12 Haziran 2009 Cuma

Kitap okusak mı acaba?

Televizyonda karnenizi getirin, kitabınız bizden reklamı çıkmaya başladı tekrar. Güzel bir düşünce ama başarılı olacağını sanmıyorum, keşke olsa. Kitap okumak bir alışkanlıktır ve reklamın da vurguladığı gibi küçük yaşlarda kazanılması gerekir. Bunun için de doğru yönlendirme şart. Öğretmenle başlayıp, anne-babayla devam ettirilmesi gereken bir süreç. Kitap okumak bir zenginliktir bence, hayal gücünü geliştirir, kelime haznesini güçlendirir, karakterlere uygun suratlar, vücutlar, mekanlar yarattırır, beyni çalıştırır, bambaşka yerlere alır götürür.

Ben genelde kütüphane kolu olurdum ortaokulda, lisede, sınıfta minik bir dolap vardı kütüphane olarak kullandığımız. Kitapların listesini çıkarırdım, ödünç almak isteyenlere ben verirdim, kitap alanları takip ederdim, çok hoşuma giderdi. Hiç kitap almayanlar da olurdu, dedim ya küçükten kazanılmalı bu alışkanlık, liseye geçmiş, eşek kadar olmuş adamlar için çok geç.

İlkokul birinci sınıfta derslerin bir saatini kitap okumaya ayırırdık. Ben 2 kitap birden bitirirdim. Resimli çocuk kitapları, ilkokul 1'de ne olacak ki. Öğretmenim inanmazdı gerçekten okuduğuma, anlattırırdı bana kitapları, ben de satır satır anlatırdım. Aynı okulda öğretmen olan anneme şaşkınlık içinde anlatırmış sonrasında.

Daha sonraları daha büyük kitaplara, az resimli çok yazılı olanlara geçtim, sonra da resimsizlere, ama hep okudum. Milliyet yayınlarının minik, cilt kenarları mavi olan bir sürü çocuk kitabı vardı, onları okurdum. Hatta bir tanesi içinde bir sürü piyesin olduğu bir kitaptı, onları canlandırırdım tek başıma. Bir kitabı okurken dünyayla bağlantımı nasıl kesmişsem annemin bana seslendiğini duymamışım, kadıncağız bana bir şey oldu diye korkuyla yanıma gelmişti.

İlkokulumun olduğu semtte bir halk kütüphanesi vardı, oraya üyeydik. Annem ağbimle beni götürürdü, kitap alırdık. Bayılırdım o kütüphaneye. Her hafta başka bir kitap alırdım, hevesle okurdum. Sonra biz büyüyüp evdeki çocuk kitaplarını ne yapalım derken Yenimahalle'deki bir kütüphaneye bağışmamızı önerdi annem. Başka çocuklar da okusun bizim sevdiğimiz kitapları diye mutlu mesut torbalarca kitap götürmüştük.

Kitap ve kitap okuma sevgim hep devam etti. Boş bulduğum her fırsatta okumaya çalıştım, özellikle de otobüste işe gidip gelirken. Sabah boş koltuk buldu mu oturup uyuyanlara da gıcık oldum hep. Japonya'da tam beğenime göre bir okuyucu kitlesi görüp hayranlıkla izlemiştim oysa. Adamlar metroda giderken ayakta olsalar bile çıkarıp birşeyler okuyorlardı. Kitap olsun, manga denen çizgiromanlar olsun, gazete olsun, mutlaka okuyorlardı. Gazeteler sabah ve akşam olmak üzere 2 sefer basılıyordu. Sabah gazetesini alıp okuyorlar, sonra şehrin her yerinde olan geri dönüşüm kutularına atıp akşama yenisini alıyorlardı. Gazete tirajlarını siz tahmin edin. Bizdeyse ancak uyuyorlar çünkü gece geç yatıyor halkımız, dizi seyrediyor.

Dedim ya, küçükken kazanılır bu alışkanlık. Anne-babası akşamları sadece televizyon seyreden, evlerine gazete bile girmeyen çocukların kitap okuyan bir birey haline gelmesi ancak mucize olur. Çocuklar en yakınlarındaki kişileri örnek alırlar, onların davranışlarının doğru olduğunu düşünürler. Ebeveynlerden biri bile kitap okusa çocuk üzerinde olumlu etkisi olur.

