21 Ekim 2009 Çarşamba

Grip olmak ya da olmamak

Domuz gribi vakalarının sayısı artıyor. Buna rağmen en basit önlem olan hapşururken, öksürürken ağzımızı kapatalım kuralına uymuyoruz. Akşam otobüste yanımdaki kız öksürüp durdu sinir oldum. Bir ara çantasında birşeyler aradı. Hah, mendil arıyor derken cep telefonunuu çıkardı radyo dinlemeye başladı salak. Sen hasta oldun diye ben de mi hastalanmak zorundayım kardeşim. Yok ya, biz adam olmayız. Haberlerde bir adama maske takar mısınız diye sordular, o da takmam dedi. Bravo. Hatta muhabir "salgın hastalıklardan korkmuyor musunuz?" diye sorunca da karısını gösterip "işte bulaşıcı hastalık bu" diyerek keh keh güldü. Pes diyorum insanımıza.

Şimdi de babaannesini 100 lira için döverek öldüren torundan bahsediyorlar. Artık haber seyretmeye dayanamacağım galiba. Zaten yorgunum yine feci halde, gidip yatayım bari.

Önce gidip ellerimi yıkayayım da, nolur nolmaz. Bu arada bana bizim üniversite hocalarından bir mail geldi, ondan aklımda kalanları yazayım. Domuz gribine karşı boğazınıza gargara yapın, burnunuza gün içinde tuzlu su çekin diyorlar. Bu virüslerin vücuda giriş yolu burun delikleri ve ağız, bu yüzden tuzlu suyla yıkayarak veya gargara yaparak virüsleri uzaklaştırın, çoğalmalarını önleyin diyorlar. Gün içinde sıcak içecekler tüketmek de faydalıymış çünkü virüsleri beraberinde mideye götürüyormuş, midenin asidik ortamı virüs için pek elverişli bir ortam olmuyormuş. Yarın detaylı şekilde okuyayım.

Hepiniz kendinize iyi bakın.

3 yorum:

kelebek diyeti dedi ki...

ferulagocum çok haklısın. bende sık sık ellerimi yıkıyorum ve dışarıda el santizerlerinden kullanıyorum. işi gereği maske takma zorunluluğu olan kişiler bile! maske takmıyorken, maskeyi tanımayan insana taktırmak zor görünüyor. hadi hayırlısı...

sevgiler.

ferulago dedi ki...

Herkes aynı şekilde dikkatli olsa salgın falan olmaz zaten ama gidişat maalesef bu.

GeCe dedi ki...

bu bilgiler iyi oldu sağol canım