24 Haziran 2010 Perşembe

Erkek milleti

Geçenlerde aylık rutin kan ve idrar tahlillerim için evimize yakın olan bir kadın hastalıkları ve doğum hastanesindeydim. Normal bir hastanede her türden hasta vardır, burada ise esas olarak kadın hastalar daha doğrusu hamileler ve onların kocaları olur en fazla. Sıralarını beklerken erkeklerin koltuklara oturmasına sinir oluyorum. Kardeşim burası kadın hastalıkları ve doğum hastanesi, orada bulunan kadınların yarıdan fazlası hamile, sen ne diye koltuk işgal ediyorsun. Neyse, konumuz bu değil.

Doktorum tahlil kağıdımı bana önceden verdiği için işim kolay oluyor, muayene için sıra beklemeden tahlil kağıdımı kaydettirip kan alma ve materyal alma bölümlerine geçiyorum. En son gittiğimde sıradaki iki kadın erkeklerin anlayışsızlığından bahsediyorlardı. Bir tanesi dedi ki "eğer erkekler hamile kalsaydı kesin çocuk doğurmazlar, ya da en fazla tek çocukta bitirirlerdi bu işi". Dün şahit olduğum bir olay bu görüşün doğru olduğunu düşündürdü bana.

Dün akşam üstü 2 ay önce doğum yapan bir arkadaşımız bebeğiyle birlikte fakülteye uğradı. Yakın arkadaşları ve bölümdeki arkadaşları olarak bebeği görmeye koşturduk tabii. Konu tabii ki bir süre sonra bana ve ikizlerime kaydı. O sırada yaklaşık 3 yıl önce baba olan bir asistan arkadaşımız (aynı zamanda benim ilk asistan olduğum zamanki öğrencilerimden, yani benden bayağı genç) dedi ki, "Sana acıyorum hocam, rahat geçireceğin son 4.5 aya giriyorsun, ondan sonra hayatın kayacak vs vs." Eski öğrencim olmasının rahatlığıyla kendisini önce güzelce fırçaladım sonra da sırtına okkalı bir yumruk geçirdim felaket tellalının :)

Kardeşim ben 38 yaşında ve geçen sene bir düşük yapmış bir kadınım, bu bebekleri doğurmayı herşeyden çok istiyorum ve ne kadar zor olursa olursa olsun her şeye göğüs germeye kararlıyım. Bildiğim şeyleri bana dünyanın sonu gelmiş gibi anlatmanın ne anlamı var?

Önceleri kızdım ama sonra neler olduğunu anladım. Şimdiye kadar hamile olduğumu öğrenen hiçbir kız arkadaşım (çocuğu olsun olmasın) felaket tellallığı yapmadı. Hele ikiz beklediğimi öğrenenler daha da mutlu oldu, "keşke benim de ikizlerim olsaydı, biraz yorulacaksın ama çok şanslısın" dediler. Bir başka erkek arkadaşım da "çok yorulacaksın elbette ama çocuklarının boynuna sarılıp yanaklarına birer öpücük kondurması herşeye değer" dedi. İki erkek arasındaki yaklaşım farkına bakar mısınız.

