8 Haziran 2010 Salı

Hamileyim (nihayet) yeniden!-3

Geçen sene benden sonra hamile kalan bir arkadaşım ilk aylarda neler olduğunu, neler yapması gerektiğini bana soruyordu. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışmıştım, ama 3. aydan sonraki sorularına verdiğim tek cevap şuydu: "Ben buralara kadar gelemedim, bunların cevabını bilmiyorum". Üzücü birşeydi ama geçti gitti işte. Şimdi ne mutlu ki 3. aydan sonra neler olduğunu da biliyorum ve bir önceki hamileliğimle karşılaştırma imkanım var.

Şimdiki halime bakıyorum da, önceki yaşadığım pek hamilelik gibi değilmiş aslında. Hiçbir rahatsızlık çekmemişim ben. Bu seferki (belki de ikiz olmasındandır) perişan etti beni ama sonucu güzel olacak, hiç ama hiç önemli değil.

Hiçbir hamilelik birbirine benzemez derler. Hatta aynı kadının farklı hamilelikleri bile farklıdır derler. Çok haklılar galiba. İşte benim yaşadığım farklılıklar:

1) Geçen sene hamile kaldığımda diyetisyenime gitmeye devam ediyordum. İlk 3 ay dengeli beslenmeye devam etmiştim, 2. aydan sonra diyetimde haftada iki kez balık, yumurta sayısının artması gibi değişiklikler yapılmıştı. Acıkmıyor, onu bunu yiyeyim diye kendimi paralamıyordum.

Bu sefer gel de yeme. İlk zamanlarda karşı konulamaz bir açlık yaşadım. Yiyordum fakat doymuyordum. Çok sık acıkıyordum ve önüme ne konsa silip süpürüyorum. Tam bir yemek öğütücüsüne dönüşmüştüm.

2) Geçen sene normal hayatıma devam etmiştim. Ne bir yorgunluk, ne de uyku artışı. Etrafta lay lay lom diye dolaşıyor, 4 saatlik lab. derslerinde bile fıldır fıldır geziyordum.

Bu sefer ne mümkün, sürekli uyumaktan gözlerimi açamadım. Kedi gibi her fırsatta kıvrılıp uyudum. Acayip bir halsizlik başladı. Kolumu kaldıracak gücü bulamadım, kısa mesafelerde bile yorulmaya başladım ve yürüme hızım bir kaplumbağanınkine eşit hale geldi. Lab. derslerinde sadece 1 saat ders anlatımı yapabildim, gerisine katılamadım (arkadaşlarım çok yardımcı oldular sağolsunlar).

3) Yemeklerde hiçbir kısıtlamam olmamıştı öncekinde.

Bu sefer ilk 2-3 haftalık aşırı yeme hissinden sonra fazla yediğim zaman rahatsız olmaya başladım. Yemeklerde az yiyip, sonrasında 1.5-2 saat aralarla kızarmış ekmek üzeri beyaz peynir yer oldum. Bulantıya en iyi gelen şeymiş meğerse, bünye herşeyin doğrusunu bilirmiş. Ayrıca tatlı yiyemez oldum. Bırakın yemeyi, reklamlarda gördüğümde bile kanal değiştirir olmuştum. Hala da tatlı birşey yedikten sonra ağzımda garip bir tat kalıyor. Zaten doktorum artık tatlı olan herşeyi (bal, reçel dahil) kesinlikle yasakladı, herhalde gebelik şekerinden korkuyor haklı olarak.

4) Bulantı, kusma falan hiç yoktu geçen sene. Annemde de olmamış, herhalde bundan diye düşünmüştüm.

Ama bu sefer bir başladı, tam başladı. Midede garip ve sürekli bir rahatsızlık hissi. Ara sıra kusma, su içmenin bile mideyi rahatsız etmesi. Ve diş fırçalamanın kusmayı tetiklemesi. Diş fırçalamadan yaşamayan biri için çok kötü bir şey olduğunu tahmin edersiniz. Kahvaltıdan sonra diş fırçalayınca yediğim içtiğim herşey boşa gidiyor, fırçalamasam bütün gün rahatsızlık duyuyorum. Tatlı herhangi bir yiyemediğim için şekersiz sakız bile çiğneyemedim uzun bir süre. Yeni yeni çiğnemeye başladım. Diş fırçalama rutinimi de artık kahvaltıdan önce diş fırçalama, midenin bu esnada kustuğunu sanması (öğürme refleksini maalesef kandıramıyorum), sonrasında kahvaltı yapma ve akabinde kısa süreli naneli sakız çiğnenmesi. şekline çevirdim Bulantılarım geçti ama bu diş fırçalayınca kusma durumu hala geçmedi. Umarım 4. ay içinde bundan da kurtulurum. Pavlov'un köpeği gibi olmaktan korkuyorum.

5) Daha önce kokulara hassasiyetim olmamıştı.

