29 Nisan 2009 Çarşamba

Dizi çılgınlığı

Dizi çılgınlığı hakkında aslında söylenecek çok şey var, çoğu da bildiğiniz şeyler. O yüzden birşey yazmaya gerek duymuyordum ama bu akşam kulak misafiri olduğum bir diyalog yazmamı zorunlu kıldı. Akşam üstü Ankaray'la Kızılay'a gidiyordum. Bir anne, kucağında da tahminen 3 yaşında veya biraz daha büyük oğlu oturuyorlardı. Ondan bundan konuşurken anne bir ara "yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz ne başlayacak?" diye sordu. "Yatcaz kalkcaz" kelimelerini kocamla çok sık kullandığımız için (ör: yatcaz kalkcaz Eskişehir'e evime geleceğim gibi), çocuğun vereceği cevabı merakla beklemeye başladım. Aha gelen cevap bu: "Melekler korusun".

Pes dedim, bu nasıl bir dizi çılgınlığı, çocuğu çekirdekten yetiştiriyorlar, valla bravo.

Bizim televizyonlarda seyrettiğim tek bir dizi var, Avrupa Yakası. Onun haricinde hiçbir şey seyretmiyorum. Cnbc-e dizilerinin ise müdavimlerindenim. Yanlış anlamayın, Türk dizilerini aşağılayan, Amerikan dizilerini üstün gören veya o dizileri seyrettiğini söyleme amacı ingilizce bildiğini vurgulamak olan, hatta konuşurken araya İngilizce kelimeler sıkıştıran birisi asla değilim, olmam da. Bu dizilerin üstün bir-iki tarafı var ama onu da kabul etmeliyim:

1) Kısa sürüyorlar. Sit-com denenler taş çatlasa yarım saat, diğerleri ancak 1 saat.

2) Arada dakikalar süren, birbiri ardına yayınlanan reklam kuşakları yok. Böyle olunca da yarım saat-1 saat süreyi tutturmak kolay oluyor olmalı.

3) Konular hızlı şekilde ilerliyor. Kadının göz süzüşünü, adamın buna karşılık olarak arkasını dönüp kadına bakmasını dakikalar boyunca seyretmiyorsunuz. Olaylar çat başlıyor, çat bitiyor.

Dizi müdavimi olabilirsiniz, hatta yayın saati değişsin, izleyemiyorum diye kanallara e-posta yazıyor da olabilirsiniz, tercihinize saygım sonsuz. Annem de dizi müdavimidir mesela, çakışanları videoya kaydeder, ertesi gün seyreder. Ama ben dayanamıyorum, vaktim zaten az benim, Ankara-Eskişehir arasında gidip geliyorum, eve iş getiriyorum, ders çalışıyorum, açıkçası dizilerin karşısında geçen vaktime acıyorum. Avrupa Yakasını bile kaydedip aradaki reklamları geçe geçe seyretsem diye ciddi ciddi düşünüyorum çoğu zaman.

Haydi anne babalar neyse de, mini mini yavruların oturup dizi seyretmesini anlayamıyorum. O çocuk için kitap okumak, oyun oynamak, ne bileyim belgesel seyretmek daha faydalı değil mi? Oda arkadaşımın oğlunu yetiştirme şekline hayranım. Evlerinde çok az televizyon seyrediliyor. Müzik dinliyorlar, kitap okuyorlar, oyun oynuyorlar, birlikte vakit geçiriyorlar.

Hamile olduğum zamanlarda okuduğum anne-bebek-hamilelik dergilerinden birinde Fransa'da 3 yaşına kadar olan çocukların tv seyretmesinin yasaklandığı şeklinde bir haber vardı. Normal kanallar haricinde ailelerin kurtarıcısı olan baby tv gibi bebek kanalları da dahil. Nedeni çocukların-bebeklerin 5 duyuyu birden kullanma yeteneğini köreltmesiymiş. Çocuklar sadece bazı uyarıcılara yanıt veriyorlar, bu da gelişmekte olan beyinlerine, sinir hücrelerinin gelişimine zarar veriyormuş. Oysa Ankaray'daki anne oğluna sevinç içinde ve hasretle 3 gün sonra ne seyredeceklerini soruyordu. Bu nasıl bir tezat.

Dediğim gibi, kimseyi kınamıyorum, kimseye de hava atmaya çalışmıyorum, asla, yanlış anlamayın. Sadece fikrimi söyledim.

Raporluyken sabahın köründe ilaç+yemek için kalktığımda Kanal D'de Gümüş dizisinin tekrarı oluyordu. Diziyi yayınlandığı zaman hiç seyretmemiştim. Arkası yarın gibi, arka arkaya verilince olaylar biraz hızlı ilerliyor gibi geliyor. Zaten dizi de bitiyormuş, kendimi istesem de kaptıramazdım. Belki de seyretmenin en güzel şekli bu, arka arkaya, arada reklam olmadan, sabahın köründe ıvır zıvır yaparken, ilacın verdiği mide bulantısı ve krampların, kasılmaların geçmesini beklerken battaniyenin altına girmiş hafif hafif uyuklarken. Ama yine de çocukları uzak tutalım.

