25 Mayıs 2012 Cuma
Olamaz ama oluyor maalesef
Dün gazetede iğrenç bir haber gördüm. Hindistan'da kız evlatların pek istenmediğini bilirsiniz. Evlenirken aile yüklü miktarda drahoma vermek zorunda olduğu için kız bebeklerin doğar doğmaz öldürüldüğü, ya da ultrasonda kız olduğu anlaşılınca kürtaj yapıldığı şeklinde haberler hep çıkmıştır zaten. Tamamen sapıklık. İnsan evladından nasıl bu sebeple vaz geçer? Kızlar geçim kapısı olarak görülüyor ve ölüme mahkum ediliyorsa bu sapık sistemin değişmesi daha kolay ve acısız değil mi? Dünkü haber ise pes dedirtti, hiç sevmememe rağmen beddua ettim hepsine. Altı aylık hamilelere bile kürtaj yapan doktorlar varmış, annelerin bazıları kürtaj sonrası komplikasyonlardan ölüyormuş ama en acısı ve iğrenci ise kürtaj sonrasında ortada delil kalmasın diye fetüsleri (ki artık fetüs denmez bence, içinde kıpırdayan, seni duymaya başlayan, tepki veren bebekler onlar) köpeklere yediriyorlarmış. Allah hepinizin belasını versin, ne diyeyim ben size. Değiştirin kardeşim şu saçma sapan sisteminizi, bu kadar bebeğin ve annenin kanına girmenin anlamı ne.
22 Mayıs 2012 Salı
Pes vallahi, hangi pazartesi şarkısı bu - 16
Pazartesi şarkılarını salı günü yayınlamama alıştınız sanıyorum. Ama bu kadar olmaz artık, ben bile illallah dedim kendimden. Tam 1 hafta gecikmiş pazartesi şarkımız. Geçen hafta pazar günü bebeklerimle birlikte Ankara'ya gidip pazartesi günü bizim fakültede yapılan Eczacılık Bayramına katılıp sonrasında da kocamla Kıbrıs'a gidince herşey alt üst oldu tabii ki. Kendimi affettirmek için törenden fotoğraf ekleyeceğim ama şimdi değil, şimdi şarkı zamanı. Kafamda bir şarkı yok, dünden beri de başım çok feci ağrıyor, kulaklıkla müzik dinlemeye tahammülüm yok, o zaman şu anda radyoda çalacak ilk şarkı olsun gecikmeli pazartesi şarkısı olur mu?
Bee Gees'den You should be dancing. Bu vesileyle Robin Gibb'e de veda edelim, toprağı bol olsun.
Bee Gees'den You should be dancing. Bu vesileyle Robin Gibb'e de veda edelim, toprağı bol olsun.
13 Mayıs 2012 Pazar
Bu ikinci oluyor
Hayatımdaki ikinci anneler günüm bugün, daha doğrusu anne olarak kutlandığım ikinci anneler günü. Minik meleklerim bana ikici mutluluğu yaşattılar. İleride anneciğim diye boynuma da sarılacaklar inşallah.
Hepinizin anneler günü kutlu olsun :)
Hepinizin anneler günü kutlu olsun :)
8 Mayıs 2012 Salı
Pazartesi şarkısı - 15
Pazartesi şarkılarını ciddi ciddi Salı şarkılarına çevirsem mi acaba? Neyse az kaldı, 2 hafta sonra dersler bitiyor. Artık not hazırlamama gerek kalmayacak, biraz daha ferahlayacağım. Gerçi yazın da seneye açmayı planladığım bir seçmeli dersin hazırlıklarını yapmam lazım ama olsun, yavaş yavaş olur o. Şimdiki ders hazırlama işini bitirsem bana yeter, 3 ayrı ders dile kolay. O kadar çok vaktimi alıyor ki anlatamam. Ama pişman mıyım? Asla. Yine olsa yine yeni not hazırlarım. Neyse, 2 hafta kaldı, sonrasında sırada bekleyen diğer işlerime odaklanabilecek, yavrularımla hafta içi daha fazla vakit geçirebileceğim.
Bu haftaki şarkımız A-Ha grubundan. Kendileriyle taaa hazırlık sınıfına giderken tanışmıştık, 30 yıl olmuş neredeyse vay canına. Grubun hala aynı kadroyla (topu topu 3 kişiydi zaten) müzik yapması inanılmaz. Duran Duran da var mesela eskilerden ama onlarda kadro eksildi, değişti. Neyse. Bugünkü (dünkü olması gereken) şarkımız dediğim gibi A-ha'dan - I've been losing you (Şarkı 1986 yılından bu arada).
Bu haftaki şarkımız A-Ha grubundan. Kendileriyle taaa hazırlık sınıfına giderken tanışmıştık, 30 yıl olmuş neredeyse vay canına. Grubun hala aynı kadroyla (topu topu 3 kişiydi zaten) müzik yapması inanılmaz. Duran Duran da var mesela eskilerden ama onlarda kadro eksildi, değişti. Neyse. Bugünkü (dünkü olması gereken) şarkımız dediğim gibi A-ha'dan - I've been losing you (Şarkı 1986 yılından bu arada).
