23 Ağustos 2014 Cumartesi

Bu kadar oldu mu?

Çooook uzun zamandır yazmıyorum. Eskiden yazmasam da uğrar kim ne yazmış diye bakar, yazamadığım için diğerlerini yazılarına bakarken de utanırdım hafiften. Uzun zamandır sayfama girmiyorum bile, kimseyi okumuyorum, ancak facebook'ta falan görürsem bakıyorum. Bakmaya bakmaya eksikliğini de hissetmez oldum açıkçası. Durum vahim yani. Açıkçası geçen Haziran'dan beri pek yazma isteği kalmadı ama blogumun amacı ileride çocuklarıma onlar büyürken yaşadıklarımızı aktarmak değil miydi bir nevi? O zaman silkinip yavaş yavaş bloga ve yazmaya tekrar alışmaya çalışmalı.

İşler ne de olsa hiç bitmiyor ama hayat da beklemiyor kimseyi, devam ediyor. Mesela çocuklarım yakında 4 yaşında olacaklar ve nihayet kreşe başlıyorlar, hayatımızda yeni bir dönem başlayacak ama ben eski dönemle helalleşemedim bile daha.

Yavaş yavaş geliyorum anlayacağınız :)

12 Mart 2014 Çarşamba

İçim, içimiz yandı

Bu yıl 2 yazı yazmışım, keşke yine yazmasaydım, yazdırmasalardı. Dün içimiz yandı. Bir önceki akşam haberlerde Berkin'in 16 kiloya düştüğünü duymuştum, benim 3.5 yaşındaki oğlum 16 kg, nasıl olabilir diye üzülürken sabah ölüm haberini almak zaten yanan içimi iyice kora döndürdü. İnsan olan herkesin ağlaması gereken bir ölüm. Anne-babaların ise kat kat fazla. Yüreğim cız etti inanın, o annenin babanın yerine koydum kendimi, onların yerinde olmadığım için şükrettim, sonra utandım, ağladım, aklıma geldikçe de ağlıyorum.

Diyecek laf hem çok hem yok.

Ama bu ölüm karşısında içi cız etmeyenlere, oh olsun diyenlere var bir çift sözüm. Evlat acısının kimseyi yakmasını istemem, hatta bence hak etmenize rağmen size beddua edemem. Umarım bir gün insan olduğunuzu fark eder de utanırsınız.

5 Şubat 2014 Çarşamba

Rapunzel'in saçları, Ferulago'nun listeleri :)

Kızım bu aralar cümlelerine  yav diye başlıyor, pek de sevimli oluyor bence (kargaya yavrusu misali). Bu söylemi şimdi ben kullanacağım, yav ne olacak benim bu halim? Koskoca 31 günlük Ocak ayında tek bir yazım var, durumun vehametine bakın. Bahanem çok, işler nedense hiç bitmiyor deli olacağım, azıcık boş vaktim olsa acil işler, rutin işler ve yapılması gereken ama sürekli ertelenen işler derken boş vakit de kalmıyor. Gazete dergi haricinde ne zaman kallavi bir kitap okuduğumu unuttum, durumum çok vahim. Sürekli listeler hazırlıyorum, maddeleri gerçekleştirdikçe üzerlerini sileyim de kendimi iyi hissedeyim diye ama üzerini çizme hızım yenilerini yazma hızımın onda biri neredeyse, listem uzayıp gidiyor. Rapunzel gibiyim, tek farkım saçlarım yerine yapılacak listem uzun :)

Oh, Şubat'ı da boş geçirmedik en azından, kalan 20 küsür günde ne olacak bakalım :)

23 Ocak 2014 Perşembe

Başarısızlık ve ben kim Blake Lively kim

2014'e gireli 23 gün oldu bugün ve ben ancak yazı yazabiliyorum. O da ayıp olmasın diye vur kaç şeklinde. Yeni yıl kararlarında bu kadar mı çabuk başarısız olur insan, pes vallahi. Bana Stephen Hawking'in bilgisayarından lazım olduğuna karar verdim. Kafamda çok güzel yazılar yazıyorum ama bir türlü eyleme geçip klavyeye dökemiyorum. Bana bir süreliğine ödünç verse de yazılarımı toptan yazsam ne güzel olurdu.

