4 Aralık 2012 Salı

Utanmayı geçtim, artık nefret etmeye başladım kendimden

Farkındaysanız diyetim hakkında tek kelime yazamıyorum ne zamandır. Sağdaki lilyslim'i de güncellemiyorum (daha doğrusu güncelleyemiyorum).

Neden?

Çünkü tek gram veremedim bir türlü. Diyetisyene gittiğimde 10 kg'dan fazla veren ve çoğu yağdan gittiği için 15 kg vermiş gibi görünen ben zayıflayamıyorum.

Nedenleri var elbet.

Sizleri de kendi kilo kaosumla meşgul ediyorum farkındayım, kusura bakmayın. O yüzden bu artık bu konudaki son yazım olacak.

O zaman neydim, şimdi ne oldum peki?

1) Diyetisyene giderken 2 haftada bir kontrolüm vardı. Öğretmenim ev ödevimi kontrol edecek diye daha fazla dikkat ediyordum.

2) Daha iradeliydim. Diyetimin dışına kesinlikle çıkmıyordum. Şimdi ise hep bir bahanem var, dönem itibariyle canım tatlı, çikolata çekiyor, evde birşeyler olunca can çekiyor, hava soğuyunca vücut izolasyon için yağ depolamak istiyor dolayısıyla tatlı ve yağlı şeyler yedirmek istiyor bünyeye (vücutta yeterince yağ deposu var ama yetmiyor nedense yuh be), birisi birşey yapmış oluyor, yemesem ayıp oluyor, anlayacağınız bahane çok.

3) Diyetisyen korkusuyla su içiyordum, şimdi içmiyorum. Zaten en büyük nedenlerden biri de bu. Ben ki biyoloji dersi veriyorum, enzimlerin çalışması, yağların yakılması için su varlığından bahsediyorum, yağların parçalanıp atılabilmesi için bol miktarda su içilmesi gerektiğini biliyorum ama içmiyorum işte.

Yazın hep İstasyon-Ev arasında yürüyordum. Şimdiyse palto, çizme vs derken üzerimdeki ağırlık arttı, elim kolum zaten hep bilgisayar-makaleler-kitaplarla dolu oluyor, bu ağırlığı artık kaldıramayıp kolayca yoruluyorum, yorulunca yürümek istemiyorum, hareketsiz kaldıkça daha beter oluyorum. Kısır döngüye girmiş bulunuyorum.

Yürürken telefonla konuşacak olsam yine nefes nefese kalıyorum, fazla yattığımda belim ağrıyor, bunların tümünün üstümde taşıdığım fazladan 10-15 kilo olduğunun farkındayım ama hiçbir şey yapmıyorum.

Dediğim gibi artık kendimden utanma safhasını geçip nefret etme evresine girdim.  Ama bana en çok dokunan yeni tartının gösterdiği yağ-su-kas oranı. Bir de (daha da beteri) her gün yaklaşık 10 kilometre kadar yürüyen kocamın gün geçtikçe gözümün önünde erimesi. Yağ oranı %16'ya düşmüş (ben kaç katıyım yazamayacağım bile), kilosu deseniz aramızda sadece 3 kilo kalmış. "Sana yetişiyorum" dedi bana geçen gün. Bu laf nasıl dokundu anlatamam. İnsanın kocasından kilolu olması korkunç bir şey. Artık bu da beni motive etmezse hiçbir şey edemez (kötü niyetle söylemedi biliyorum, bu kadar üzülmeme anlam veremiyor zaten, ben seni kilolu olsan da seviyorum diyor hep).

Ama yine de olmaz. Sağlığı vs. haydi bıraktım, yalnızca bu laf yüzünden bile zayıflamam lazım. Hamileyken bile bu kadar değildim ben, ne yaptım kendime böyle.

Kocaman bir yeter artık diyor ve diyetle ilgili son yazıma son veriyorum.


YETERRRRRRRR!




10 yorum:

hanhildem dedi ki...