Bu sefer özellikle parfüm ve deterjan, sabun kokularından feci rahatsız oluyorum. Yemek kokularıyla aram iyi neyse ki, yemek yapabiliyorum, yapılırken mutfakta durabiliyorum ama bırakın parfüm, deodorant sıkmayı, elinize kolonya bile sürdüyseniz lütfen yanıma yaklaşmayınız ya da ellerinizi yıkayınız. Bu parfüm hassasiyetim varken şöyle birşey geçti başımdan. Bir pazartesi sabahı hızlı trenle Ankara'ya dönerken Eskişehir gar binasının içinde feci bir hindistan cevizi kokusu duydum. Kocam bile farketti, o derece yoğundu. Önümüzde yürüyen garip tipten geldiğini farkettik. Koku tam olarak Hawaian Tropic güneş yağı kokusuydu. Garip tip kollarına falan sürmüştü anlaşılan. Maalesef trende yan sıradaki koltuklardaydı. Neyseki havalandırma iyi, koku bana fazla gelmiyor derken şak diye gelip önümdeki arada masa olan karşılıklı koltuklara geçti ve burnumun direği kırıldı. Tren gara girerken bir de çantasından çıkartıp foşurt foşurt kollarına sıkmaz mı? O beş dakika öldüm öldüm dirildim.

6) İnternet bağımlısı olan ve cuma akşamları eve gider gitmez internet başına geçtiğim için kocamla kavga eden (adam çok haklı) ben internete bakamaz oldum. Facebook'a bakmak midemi bulandırmaya başladı. Laptop başından ayrılmayan ben maillere bile haftasonları sadece bir kez bakar oldum. Kocam şaştı kaldı. Blog yazamadığım dönemlerde o zamanlar dediğim gibi aşırı derecede yoğundum ayrıca, ama bir nedeni de buydu. Fakültedeki masa üstü bilgisayarda çalışırken fazla sorun yoktu ama laptop ile çalışırken resmen midem bulanıyordu. Bu da yavaş yavaş geçti ama yine de fazla takılmamaya çalışıyorum.

7) Yollarda ne güzel kitaplar, makaleler okurdum, makale çevirilerimi yapardım.

Bu sefer 1 satır bile okuyamaz hale geldi. Gazete alsam hem okuyamıyordum, hem de yeni gazete kokusundan feci rahatsız oluyordum. Koku hala rahatsız ediyor ama artık okuyup yazabiliyorum yollarda :)

8) Geçen sene cep telefonuyla şakır şukur konuşurdum.

Bu sefer konuşmak içimden gelmedi. Bir ara yazmıştım hatta bloga. Kimse beni aramasın aramak zorunda olduklarım da telefonu açmasın istiyordum. Hala da pek hoşlanmıyorum diyebilirim.

Sanıyorum bunların çoğu bebeklerin korunması için bünyemin bana ettiği oyunlar. Laptop bilgisayarların yaydığı radyasyon masa üstü olanlardan çok daha fazla, cep telefonunkini zaten herkes biliyor. Vücut bebekleri koruma altına bu şekilde aldı anlaşılan.

Şikayetçi miyim? Asla. Sağlıklı olmaları için elimden gelen herşeyi yaparım.

Bu arada 3 ay boyunca ne bir alışveriş merkezine gidebildim ne de sinemaya. Yorgunluk ve halsizlikten gitmeye cesaret edemedim hiç. Kocam sinema kısmından ziyadesiyle memnun oldu ama artık gitmek istiyorum. Bakalım nasıl olacak.

3. bölümün sonu.

6 yorum:

azna dedi ki...

Sessiz takipçilerinizdenim. Artık ses vereyim dedim :) Ben de bir ikiz annesiyim, harika birşey allah her isteyene nasip etsin, sizi de sağlıkla, zamanında kavuştursun miniklerinize. Benim tavsiyem bol bol uyumanız, benimkiler 2,5 yaşında oldular ben hala uykuya hasretim, ve kendinizi yormamanız, vakit buldukça dinlenmeniz. 6-7. aylarda rahatlarsınız, tadını çıkarırsınız, 9. ayda bir bakmışsınız göbeginizi taşıyamıyorsunuz :) Sevgilerimle...

ferulago dedi ki...

azna, tanıştığımıza çok memnun oldum. Kıdemli bir ikiz annesi olarak deneyimlerinizi duymayı bekliyorum o zaman. :)

ELİF..den dedi ki...

Canım hayırlı olsun...
Allahım inşallah tamamına erdirsin...
Benim de ikiz kızlarım var,allahıma çok şükür erken dogdular ama şu an 6 yaşındalar...
Allahımdan inşallah sende o günleri görürsün...
İlk dogduklarında bıraz zorlanacaksın ama allahım güç kuvvet veriyor bılıyormusun...

ferulago dedi ki...

Elif'den...; Maşallah, 6 yaş ha, o yaşlara nasıl geliriz şimdilik aklım almıyor ama zaman çabuk geçiyor değil mi. Yeter ki sağlıklı olsunlar. Çok teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

Ferulago!
"benim blog arkadaslarim napiyo" diye bi bakiniyim dedim bu harika haberi okudum. nasil mutlu oldum anlatamam sana , inan gozlerim doldu.Dogal dengenin isine bakar misin, gecen senekinin telafisi olarak iki tane birdenn! hem de "yasim gecikti mi acep?" derken, hic tekrar dogurma derdi olmicak , harika!
ben blogumu kapadiktan sonra, sifremi ve mail adresimin sifresini de unuttum maalesef :( eger mail falan yazdiysan diye soyluyorum. ben de bebek yapmaya hamile kalmaya karar verdim bu arada :) hadi en kisa zamanda darisi basima insaallaah!!!
oksadim o guzel karnini :)
LORi

ferulago dedi ki...

Loriciğim, senden haber almak ne kadar güzel. Keşke tekrar yazmaya başlasan, çok özlemişim seni. Güzel haberler verebildiğim ve senin de bebek istediğini duyunca çok mutlu oldum şimdi. En kısa sürede iyi haberini alırız umarım. Habersiz bırakma nolursun.