24 Mayıs 2009 Pazar

Verimli bir pazar sabahı

Sabah sabah bir sürü iş hallettim öyle mutluyum ki. Erken kalkmanın güzel yanı. 6'da kahvaltımı yaptıktan sonra biraz internette gezindim, gazete, blog okudum, mail baktım, sonra da dünden kalan ütüleri bitirdim. Bir süre sonra kocam da kalkıp kahvaltısını yapınca ne zamandır ertelediğimiz yazlık-kışlık ayrımını yapmaya karar verdik. İşe yaramayan, giyilmeyecek giysileri dün ayırmış, yıkamıştık, zaten dünden beri de giyilmeyip birilerine verilecek bir sürü gömleği ütülüyorduk. Bunu da bitirince içim ferahladı. Uzun zamandır ertelenen birşeyi yapıp kurtulmaktan güzel bir şey var mı acaba? Mutlaka vardır, benimki de soru mu. Ama artık kafam rahat, dolabı açtıkça kalın kalın kazaklar gözüme girmeyecek. Gerçi biz işi bitirince havanın kapayıp soğuması hiç hoşuma gitmedi ama tekrar çıkaracak değilim.

Mutfakta kocamla yorgunluk nescafelerimizi içerken pencereden dışarı baktım ve ertelediğim bir işi daha gördüm. Apartmanın giriş kapısının üzerindeki güllerin resmini çekecektim geçen haftadan beri. O kadar güzel açmışlar ki baktıkça içim açılıyor. Aslında tomurcukta olan diğer güllerinde açmasını bekleyecektim ama haftaya bir sınav görevi nedeniyle evime gelemeyeceğim o yüzden artık ertelemenin anlamı yok. Umarım benim kadar sizin de içiniz açılıyor gülleri görünce. Aslında gülü o kadar da sevmem, ama çardak güllerine bayılırım, minik minik olurlar, pıtrak gibi açarlar, ama dedim ya, bunlar da pek güzel.

Sonra da gözüm karşıya takıldı. Geçenlerde yolculuk sırasında görüp size anlattığım Brassica'lar tam karşımda, su kanalının yanında duruyordu. Yollarda ararken, resim çekemedim diye hayıflanırken tam karşımdalarmış meğerse.


Kanal boyunca bakarken kenarlardan çıkmış Papaver'leri gördüm. Brassica'ların arasında tek tük çıkan bu güzel bitkiler kanal kenarında burası bizim alanımız dercesine tek başlarına duruyorlardı.






Resimleri çekerken karşıdaki parka 2 küçük çocuk geldi, ağbi-kardeş oldukları belli, pek şeker çocuklardı. Ama daha da şeker olan yanlarındaki minik beyaz, kendileri gibi minik bir köpek yavrusuydu. Cinsini bilmiyoruz ama hop hop zıplayan pek tatlı bir şeydi. Kum havuzundan çıkana kadar bayağı bir uğraştı, çimlerde koştururken bitkilerin altındaki çukurluklara yuvarlandı, hem sahipleriyle birlikte olduğu hem de çimlerde koşturduğu için pek mutluydu, kuyruğunu bir oraya bir buraya sallayıp durdu.

Ah evimiz uygun olsa kedi, köpek, bilimum hayvan almaz mıyız. Biz de şimdilik kıtırı topuna koyup dışarıda gezdirelim bari, elimizdeki tek seçenek şu anda bu :)

Ben bu satırları yazarken kocam da yanda kendi bilgisayarında birşeylerle uğraşıyor. Yaşgünü hediyemle ilgili bir şeymiş. Bana bir sürprizi varmış fakat yetiştirememe ihtimali büyükmüş. Nasıl olsa yaşgünümde fakültede final sınavlarında olacağım. :( Kutlu yaşgünü haftası halinde kutlayacağımız için belki haftanın son gününe yetişir diye umuyorum ben. Yetişirse sizlerle paylaşırım.

Toparlanmaya başlayayım. Yarın sabahki dersi ben anlatacağım için bu akşamdan dönmek zorundayım. Biraz daha evle ve kocamla ilgileneyim.

4 yorum:

Esra Günüşen Ertuğrul dedi ki...

güller nefis

ferulago dedi ki...

Esra, beğendinize sevindim, ben de bayıldım

Zeynep A. dedi ki...

Aaah ah, en büyük sorunum bir sabahlari erken kalkamamam:) ne güzel bak islerini halletmissin, benimkiler yarim yarim:)

güllere bayildim, bayildim... bir evim olsun, böyle bir bahçe/giris kapsi olsun diye hayallere daldirdi beni... :)

ferulago dedi ki...

Zeynep A., ben hep erken kalkıyorum ama uzun zamandır ilk defa bu kadar çok işi hallettim, kocam da yardım edince daha da kısa sürede bitti :) Benim de hayalim bahçeli bir ev ama dediğim gibi ancak hayal :(