22 Eylül 2010 Çarşamba

Meğer toparlanmak ne kadar zormuş


Fakültedeki toparlanmam daha zor oldu sanmıştım. Meğer en kolayı oymuş, sadece biraz yorulmuşum. Evdeki toparlanmaymış asıl zor olan ve bol zaman isteyen.
Dün akşam annemle gidecekleri ayırmaya başladık. Tek başıma altından kalkabileceğim bir iş değilmiş, onu da anladım bu arada. Her ne kadar kendi evime daha önceden götürdüğüm pek çok şeyim olsa da aslında onlar buzdağının suyun üstünde kalan kısmıymış. Bu vesileyle pek çok şeyi elden geçirdim, giysilerden acil olarak giyeceklerimi aldım, artık giymediğim ama nedense dolapta yer işgal eden pek çok şeyden kurtuldum, kutular içinde biriktirdiğim ıvır zıvırı elden geçirip bayağı bir ayıklama yaptım. Ama hala bakmam gereken şeyler var. Pek çok şeyi de daha sonra alırım diye geride bıraktım. Sonuç olarak bir çok şeyimi yanıma aldım ama bir o kadarını da, hatta daha fazlasını da geride bıraktım.

Eskiden bir komşumuz vardı, evini her yıl elden geçirir, kullanmadığı herşeyi atardı. Bizse aman şurada lazım olur atmayalım zihniyetine sahip olduğumuz için çoğu kez müsriflik diye bakardık bu işe çünkü yepyeni leğenleri, bulaşıklıkları bile atardı. Bunlar evde olması gereken elzem şeyler olduğu için neden attığını anlamazdık. Herhalde böyle yeniliyordu kendini.

Ama her yıl, ya da en azından 2 yılda bir böyle birşey yapmak lazım. Genelde ne kadar gereksiz ıvır zıvırımız olduğunu ev taşırken farkederiz ve bir daha gereksiz şeyleri biriktirmeme telkininde bulunuruz kendimize. Sonrasında eve iyice yerleşince eski huyumuza geri döner onu saklamaya, bunu bilmem nereye sıkıştırmaya devam eder, evlerimizi yine gereksiz eşya deposu yaparız. Maalesef ben de istisna değilim. Burayı kolaylayıp kendi evimi elden geçirmem gerekecek anlaşılan. Dolapta duran ve sadece yazlık kışlık değişimlerinde göze çarpan ve "zayıflayınca giyerim, balık kavağa çıkınca lazım olur" tarzı bahanelerle yine bir bavula veya hurca tıkıştırılan giysilerle artık vedalaşmalı, belki lazım olur diye çekmecelere tıktığım ama asla lazım olmayan şeyleri bebeklerim gelmeden önce atmalıyım. Ne de olsa evdeki kişi sayımız yakında 4'e çıkacak ve kendileri ne kadar küçük olsalar da bir sürü eşyaları olacak ve zaman geçtikçe daha da artacak. İpin ucunu yine kaçırırsam herhalde bu sefer hiç toparlayamam.

4 yorum:

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

bende öyle davranıyorum.Aman şunu atmayayım yazık olur dedğim herşey gelecekte yük oluyor insana...
Bu arada dönüş Eskişehir'e mi Ankara'ya mı orayı anlayamadım. :-o

ferulago dedi ki...

Gerçekten de çok fazla yük taşıyoruz boş yere. Gidiş Eskişehir'e :)

Adsız dedi ki...

Kesinlikle Size katılıyorum. Ben her sene yaparım fazlalık ayıklama işini, atmak yerine ihtiyacı olanlar faydalanabilir en azından. Bir ikiz annesi olarak biliyorum ki, bebekler gelince fırsat bulamayacaksınız bu işlere, o yüzden minikler gelmeden ayarlamak iyi fikir gerçekten. Bende doğdukları zaman sadece bir yatak almıştım. 3-4 ay beraber yatmışlardı. Sonradan odalarını ayarlarım diye düşünmüştüm. Ama doğduktan sonra pişman oldum. Keşke her şeylerini hazırlasaymışım diye düşündüm.Çünkü minikler ilk zamanlarda (2yaş hemen hemen) tüm vaktimizi alıyorlar:)Kurulu bir düzene gelirlerse inanın çok rahat edersiniz. Sağlıkla bebeklerinizi kucağınıza almanız dileklerimle. burcu.sunbul@hotmail.com

GeCe dedi ki...

ben annemden illallah ettiğim için yeni evimde temkinli davrandım, her sezon değişiminde giysileri değiştirirken eşyaları ayırdım ve kavanoz kap kacak gibi şeyleri ise hiç biriktirmedim o yüzden rahatım. ama tek bir konuda bunu yapamadım kitap ve dergiler, koyacak yerim kalmadı artık, evimde küçük olunca

benim de tavsiyem her sezon bir gözden geçirmen