edin. Sonrasında bildiğiniz gibi kaplara dökün, üzerini süsleyin falan filan.
4 kişilik bu tarif yazarın dediğine göre porsiyon başına 160 kaloriymiş. İçinde yağ olmaması bence süper. Hatta yarım yağlı süt kullandığım için kalorisi daha da düşük olmalı. Soğuyunca afiyetle yiyeceğim kendilerini. Yaparsanız size de afiyet olsun.
29 Ekim 2010 Cuma
Kutlamalar
Bugün 2 kutlamam var. Birisi elbette ki Cumhuriyetimizin 87. yılı için. Nice yıllara diyorum ama Cumhuriyetimizin ve Atatürk'ün kıymetini bildiğimiz yıllara...
2. kutlamam Deniz için. İyi haberleri var Deniz'in bizlere. Yine de dualarinizi, iyi dileklerinizi eksik etmeyin.
Her günümüz iyi haberlerle, iyiliklerle, güzelliklerle dolu geçsin.
2. kutlamam Deniz için. İyi haberleri var Deniz'in bizlere. Yine de dualarinizi, iyi dileklerinizi eksik etmeyin.
Her günümüz iyi haberlerle, iyiliklerle, güzelliklerle dolu geçsin.
27 Ekim 2010 Çarşamba
Beşik kertmesi
Hayır hayır, bebeklerimi kertmiyorum, onlarla ilgili değil bu. Gerçi beşik kertmesi yapacak olsak etrafta pek çok bebek var kertilecek. Geçenlerde bir belgesel izlemiştim, onunla ilgili bu. Yazayım derken unutuyorum hep, ancak aklıma geldi.
Yabani hayatla ilgili bir belgeselin çakallarla ilgili bölümüne denk gelmiştim geçenlerde. Anlatıcının dediğine göre çakallar yavrularını tek başına değil, ilerideki eşleriyle birlikte büyütürlermiş. Çakallar çift olarak avlanırmış, onun için küçükten birbirlerine alıştırıyorlar demek ki. Beşik kertmesi değilse nedir bu?
:)
Yabani hayatla ilgili bir belgeselin çakallarla ilgili bölümüne denk gelmiştim geçenlerde. Anlatıcının dediğine göre çakallar yavrularını tek başına değil, ilerideki eşleriyle birlikte büyütürlermiş. Çakallar çift olarak avlanırmış, onun için küçükten birbirlerine alıştırıyorlar demek ki. Beşik kertmesi değilse nedir bu?
:)
26 Ekim 2010 Salı
Yoğun bir gün
İzne ayrıldım ama bu proje işleriyle ilgilenmeme engel olmuyor. Ara rapor verme zamanımız geldi yine. Önceki raporları da ben hazırladığım için konuya hakim olduğumdan izne ayrılırken hocama endişelenmemesini söylemiş, bir sonraki raporu hazırlayacağım garantisini vermiştim. Bebeklerim de sağolsunlar erken gelmeyerek annelerine yardımcı oldular ve raporu tamamlayıp imzalanmak üzere hocama gönderebildim. Üzerimden büyük bir yük kalktı böylece. Ah bir de doçentlik sınavı için ders çalışabilsem :(
Son bir alışveriş daha yaptım bugün. Hala fotoğraflarını koyamadığım alışverişlerimden sonra kalan tek eksiğim süt pompasıydı (süt saklama poşetlerimi daha önce almıştım). Onu da özellikle almamıştım çünkü hediye gelecekti. Bölümdeki hocalarım ve arkadaşlarım yardımcı doçent atamam nihayet yapıldığı için bana bir hediye almak istiyorlardı. Genelde bilimsel aşamalarda çalışma konusuyla ilgili kitap, kalem, çerçeve vs. alınır ama benim durumum farklı olduğu için bebeklerin işine yarayan birşey alalım dediler sağolsunlar. Böylece rayiç olarak belirlenen miktarı bana yolladılar, ben de üzerine ekleme yapıp ne zamandır araştırdığım, kullanıcı yorumlarının gayet iyi olduğu Medela pilli ve elektrikli süt pompamın siparişini verdim.