Allah daha büyük bir dert vermesin. Strese girmeyin yoksa o kiloları veremezsiniz diye düşünüyorum. Sevgiler...

ferulago dedi ki...

hanhildem, öyle tabii, isteyi,nce veriliyor biliyorum ama bu aralar gıcık olmuş durumdayım kendime :)

ayca dedi ki...

BENCE DİYET YAZILARINI BIRAKMA. HEPİMİZDE AYNI SORUNLAR OLDUĞU İÇİN ÇOK SEVEREK OKUYORUM. EN ÖNEMLİSİ DURUMUNUN FARKINDA OLMAN. SEN HALLEDERSİN KOCANA FARK BİLE ATARSIN. LÜTFEN YAZ YAPACAKLARINI İLHAM ALALIM.HOŞÇAKAL

ferulago dedi ki...

ayca, çok teşekkür ederim desteğiniz için :) şimdi de utandım ama mahcubiyetten :)

ozlemtuzel dedi ki...

Ben de 14.5 aylık ikiz annesi olarak Tim Ferriss'in 4 Hour Body kitabinda anlattıgı ''slow carb'' diyetini hararetle öneririm. D&R'da satılıyor. Internette de epey takipçisi var. En güzel yanları diyetin işe yarıyor olması ve haftada bir 'zorunlu' her istediğini bol bol ye günü olması :) En zor tarafları ise bana göre serbest gün hariç meyve ve süt ürünlerine izin verilmemesi.

Kız Kardeş Derya dedi ki...

Ben sağlıkçı değilim diyetisyen vs hiç değilim üniversite hayatımdan önce kilom 53dü üniye gittim hazır yemek abur cubur 65kg olarak geri döndüm ve bu yaklaşık 1 sene böyle devam etti ne uyguladıysam olmadı :(( sonra bi gün bi tv programında Canan Karatay diye bi kadını dinledim diyet gibi değilde sağlıklı beslenme tüyolarından bahsediyordu asla ve asla ekmek makarna ve pirinç pilavı yemeyin diyordu kitabını edindim 1 sene sonra 51 kg oldum hiç aç kalmadım spor yapmadım canım çok tatlı isteyince yedim de :) ama su içtim 3 lt su içtim hergün bende utanıyordum kendimden inanın sizi çok iyi anlıyorm umarım kurtulursunuz sevgiler:)

ferulago dedi ki...

Kız Kardeş Derya; aslında eski diyet listelerim de var, bana uygun hazırlandığı ve işe yaradığı kanıtlandığı için onlara uysam yetecek ama motivasyon sıfır. Başlasam istesem gerisi gelecek onu da biliyorum ama bu aralar beceremedim işte. Kendimi kilo vermeye çalışmak için bile çok yorgun istiyorum. En büyük sorunum galiba su içmemek, hele sizin içtiğiniz miktarı okuyunca iyice acıdım kendime, yarısını bile içsem başlangıç olarak idare edecek sanıyorum. Çok teşekkür ederim iyi dilekleriniz için :)

ferulago dedi ki...

ozlemtuzel, meyve ve süt olmazsa yaşayamam ben ama :( İkiz anneleriyle tanışmaya bayılıyorum, güle güle ve kolaylıkla büyütün meleklerinizi :)

özii dedi ki...

ferulagocum umutsuzluğa kapılma lütfen...
yemek için her zaman bahanelerimz vardır zaten . Hayat gerçekten yerken güzel ama galiba dikkat etmemiz gereken noktaları keyif adına unutuyoruz.
Su dersen bunu bende unutuyorum ve yağ yakımının bu noktada tıkandığının farkındayım. Günde 2 lt ve üzeri su tükettiğimizde herşey çok farklı... hadi birbirimize destek olalım. verelim fazlalıkları...

ferulago dedi ki...

öziiciğim, gerçekten de iş suda bitiyor. Su içmeyince istediğim kadar yürüyeyim, yediklerime dikkat edeyim sonuç sıfır. Gözümün önünde litrelik pet şişem var bakayım da içeyim diye ama dünden beri aynen duruyor :( off