9 yorum:

lori dedi ki...

ferulago'cum, birak isteyen istedii yerden anlasin arkadascaazim yaw. her turlu fikrini zikrini yaz alla alla bura senin fikir platformun diil mi?
(cok ozur dilerim haddim olmayarak bole ogut verir gibi oldum bak cidden tekrar ozur dilerim) millet yanlis anlamasin falan diye insanlarin cogu tepkilerini,fikirlerini saklamak zorunda kaliyo, ne bu baski ya! kime ne kardesim herkes istediini dusunur yazar, dusunceye bile ozgurluk yok mu?
oyy rahatladim be! (simdi sen bana kizdin mi yoksam beni zate bildiin icin gulup gectin mi? ben patavatsizimdir biliyon hosgor)
herkesin bi yasam stili, begendigi begenmedigi , zevki , $usu busu var.. ama kucucuk cocuklarin oturup da koca insan gibim dizi izlemelerine ben asiri karsiyim. hatta biliyo musun Ferulago, ben cocuklarin eline mekanik oyuncak verilmesine, 3-5 yastan itibaren bilgisayar kullanmasina falan da cok ama cok karsiyim. hersey dogal olmali, tahtadan , topraktan oyuncanlaklari, kedi-kopeklerse ilk arkadaslari olmali. dogayla ic ice buyumeli bana gore. eger cocugum olursa aynen bu sekilde buyucek insalla.

ferulago dedi ki...

Loricim, sana kızmak mı? Yok artık daha neler :)

Çocuk-oyun konusunda aynı fikirdeyiz. Teorikle pratik genelde uymaz ama umarım bu şekilde başlayıp devam ettirebiliriz :)

Esra Günüşen Ertuğrul dedi ki...

merhaba,
ben de bizim kanallarındaki dizileri seyretmiyorum ve bunların çocukların seyretmesini de doğru bulmuyorum..cnbs deki diziler ile karşılaştırmak pek doğru olmaz..

ferulago dedi ki...

Esra Günüşen Ertuğrul; karşılaştırmayı içerik açısından yapmamıştım :)

Zeynep A. dedi ki...

çok güzel bir konuya deginmissin canim, dediklerine a'dan z'ye kadar katiliyorum! benim dizilerle genel olarak aram yoktur, yabanci veya türk farketmez. izledigim bir tanecik türk dizisi var onu da her zaman takip edemiyorum. Ama dedigin gibi çocuklar için televizyon duyulari ve hayal dünyalarini gelistirme açisindan iyi degil ve bunu hala anlamayan ebeveynler var çevremde. neymis, ah bu bunu nerden biliyor dedigim zaman - bunlarin hepsini televizyondan ögrendi falan diye de muhabbetler geçiyor. kimsenin kitapi, boyayi ögrettigi yok. Hayal gücünü arttiracak faaliyetlerde bulundugu yok. öptüm canim! sevgiler!

uyuz cadı dedi ki...

bir tane türk dizisi izliyorum ben, onun da sonuna doğru fenalıklar geliyo hep kapatıp kalkıyorum. dediğin gibi göz süzmeler, arabanın kontağını çevirip aynadan bakmalar, üflemeler püflemeler, reklamlar aaay amma uzun sürüyo. bazen internetten bakıyorum hızlı hızlı.
bir de her akşam friends keyfim var ona laf söyletmem :) toplamda yarım saat bile sürmüyo çok eğleniyorum acayip seviyorum. daha da yok valla. dediklerine katılıyorum, çocuklara izlettirilmemeli. o onu aldatmış o onu bıçaklamış bir alavera bir dalavera noluyo canım? çocuk ufaklıktan başlıyo psikopat olmaya.

ferulago dedi ki...

Zeynep A., tamamen aynı fikirdeyiz.

uyuz cadı, Friends'e ben de bayiliyorum, gordugum an yapisiyorum ekrana

elfeyp dedi ki...

Tv'nin ne korkunç birşey olduğunu kızım etrafı farketmeye başladığında anladık. Bir an öyle bir odaklanıyor ki, ne sesimizi duyuyor, ne de bir tepki. Ben de onun sayesinde azalttım izlemeyi. O uyuduğunda bile açmak gelmiyor içimden artık. Bir de ekranın karşısına oturup bebeğini besleyen 'anne'ler var. İnanamıyorum..

ferulago dedi ki...

elfeyp, en iyisini yapıyorsunuz, adı üstünde aptal kutusu ve hepimiz karşısında oturup kalıyoruz ama nöron sayısı bizim iki katımız olan minik beyinlerin gelişmesi lazım, yazık onlara :(