Neyse, bu sabah bir mail aldım, "siz de Blake Lively gibi olabilirsiniz" diye. Bir kadın sitesi Blake'in tarzını ele alarak benzer ürünler satın almamı öneriyor. Adını çıkaramadınızsa kendisi Gossip Girl'ün Serena'sı. Kadındaki boy pos, harikulade vücudun bende olduğuna nasıl kanaat getirdiniz de bana o önerilerde bulunuyorsunuz anlamadım ki. Haydi aldandım size de aldım o ürünleri diyeyim, sonra cücük boyum ve maalesef hala kocaman olan k.çımla kendimi Serena sanıp ortalarda salınacağım maazallah. Haydi canım başka kapıya.

31 Aralık 2013 Salı

2013'ü de yedik bitirdik

Blog yazmak açısından çok kesat bir yıl oldu benim için. Bu da dahil ancak 73 post girebilmişim, vay canına. Kafamda var yazacak şeyler ama sadece kafamda yazmakla yetiniyorum nedense. Yeni yılda alınacak karar da çok aslında ama karar alıp da yapamayınca çok hüzünlü oluyor benim için. En iyisi bu yıl hiçbir karar almamak, topun gelişine vurmak :)

Ama hepiniz için mutlu bir yıl ve güzel günler dilememe engel değil bu. Hepinize ve ülkemize huzurlu ve aydınlık günler dilerim. 2014 hepimize güzellikler getirsin bir zahmet.


13 Aralık 2013 Cuma

Kısmetten öte yol gitmez

Çankırı'da çalıştığım zamanlarda duymuştum bu lafı, çok hoşuma gitmişti. Gerçekten de öyle, kısmette ne varsa o oluyor, istediğin kadar uğraş didin. Konuya güzel girdim ama gerisi tırt haberiniz olsun :)

Her gün trene bindiğim için abonman kartım var tahmin edersiniz. Biletlerimi genelde 1-2 gün önceden alıyorum. Özellikle cuma akşamları bilet kalmıyor, o akşamın biletlerini daha erken almayı tercih ediyorum. Bir de tercihim akşam dönüş biletlerimi bastırıp sabah gidiş biletlerimi trene binmeden önce gişelerden almak. Bu sayede (ve elbette pazartesi günleri hariç - çünkü yine bilet kalmıyor) 5. veya 6. vagondan bilet bulabiliyorum, yanımın boş olma ihtimali de artıyor.

Dün yine aynısını yapacakken bir de baktım ki akşam bileti yerine sabah biletimi yazdırmışım. 2. vagonda gidiyorum. Tren biletlerini alırken otobüs şirketlerinde olduğu gibi hangi koltukta oturacağınızı numara itibariyle seçemezsiniz, sadece pencere kenarı, bayan yanı , karşılıklı koltuk gibi seçim şansınız var, sistem ilk vagondan başlayarak neresi uygunsa size orasını verir. 2. vagon sistemin ilk doldurduğu vagondur bu nedenle yanınızın boş olma ihtimali (eğer koltuk sahibi gelmezse ayrı) sıfıra yakındır. Ben de durum böyle olunca, yetiştirmem gereken bir de iş olup yan koltuğa-masaya yayılmam gerektiği için biletimi iade edip tekrar alayım dedim. Böylece 5. vagondan bilet alma şansım olacaktı (çakallık diz boyu). Biletlerimi aldım, trene doğru ilerlerken bir de baktım ki sistem bana yine aynı koltuğu uygun görmüş. Hesapta çakallık yaptım ama olmayınca olmuyor işte. Kaderde o koltukta oturmak varmış, haydi bin bakalım diyerek gülümseyerek trene bindim. Şansıma yanıma oturan olmadı, demek kısmette yayılarak gitmek varmış.

İşte tırt maceramın sonu :

7 Aralık 2013 Cumartesi

Yılın ilk karı :)

Bu yılın ilk karı nihayet yağdı. Bir  ara lapa lapa yağdıysa da tutacak gibi değil. Eskiden kar yağınca günlerce, haftalarca kalırdı, şimdi hemen eriyor. Miniklerim dışarı çıkıp kartopu oynamayı dört gözle bekledikleri için karın yumuşamasına çok üzüldüler. Belki gece dinmez de tutar, yavrularım da çıkıp kartopu oynayabilir. Kıyamam ben onlara :)