5 Mayıs 2012 Cumartesi
Kızımla bir ilk
Dün bebeklerim nedense ayrı saatlerde uyudular. Genelde aynı saatte uyutuyorum, uyku ve yorgunluk durumlarına göre 1.5-2 saat arasında uyuyorlar. Bazen de 30-45 dakika. Dün oğlum 30 dakika dolunca uyandı, kızım uyumaya devam etti. Böylesi benim için zor oluyor, ikisi de uyurken yapmayı planladığım ev ve fakülte işleri kalıyor çünkü. Bir de artık daha fazla dikkatli olmak gerekiyor çünkü parmaklıklar kalktığından beri önce uyanan hemen uyuyanın yatağına çıkıp diğerini de uyandırmaya çalışıyor. Önce oğlumla vakit geçirdim, kızım da uyanınca hep birlikte oynamaya devam ettik. Oğlum uyuyup da kızım zaten uykusunu almış olduğu için tekrar uyumak istemeyince bu sefer de kızımla vakit geçirmeye başladım. Bir ara bari bulaşık makinesini boşaltayım dedim. En son çatal-kaşıklara geldiğimde kızım elini atıp makinedençatal kaşık almaya başladı. Önce müdahale edeyim dedim ama sonra bıçaklardan uzak durduğunu görünce ne yapacak acaba diye durup izledim. Benim tatlı kızım makineden aldıklarını çekmeceyi açıp içine koymaya başladı. Ne kadar mutlu oldum anlatamam. Ben yerleştirdim, kızım makineden yenisini aldı yine çekmeceye koydu.Kaşıklık boşalana kadar da durmadı. Kocam da evdeydi, o da bu tatlı dönüm noktasını gördü. Böylece kızımla ilk bulaşık makinesi yerleştirmemizi yaptık. İleride annesine yardım edecek tatlı kuşum benim. Ne mutlu bana. :)
2 Mayıs 2012 Çarşamba
Yine gecikmeli Pazartesi şarkısı - 14
Bu aralar yine başımı kaşıyacak vaktim yok. Şu dönem bitse öyle rahatlayacağım ki. Yapmam gereken ama birini yetiştirneye çalışırken diğerlerini geciktirdiğim sayısız işim var maalesef. Neyse az kaldı,
Bu aralar geceleri de yavrularım düşmesin diye nöbette olduğumdan uyku düzenim iyice kötüledi. Kocam bazen birşey söylediğinde ve ben yanlış anladığımda nasıl yanlış anladığımı anlayamayıp sinirleniyor, sanki onu dinlemiyor gibi görünüyorum hatta, ama dinlediğim halde unutuyorum, duyduklarıma farklı yönden bakıyorum, kafa bu aralar 1500. Dönem bitince eski haline döneceğim inşallah.
Pazartesi şarkısı bu nedenlerle gecikti yine. Bugünkü şarkımız Scissor Sisters'dan - I don't feel like dancing.
Bu aralar geceleri de yavrularım düşmesin diye nöbette olduğumdan uyku düzenim iyice kötüledi. Kocam bazen birşey söylediğinde ve ben yanlış anladığımda nasıl yanlış anladığımı anlayamayıp sinirleniyor, sanki onu dinlemiyor gibi görünüyorum hatta, ama dinlediğim halde unutuyorum, duyduklarıma farklı yönden bakıyorum, kafa bu aralar 1500. Dönem bitince eski haline döneceğim inşallah.
Pazartesi şarkısı bu nedenlerle gecikti yine. Bugünkü şarkımız Scissor Sisters'dan - I don't feel like dancing.
(BeeGees dinledikten sonra "bu sesini incecik yapıp şarkı söyleyen adamlarda ne buluyorlar ki" demiştim, birşey bulunuyormuş demek ki. Pardon BeeGees :) )
29 Nisan 2012 Pazar
Bir dönüm noktası
Dün bizim için bir dönüm noktasıydı. Yataklarındaki demirler nedeniyle güvenle yataklarında oynamaya bıraktığımız bebeklerimden Berke Bey demirlere tutunup aşağıya sarkmaya başladı. O zaman anladık ki demirlerin çıkma vakti gelmiş. Demirlerin çıkmasına en çok Belit Hanım sevindi, kah aşağıya indi, kah tekrar çıktı, yatağına bu kadar kolay ulaşabilmeye bayıldı ve henüz aşağıya inme konusunda sorun yaşayan kardeşine nispet yapar gibi onun yatağına da tırmanıp inmeye başladı.
