6 Ekim 2010 Çarşamba

33+2 ve 100. izleyici

100. izleyicim dünkü yazımı yazdıktan kısa bir süre sonra geldi. Bilges'e hoşgeldin diyorum. Bir ödülüm yok maalesef, sadece teşekkürlerimi sunabilirim. :)

33. haftayı işlemeye başladık. Yaklaşık 3-4 haftamız kaldı bebeklerimizi kucağımıza almak için. Hep derlerdi ki son ay geçmek bilmezmiş. Hakikaten de öyle. Hem bebeklere kavuşma heyecanı var hem de ağırlaşınca ve evde oturmaya başlayınca zamanın bir türlü geçmek bilmemesi. Fakültedeyken işlere yetişemezdim ve bir çırpıda akşam oluverirdi. Şimdiyse evdeyim ve yapacak iş bulamıyorum kendime. Biraz ıvır zıvır iş yapsam da yoruluyorum zaten. Aslında şu an ders çalışmak için ideal bir dönem benim için ama onu da yapamıyorum. Artık oturamıyorum, yatamıyorum, eskaza yere falan oturduysam ayağa kalkabilmek için ters dönmüş bir kaplumbağa gibi debelenip duruyorum. Ders çalışmama için bir sürü de bahanem var yani, bu gidişle Doçentlik sınavında ne yapacağım bilemiyorum. Neyse.

Bu ay bende 1-2 değişiklik oldu. Doymamaya başladım. Sürekli birşeyler yemek istiyorum. Özellikle geceleri uyandığımda yediğim bir adet muz ve içtiğim bir bardak süt beni kesmemeye başladı. Minik bir sandviç ekmeğinin içine zeytin doldurup afiyetle mideye indiriyorum mesela. Bu son 1 ayda bebekler doğum ağırlıklarının yarısı kadar kilo alırlarmış, herhalde o yüzden sürekli birşeyler yemek istiyorum. Havalar soğuduğundan olsa gerek tatlı yemek istiyorum ayrıca ama yiyemiyorum tabii.

Ayaklarımın şişleri hava soğuyunca o kadar rahatsız etmemeye başladı ama bu sefer de ellerim şişiyor. Sadece şişse neyse, eklemlerim de ağrımaya başladı. Özellikle başparmaklarımı kullanamamaya başladım. Ödem nedeniyle sinirlerin sıkışması neden olurmuş, normalmiş. Bu sayede bir şeyi tutarken veya kaldırırken başparmaklarının ne kadar önemli olduğunu anlamış bulunuyorum.

Bir diğer değişiklik de tırnaklarımla ilgili. Tırnaklarım lise bittikten bu yana uzundur. Cadı tırnağı gibi uzun değiller, yanlış anlamayın. Hafif uzatırım, bilgisayar klavyesindeki tuşlara rahat basamamaya başladığımda törpüler kısaltırım. Üniversitede voleybol oynarken bile kesmediğim, hafif esnek olmaları nedeniyle rahatlıkla halı bile silebildiğim ve birisi bile kırılsa iş yaparken sudan çıkmış balığa döndüğüm tırnaklarımı bebeklerim için kesmek zorundayım. Annem de aynen benim gibidir. Bir ara bana "hiçbir kuvvet tırnaklarımı kestiremedi bana ama ağabeyin ve senin için 2 kez kestim tırnaklarımı, senin bebeklerin için de 3 olacak" demişti.

Artık hamileliğimin ilk 3 ayında oje kokusundan rahatsız olduğum zamanlardan bu yana ojesiz olan tırnaklarım kısacık. Ve ben hemen alışıverdim bu hallerine nedense. Ah annelik, sen neler kadirsin :)

8 yorum:

zeliha (umutsepeti) dedi ki...

Ahh bir de bebişini dünyaya getir de ondan sonra seyret değişimleri :) insan öyle çok değişioyr ki,artık dünyan o oluyor,çok güzel bir duygu,bambaşka,inş.en güzel şekilde kavuşursunuz yavrucuğunla..sevgiler.

özii dedi ki...

Öncelikle hayırlı olsun sevgili ferulago , daha nice 100. yazılar dilerim ama kendi adıma da çok uatndım çünkü seni düzenli takip ettiğim halde izleyici olmamışım , kendi blogumdan giriş yapıyordum. Şimdi 101. de ben oldum :))
Bu arada heyecan dorukta çok az kaldı blog ikizlerimiz olacak ne mutlu...

özii dedi ki...

sözümü geri alıyorum :))))))
çünkü zaten izleyiciymişim hemde ilklerden
101. başkası olmus
sevgiler...

ferulago dedi ki...

zeliha (umutsepeti), onlar geldikten sonra herşey tamamen değişiyor değil mi. O kadar uzun zaman bekledik ki onları, bu son 1 ay geçmek bilmiyor bir türlü :)

özii, hep buralardaydın biliyorum. :) Gerçekten de çok az kaldı. Sağlıkla sıhhatle doğsalar da bebeklerim şöyle böyle diye de yazabilsem bir an önce :)

Bilges dedi ki...

ödüle ne gerek var şeker.. benim ödülüm sizin gibi deneyimli annelerden tecrübeler edinmek.. daha ne olsun.. bundan daha değerli ne olabilir kii.. düşünemiyorumm... ayrıca bloguma gelip yorum da yaptın.. süpersin zatii..:)))

ferulago dedi ki...

Bilges, henüz benim de pek tecrübem yok ama olunca mutlaka yazacağım :)

elfeyp dedi ki...

Ben de özellikle ünide her akşam ojelerimi yenilerdim, çalışırken de hiç kesmez törpüyle düzeltirdim vs.. Son 2 yıldır, altlarını temizleyip, bazı şeyleri elimle yedirdiğim için, meyve, ceviz, fındık vs.. ellerimi gün içinde milyon kez yıkadığım için ne oje kaldı ne manikür :) Herşey onların sağlığı mutluluğu oldu bir anda.. Sağlıkla kucağınıza almanız dileğiyle..

ferulago dedi ki...

elfeyp, benim de herhalde 3-5 yıl kadar öyle olacak. :) Çok teşekkür ederim iyi dilekleriniz için