İkiz bebeklerim olacağı için sütümün yetip yetmeyeceğini bilmiyorum. İki farklı görüş var hekimler arasında. Bazıları yetmeyeceğini, gıda takviyesi yapılması gerektiğini söylüyor, diğerleri doğanın bunu da hesaba katarak anneye bol süt vereceğini. Bildiğim kadarıyla süt için yapılacak şey bol su içmek ve bebeklerin emmesi. Süt emildikçe yenisinin oluşması için annenin beynine uyarı gidiyor, böylece daha fazla süt üretiliyor eğer yanlış bilmiyorsam. Bunun için de yapılacak şey bebekler ilk etapta emmese bile sütü bir şekilde boşaltmak, ki yenisi yapılabilsin. İşte pompa burada devreye giriyor.
Teorikte canavar gibiyim ama pratiği yaşayarak göreceğiz tabii. :)
Son bir alışveriş daha yaptım bugün. Hala fotoğraflarını koyamadığım alışverişlerimden sonra kalan tek eksiğim süt pompasıydı (süt saklama poşetlerimi daha önce almıştım). Onu da özellikle almamıştım çünkü hediye gelecekti. Bölümdeki hocalarım ve arkadaşlarım yardımcı doçent atamam nihayet yapıldığı için bana bir hediye almak istiyorlardı. Genelde bilimsel aşamalarda çalışma konusuyla ilgili kitap, kalem, çerçeve vs. alınır ama benim durumum farklı olduğu için bebeklerin işine yarayan birşey alalım dediler sağolsunlar. Böylece rayiç olarak belirlenen miktarı bana yolladılar, ben de üzerine ekleme yapıp ne zamandır araştırdığım, kullanıcı yorumlarının gayet iyi olduğu Medela pilli ve elektrikli süt pompamın siparişini verdim.
İkiz bebeklerim olacağı için sütümün yetip yetmeyeceğini bilmiyorum. İki farklı görüş var hekimler arasında. Bazıları yetmeyeceğini, gıda takviyesi yapılması gerektiğini söylüyor, diğerleri doğanın bunu da hesaba katarak anneye bol süt vereceğini. Bildiğim kadarıyla süt için yapılacak şey bol su içmek ve bebeklerin emmesi. Süt emildikçe yenisinin oluşması için annenin beynine uyarı gidiyor, böylece daha fazla süt üretiliyor eğer yanlış bilmiyorsam. Bunun için de yapılacak şey bebekler ilk etapta emmese bile sütü bir şekilde boşaltmak, ki yenisi yapılabilsin. İşte pompa burada devreye giriyor.
Teorikte canavar gibiyim ama pratiği yaşayarak göreceğiz tabii. :)
25 Ekim 2010 Pazartesi
35+6
Bugün yine kontrolümüz vardı. Artık doğum yaklaştığı için kontrollerimiz de sıklaştı. Kontrollerde özellikle plasenta yaşlanmama bakıyor doktorum. Şimdilik herşey normalmiş, ama haftaya tekrar görmek istedi. Hem haftaya sezaryen günü de kesinleşecek. Plasentanın durumuna göre karar verilecek sanıyorum. Calgon esprim bu sefer aklıma gelmedi neyse ki.
Bebekler normal, biraz kilo almışlar, ikisi de 3 kiloya yakın sanıyorum. Asıl bakılan şey Doppler (plasentadaki kanlanma durumu) olduğu için ölçümlerle fazla uğraşmadı doktorum.
Bu hafta doktorum kongrede olacak. Bebeklerime o yokken gelmemeleri için telkinde bulunuyorum. Rahatları yerinde görünüyor zaten, çıkmaya niyetleri yok gibi, ama belli olmaz elbette. Doktorum "işten çıktığımda hiçbir şey yokken 2 saat sonra doğuma girmiştim ben de, suyun gelirse doğum başlar" dedi. O yokken olmaz umarım, ama olursa da yapacak birşey yok tabii ki. Ben bebeklerimin söz dinleyeceğine inanıyorum. Annelerini kırmaz onlar.