Bahane bulmayın, kitaplar pahalı demeyin. Korsan kitap alın asla demiyorum, ben almadım, almam da. Sigara verilen paraya acımıyorsunuz, kitaba da acımayın. Sigaranızı, dışarıda içtiğiniz kahvelerin sayısını azaltın. Ya da şu anda cep kitapları çıkarıyor bir sürü yayınevi. Büyük boyu 27 TL olan kitapları 9.90 TL'ye almanız mümkün. İnternetten daha fazla indirimle de alışveriş yapabilirsiniz. Haydi bu da olmadı kütüphaneler hala var. Hangimiz üyeyiz peki? Ya da yerlerinden haberdar mıyız? Ben kütüphaneye gitme alışkanlığımı kaybettim, itiraf edeyim, 1-2 tanesi dışında diğerlerinin yerlerini bilmiyorum bile, özellikle Eskişehir'dekileri hiç bilmiyorum ama yine de kitaba para ayırıyorum, okuyorum. Arkadaşlarıma (iyi bakacağına emin olduklarıma) ödünç veriyorum, çok beğendiğim, tekrar tekrar okumak istediğim kitaplar dışındakileri zaman zaman fakülte kütüphanemize bağışlıyorum. Okuyan var mı bilemem. Sadece Türk Dili dersinde ödevleri varsa okuyorlar kitapları. Oysa kütüphanemize yeni kitaplar, çok satanlar da alınıyor zaman zaman.

Yıllar önce bir öğrenciyle konuşuyorduk. Demişti ki bana, "ben hep biyografi, tarihsel gerçekleri anlatan kitaplar okurum, roman okumak bir şey kazandırmaz, vakit kaybıdır". Düşüncesinin yanlışlığını anlatamadık ama yine de en azından birşeyler okuyor diye sevindik diğer asistan arkadaşımla. Ya diğerleri? Cep telefonlarından Facebook'a, MSN bağlanabiliyorsan, sürekli mesaj yazıyorsan kitap okuyacak vaktin de olmuyor tabii ki, ondan sonra gelsin dilde yozlaşma, gitsin güzelim Türkçemiz.

6 yorum:

Zeynep A. dedi ki...

Ben kitap okuyan ebeveynlerin yaninda büyümedim malesef. fakat öyle olmasini çok isterdim. bu yüzden de kitap okuma aliskanligim 14 yasimdan itibaren basladi. Keske daha önce baslasaymis diyorum ama en azindan basladi!

Tüm yazdiklarina harfiyen katiliyorum canim!!!

lori dedi ki...

ya bu bi aliskanlik ki , senin de deiin gibi.
okumayi soktuum andan itibaren okuyan biri oldum, tevazu gosteremicem bu konuda cidden. anne-baba'yla cok alakali bu konu evde hala iki tane duvari boydan boya kaplayan o kitaplar duruo. bole bi ailede dogdum. ve inan tuvalette de kitaplar olurdu bizim. (simdi ki evimde de var) ve okumak en buyuk terapidir.
hem de ole bi terapidir ki, sadece terapi etmekle kalmaz cok sey ogretir, ufkunu ve dunyani acar.
keske herkes edinebilse bu aliskanlii.

ferulago dedi ki...

Zeynep A., "zararın neresinden dönülürse kardır"ın en güzel örneği yazdığın. Keşke herkes okusa.

lori, ne mutlu sana, şanslı insanlardansın, bu özelliğin senin çocuklarına da (istediğin zama elbette) geçecek, ne güzel

denizero dedi ki...

__cep kitapları süper hakkaten...hem de çantaya daha rahat sığıyo....eeee en sevdğin kitapların listesini de yaz şekerim...tavsiye alalım biraz:)__

Kağıttan Gemiler dedi ki...

Merhaba,
İşbankasının hediye ettiği kitaplardan almış dün kızım. eşimin söylediğine göre hayatında ilk kez kitap almış gibi mutlu olmuş. Okumayı çok seven bir kızım var. Tespitinizde çok haklısınız. Eğer bir aile zamanını televizyon başında geçiriyorsa çocukta televizyon izliyor. Eğer kitap okuyorsa çocukta okuyor. Onlara iyi rol model olmalıyız.
Selamlar.

ferulago dedi ki...

Kağıttan Gemiler, anne baba olarak ne mutlu size. Çok haklısınız, çocuklarımıza her konuda iyi birer model olmak zorundayız yoksa modellerini başka yerlerde ararlar, yanlık kişileri model alırlar.