Elbette ki bebek sahibi olmak için annenin hazır olması kadar babanın hazır olması da çok önemli. Ve sanıyorum o gamlı baykuş arkadaşım hazır değilmiş. Bir de şu var tabii, biz kadınlar beta-Hcg seviyemiz ölçüldüğü anda anneliğe başlıyoruz, hamileliğin herşeyini bilfiil yaşadığımız ve vücudumuzu, hormonlarımızı, yediklerimizi, içtiklerimizi, soluduğumuz havayı paylaştığımız için, hareketlerini hissettiğimiz, tekmelerini yediğimiz bebeklerimizle çok çok önce iletişim kuruyoruz. Doğumdan sonra oksitosin hormonunun etkisiyle bebeklerimize karşılıksız bir sevgiyle ve karşı konulamaz şekilde bağlanıyoruz ve emzirme denen mucizeyle bebeklerimize aşık oluyoruz. Erkekler ise babalığın ne olduğunu ancak bebekler doğup kucaklarına verildiğinde anlıyorlar (bazı babaları tenzih ederim elbette). Onlar için yeni başlayan uykusuz geceler ve yorgunluk bizim için o kadar tahammül edilemeyecek bir şey değil, ama erkekler hamilelik gibi bir dönem geçirmedikleri için bunun aslında ne zor bir süreç olduğunu bilmiyorlar, sadece doğum sonrasını biliyorlar. "Kadın bir doğururken erkek dokuz doğururmuş" lafı da tam bir saçmalık. Kadın bir hamilelik yaşarken erkekler de dokuz hamilelik yaşasın o zaman anlarım bunu. Hem artık normal doğum o kadar azaldı, sezaryen o kadar arttı ki ameliyat başladıktan 15 dakika sonra bebeğinizi kucağınıza alıyorsunuz, kimsenin dokuz doğuracak vakti olmuyor.

Sonuç olarak erkeklerin bizim hislerimizi anlaması mümkün değil. Bu yüzden önce kızdığım gamlı baykuş arkadaşım için üzüldüm sonrasında. Ve kocamın onun gibi olmadığı için de şükrettim :)

10 yorum:

deniz dedi ki...

Gerçekten bazı erkekler çok ruhsuz.Eşimin bir arkadaşı da eşin hamileyken keşke askere gitseydin demiş. Yani çekilmezmişiz. Bende ne naz ne niyaz, ne rahatsızlık veren bir durumum var. Ki öyle olunsa da eşini yalnız bırakmak istemez değil mi insan bu durumda? Uyuz demek istiyorum izninizle kendisine burdan.

ferulago dedi ki...

deniz, hakikaten pes. Bir erkek hamilelik sürecine elinden geldiğince katılmaya çalışmıyorsa eğer ondan kesinlikle iyi baba olmaz bence. Eğer evliyse karısına acıdım şimdi.

deniz dedi ki...

Ferulago, evli kendisi birde çocuğu var. İnan çok iyi bir eş. Eşini el üstünde tutanlardan. Ama başkalarına da böyle saçma tavsiyelerde bulunuyor. Ne ilginç değil mi?

ferulago dedi ki...

Durum daha da ilginç o zaman. Çok mu çekti anlamadım ki. Ayrıca çekecek ne var, ortak karar verip bebek sahibi oluyorsunuz, bundan güzel ne olabilir?

lori dedi ki...

Kocacigimin gozunu seviyim walla he! garibim son 4-5 gundur bana is bile yaptirmiyo, bisey yapicak oldugum zaman elimden kapiyo. cook da mutlu (eger rol yapmiosa tabe kiii hic sanmiyorum)
walla bu milletin uyuzu cok, normali az!

ferulago dedi ki...

loriciğim, ne mutlu sana. Benimki de birlikte olduğumuzda sürekli peşimde koşturuyor, iş yapmama engel oluyor, ben Ankara'dayken zırt pırt telefonla arıyor. Eskiden iş yapmayan adam yemek haricinde evdeki herşeyi yapıyor. Şanslıyızseninle bu konuda. Kocası hiç iş yapmayan bir de iş bekleyen arkadaşlarım var oysa. Bu arada yorumuna cevap yazmadan önce sana koştum yazı yazdın mı diye. Çok rahatladım, haydi gözünüz aydın :)

deniz dedi ki...

Aaa herkes kocasından bahsetmiş. Her ne kadar değişik arkadaşları olsa da benim eşimde çok yardımcı oluyor. Temizlik ve yemek hususunda. Akşamları karnıma masaj yapıp çocuğuyla iletişime geçiyormuş falan. Hakkını vermem lazım.

ferulago dedi ki...

Bizimkiler birtane, diğerleri tu kaka :)

deniz dedi ki...

Tüü tüü maşallah diyelim!

lori dedi ki...

:))) bi bizimkiler iyi, gerisinin hepsine kibrit suyu! oy yarldim!