26 Haziran 2008 Perşembe

Sürpriz

Kocamın sürprizlerini yazınca sanmayın ki ben hiç sürpriz yapmadım. Benim tek hatam ağzımdan bir kere bir sürprizimin olduğunu kaçırmak. Aslında tam olarak benim hatam sayılmaz, o da çok ısrar ediyor, ısrar ısrar nereye kadar, gücüm tükeniyor ve ağzımdaki baklayı çıkarıveriyorum. Öyle bir ısrar ediyor ki bana yapacak başka birşey kalmıyor. O sürprizden bahsettiğinde ise ben, meraktan içim içimi yese de, detay sormuyorum. Yani burada makul olan benim davranışım. Karşımdakine sürpriz yapabilme imkanını veriyorum.

İlk defa adam gibi bir sürprizi geçen sene kocam askerdeyken yapabilmiştim. Askerde olduğu için ağzımdaki baklayı görebilme ve çıkarttırabilme fırsatı olmamıştı. Evlilik yıldönümümüz kocamın 3 aylık temel eğitiminden sonra dışarıya çıkabilmeye başladıkları zamana denk geliyordu. Bunun öncesinde askerliği Polatlı'da yaptığı için her haftasonu gidip onu görebilme imkanım oluyordu. İlk dışarı çıkacakları haftasonunu hiç unutamam. Bahçedeki bekleme yerinde gelmesini beklerken nizamiye kapısında gruplar halinde sıralandıklarını gördüm. İlk gruba çıkış izni verdiklerinde o üniversite mezunu gençlerin, hatta aralarındaki kocam gibi doktora sonrası askere giden koca koca adamların depar atarcasına çıkışa doğru koşması görülmeye değerdi. Olimpiyatlarda olsalar rahat 100 m rekorunu kırmışlardı. Benimki tabii ki yaşının verdiği vakurla sakin sakin yürüyerek yanıma gelmişti. Ama o görüntü hala aklımdadır. Hatta o hafta içi Penguen dergisinde benzer bir karikatür yayınlanmıştı da yok artık demiştim, meğer aynen öyleymiş. Neyse, geleyim sürprize. O yılki evlilik yıldönümümüzde kocamın dışarı çıkıp bana gönlünce bir hediye seçme veya internetten araştırma yapıp sipariş verme imkanı yoktu. Bu yüzden o yılı hediyesiz geçirmeye karar vermiştik. Ama daha önce dediğim gibi, ben özel günleri kutlamadan yapamam. Sembolik bile olsa mutlaka bir hediye almalıyım veya vermeliyim. O yüzden bir ay kadar önce internette dolanırken bir reklama denk gelince çok mutlu olmuştum. Cam hediye diye bir sitenin reklamıydı. Cama lazerle resim, logo işleyen bir firmanın reklamıydı. Artık bayağı yaygınlaştı, alışveriş merkezlerinde bile bu işi yapan değişik firmaların köşelerini görmeye başladım. Benim ve kocamın birbirimizin en sevdiğimiz vesikalıklarını bilgisayarda taradım ve anahtarlık hazırlamaları için firmaya gönderdim. 1 hafta içinde anahtarlıklarım elime geçti. Çok güzel görünen değişik, pahalı olmayan ama manevi değeri yüksek bir hediye oldu. Evlilik yıldönümü civarında (haftasonuna denk gelmedi maalesef) hediyeleri ortaya çıkardım. Önce nasıl kızdı bana anlatamam. Sadece ona hediye aldığımı sanmış meğerse ve bana birşey alamadığı için de kendini çok kötü hissetmiş. Bana vermesi için onun adına da bir hediye hazırlattığımı öğrenince çok şaşırmış ve sevinmişti. Hediye pakedini açınca daha da şaşırdı çünkü paketleri karıştırmışım, onunkinin içinden kendi resmini taşıyan anahtarlık çıktı. Sonuç olarak küçük ama anlamlı bir hediye ve değişik bir evlilik yıldönümü kutlaması oldu bizim için. Ben de sürpriz yapabiliyormuşum yani imkan verildiğinde :)

1 yorum:

ramirezk dedi ki...

evet küçük ama anlamlı bir hediye. anlamlı kılan camın içinde eşimin resminin olması benim için gerçekten değerli. ona gözüm gibi bakıyorum zarar gelmesin diye. peki eşime soralım şu anda elinde olan bu güzel anahtarlık orjinal yani o evlilik yıldönümümüzde alınmış olan mı? değilse NEDEN? :)) bir diğer konu askerliğimin 3 aylık eğitim döneminde eşimin belirttiği gibi nizamiyeden çıkışımızın, kapısı açılmış ağıldan kaçan eşek misali olmasının nedeni başımızdaki yeni yetme asteğmenin egosunu tatmin etme isteğidir.zira aklıselim bir kumandan asla ve asla insanı özellikle de eşinin gözleri önünde böyle küçük düşürücü koşturmaz, koşturmamalı da. ben koşmam, netekim koşmadım da. mutluyum gururluyum. :))