Vampirli filmleri pek seven biri olarak bu filme de gitmek istedim, ancak ilk gösterime girdiğinde bir türlü fırsat bulamadım. Film bu arada aldı yürüdü. Bir kitaptan uyarlandığını ve serinin 2. filminin çekilmekte olduğunu, 3.nün de yolda olduğunu okuyunca gitmem şart oldu. Kocamla 2-3 haftadır bir türlü gidemedik. En sonunda sana dvd'sini alayım dedi. Canım benim, herhalde DVD'nin ancak 3-4 ay sonra çıkacağını sanıyordu, ikinci gösterim olunca çoktan piyasaya düşmüş bile.Ara sıra seyretmediğimiz filmleri alsak da genelde seyrettiğimiz filmlerin DVD'lerini alıyoruz. Bu yüzden ilk çıktığı fiyattan almayıp bir az düşmesini bekliyoruz. Bunu ise ilk fiyatından aldım. Sinemaya git, adam başı 8-9 TL ver, bir de mısır-su vs alınca oldu mu sana bir DVD fiyatı. Aldım getirdim haftasonu seyredelim diye.
Dün filmi seyrettik. Kocam filmi biraz sıkıcı ve yavaş buldu. Sürekli bir aksiyon olmasını bekledi. Herhalde filmin sonunda biraz gördüğümüz aksiyon kendini 2. filmde iyice belli edecek (fragmanına göre en azından).
Filmi bir yanda da Edward Cullen fenomeni açısından inceledik. Namı diğer Harry Potter serisindeki Cedric Diggory. Harry Potter serisindeki talihsiz ölümünün intikamını vampir olarak dönerek ve kendi serisinin yıldızı olarak alıyor sanıyorum. Harry Potter serisi bittiğinde o hala Twilight serisinin filmlerini çekiyor olacak, eminim bıyık altından gülüyordur.
Galalarda, törenlerde kızların kendilerini Edward, Robert diye yırttıklarını görüyordum. Tamam çocuk fena değil, saçları çok hoş görünüyor en azından ama en azından filmde gördüğüm Edward kızların kendisini yırtmasını gerektiren bir tip değil, soluk benizli, hasta gibi görünen bir tip. Kocam hemen kendisinin daha yakışıklı olduğunu söyledi zaten (tamamen katılıyorum bu arada). Ama o kızların neden kendilerini parçaladıklarını da anlıyorum. Kızlar Robert için deli divanae olmuyorlar, Edward'ın Bella'ya duyduğu aşk onları kendinden geçiren. Edward'ın ne her ihtiyacı olduğunda Bella'nın yanında olması, onu korumak için herşeyi göze alması, uyurken saatlerce onu seyretmesi gibi romantik şeyler kızları bu hale getiren. Edward diye bağırırken aslında "bizi de Bella gibi sev" diye bağırıyorlar. Sanıyorum bu fenomen daha uzun süre devam edecek.
Bu romantik ilişkinin bir örneği çok eski bir dizideydi hatırlarsınız. Yaşı müsait olanlar Aslan Adan Vincent'ı hatırlar sanıyorum.
Sevgilisinin tehlikede olduğunu hisseden ve sürekli yardımına koşan bir adam-aslan karışımı varlık. Sevgilisinin kendisini kurtaracağından her zaman emin olan ve sürekli başı belaya giren bir kadın (kurtarıyor nasılsa, haydi maceraya).
Sevgilisinin tehlikede olduğunu hisseden ve sürekli yardımına koşan bir adam-aslan karışımı varlık. Sevgilisinin kendisini kurtaracağından her zaman emin olan ve sürekli başı belaya giren bir kadın (kurtarıyor nasılsa, haydi maceraya). Bu da ondan işte, ne kadar feminist olsak da içimizden bir parça hep kurtarılmayı bekliyor nedense.
Bu arada Vincent rolündeki Ron Pearlman'in Hellboy serisindeki Kırmızı yaratık olduğunu da belirteyim eğer bilmeyenler varsa. Adamcağıza kendi olabileceği bir rol verilmiyor nedense :)