Hala bebeklerime aldığım yatağın vs. fotoğraflarını koymadım biliyorum ama içimden gelmiyor açıkçası. Deniz'den iyi bir haber duymayı bekliyorum. Umarım herşey yolundadır. Kızlar güçlü olur ne de olsa.
Bebekler normal, biraz kilo almışlar, ikisi de 3 kiloya yakın sanıyorum. Asıl bakılan şey Doppler (plasentadaki kanlanma durumu) olduğu için ölçümlerle fazla uğraşmadı doktorum.
Bu hafta doktorum kongrede olacak. Bebeklerime o yokken gelmemeleri için telkinde bulunuyorum. Rahatları yerinde görünüyor zaten, çıkmaya niyetleri yok gibi, ama belli olmaz elbette. Doktorum "işten çıktığımda hiçbir şey yokken 2 saat sonra doğuma girmiştim ben de, suyun gelirse doğum başlar" dedi. O yokken olmaz umarım, ama olursa da yapacak birşey yok tabii ki. Ben bebeklerimin söz dinleyeceğine inanıyorum. Annelerini kırmaz onlar.
Hala bebeklerime aldığım yatağın vs. fotoğraflarını koymadım biliyorum ama içimden gelmiyor açıkçası. Deniz'den iyi bir haber duymayı bekliyorum. Umarım herşey yolundadır. Kızlar güçlü olur ne de olsa.
22 Ekim 2010 Cuma
Deniz (affına sığınarak yazıyorum, belki daha çok kişiye ve iyi dileğe ulaşırız)
Aslında bloguma yazı yazmak için girip öncesinde takip ettiğim blog arkadaşlarım neler yazmış diye bakındığımda kafamda bambaşka şeyler vardı, böyle bir haber almayı beklemiyordum. Özellikle yorumlarda bol bol yazıştığımız, benden yaklaşık 10 hafta kadar sonra doğum yapacak olan Deniz arkadaşım 4 gün önce 27 haftalıkken erken doğum yapmış. Çok şaşırdım ve üzüldüm ama minik kızının yaşam mücadelesinden galip çıkacağına tüm kalbimle inanıyorum.Yazısı için linke tıklayabilirsiniz. Siz de dualarınızı esirgemeyin olur mu?
20 Ekim 2010 Çarşamba
35+1 ve kargom
Bir arkadaşım son zamanlarda iyice şişeceksin demişti, gerçekten de öyleymiş. Ayaklarımdan sonra ellerim de iyice şişmeye başladı bugün. Hatta ağız mukozam bile şişiyor da konuşmam pelteleşiyor gibi geliyor bana. Onun haricinde bir sıkıntım yok neyse ki. Paytaklığım iyice arttı, göbek açık ara önde gidiyor. İyice komik görünüyorum :)
Kargomun bir parçası daha nihayet geldi. El ayak izi çerçevelerinin bu kadar büyük olduğunu farketmemiştim internet sayfasında. Meğerse kocaman şeylermiş. Uyku setim ise pek şirin ama içinden çıkması gereken yastığı çıkmadı. Hemen firmaya yazdım, bir de telefon ettim. Bakalım ne olacak. Fotoğrafını henüz çekmedim, çekince koyacağım. Daha doğrusu çekmeye, bilgisayara aktarmaya üşeniyorum diyelim. Kocam gelince ondan rica ederim :) Son dönemlerde üşengeçlik de başlıyor anlaşılan.
Kargomun bir parçası daha nihayet geldi. El ayak izi çerçevelerinin bu kadar büyük olduğunu farketmemiştim internet sayfasında. Meğerse kocaman şeylermiş. Uyku setim ise pek şirin ama içinden çıkması gereken yastığı çıkmadı. Hemen firmaya yazdım, bir de telefon ettim. Bakalım ne olacak. Fotoğrafını henüz çekmedim, çekince koyacağım. Daha doğrusu çekmeye, bilgisayara aktarmaya üşeniyorum diyelim. Kocam gelince ondan rica ederim :) Son dönemlerde üşengeçlik de başlıyor anlaşılan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)