Biz bu gelişmenin şaşkınlığı içindeyken ve zaman ne çabuk geçiyor diye düşünürken bir yandan da demir parmaklıksız ilk gecemiz nasıl geçecek acaba diye düşünmeden edemiyorduk. Geceye kalmadan öğleden sonra uykusundan sonra ilk vakayla karşılaştık bile. Artık birbirlerinden ayrılmak istemeyen, birisi uyandığında diğerinin yanına gidip kah yüzüne dokunarak, kah "kagiiii" diye kardeşine seslenerek kah ayakkabılarını alıp kalkıp oynamaya gelsin diye diğerinin kucağına atarak uyandırmaya çalışan bebeklerimden Belit Hanım'ı kardeşinin yatağına tırmanmış otururken, Berke Bey'i de zorla uyandırıldığı için ağlarken bulduk.
Gece nasıl olacak, nasıl yapsak, yerde yatıp çocukları kontrol mu etsek derken aklımıza parmaklığın önündeki koruyucuyu lastikle yatakların önüne germek geldi. Böylece düşmezler, düşseler bile yumuşak iniş yaparlar diye düşündük. Sonuç olarak henüz bitmeyen gecenin özeti:
- Oğlumun gecenin bir yarısı koruyucu üzerinden sarkıp yarısı yerde, yarısı yatakta yatması
- Normalde de tam ters yöne dönmek için önce kalkıp oturan sonra kendini geriye atıp, oradan da sağa veya sola dönen kızımın annem tarafından sarkarken yakalanıp tekrar yatırılması
- 3:30 gibi oğlumun ağlamasıyla fırlayıp kendisini mutfak kapısında ağlarken bulmamız
- 04:00 sularında daha 2 dakika önce yatağında mışıl mışıl uyurken görüp herhalde sorunsuz uyuyacak dediğimiz kızımızı 2 dakika sonra yüzüstü yerde yatarken bulmamız
Şimdi de aklımızda bir sürü soru var: Acaba geceleri yine çocukların odasında mı yatmaya başlasam, çift kişilik şişme yatağı şişirip odalarına mı koysam (böylece düşseler de yatağın üstüne düşerler), parmaklıkları geceleri taksak mı (bu seferde sabah kalkınca tırmanıp düşerse - yataktan düşmesi parmaklığın üzerinden düşmesinden daha az tehlikeli sayılabilir)? Aslında alışmaları lazım biliyorum. En iyisi birkaç gece yanlarında yatmak. Onlar da zamanla alışacaktır.
Şu anda normal yatıyorlar ama bakalım sabaha kadar daha neler olacak.
Biz bu gelişmenin şaşkınlığı içindeyken ve zaman ne çabuk geçiyor diye düşünürken bir yandan da demir parmaklıksız ilk gecemiz nasıl geçecek acaba diye düşünmeden edemiyorduk. Geceye kalmadan öğleden sonra uykusundan sonra ilk vakayla karşılaştık bile. Artık birbirlerinden ayrılmak istemeyen, birisi uyandığında diğerinin yanına gidip kah yüzüne dokunarak, kah "kagiiii" diye kardeşine seslenerek kah ayakkabılarını alıp kalkıp oynamaya gelsin diye diğerinin kucağına atarak uyandırmaya çalışan bebeklerimden Belit Hanım'ı kardeşinin yatağına tırmanmış otururken, Berke Bey'i de zorla uyandırıldığı için ağlarken bulduk.
Gece nasıl olacak, nasıl yapsak, yerde yatıp çocukları kontrol mu etsek derken aklımıza parmaklığın önündeki koruyucuyu lastikle yatakların önüne germek geldi. Böylece düşmezler, düşseler bile yumuşak iniş yaparlar diye düşündük. Sonuç olarak henüz bitmeyen gecenin özeti:
- Oğlumun gecenin bir yarısı koruyucu üzerinden sarkıp yarısı yerde, yarısı yatakta yatması
- Normalde de tam ters yöne dönmek için önce kalkıp oturan sonra kendini geriye atıp, oradan da sağa veya sola dönen kızımın annem tarafından sarkarken yakalanıp tekrar yatırılması
- 3:30 gibi oğlumun ağlamasıyla fırlayıp kendisini mutfak kapısında ağlarken bulmamız
- 04:00 sularında daha 2 dakika önce yatağında mışıl mışıl uyurken görüp herhalde sorunsuz uyuyacak dediğimiz kızımızı 2 dakika sonra yüzüstü yerde yatarken bulmamız
Şimdi de aklımızda bir sürü soru var: Acaba geceleri yine çocukların odasında mı yatmaya başlasam, çift kişilik şişme yatağı şişirip odalarına mı koysam (böylece düşseler de yatağın üstüne düşerler), parmaklıkları geceleri taksak mı (bu seferde sabah kalkınca tırmanıp düşerse - yataktan düşmesi parmaklığın üzerinden düşmesinden daha az tehlikeli sayılabilir)? Aslında alışmaları lazım biliyorum. En iyisi birkaç gece yanlarında yatmak. Onlar da zamanla alışacaktır.
Şu anda normal yatıyorlar ama bakalım sabaha kadar daha neler olacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)