18 Mayıs 2009 Pazartesi

Bir haftasonu daha geçti

Bir haftasonu daha geçti gitti. Pazartesi sabahına yola çıkma telaşıyla başlamamak ne kadar güzel oluyomuş, unutmuşum. Sabah kalktım, elime sütlü nescafemi alıp yayıla yayıla bilgisayarın karşısına geçtim gazete vs. okuyorum. (Normalde de yapıyorum gerçi ama yayılmadan). Blogları ve gazeteleri bitirdikten sonra içeri gidip ütü yapacağım. Bu haftasonu yıkadığım, birazı da eskiden kalan dağlar gibi ütü var. Neyse ki ütü yapmayı seviyorum :)

Kocam beni Angels & Demons'a da götürdü. 2.5 saatin nasıl geçtiğini anlamadık yine. İki film arasında karşılaştırma yapmak gerekmez ama yine de yapmaya çalış derseniz eğer yapamıyorum. İkisi de güzeldi, etkileyici, sürükleyiciydi. Gerçi ilk film biraz daha etkileyici olmuştu ilk seyrettiğimizde çünkü filme geceyarısı seansında gitmiştik, çıktığımızda saat 3 gibiydi ve o karanlıkta vay canına diye diye ve yürüyerek eve gitmek daha bir değişikti.

Ben kitabı henüz okumadım, filmden sonra okumayı planlıyordum. Bir kitabı okurken kendin karakter yaratmak çok güzel ama bazen filmdekilerden kopya çekmek de güzel oluyor. Filmdeki karakterini kitaptakine oturtamadığım tek karakter Clive Cussler'ın Dirk Pitt'i. Sahara diye bir film vardı birkaç sene önce, Matthew Mcconaughey ve Penelope Cruz oynuyorlardı. İkisini de severim ancak filme dayanamadım (zaten protesto ederek uyudum bir yarısında-hehe uyumama bir bahane daha buldum). Olmuyor sevgili cast müdürü, sarışın Dirk Pitt olmuyor. Milyonlarca Clive Cussler hayranı da herhalde benim gibi düşündü ki film pek iş yapamadı. Gerisi de çekilmeden aynen kalır böyle. Neyse, asıl konumuza geri dönelim.

Profesör Robert Langdon bu sefer de İtalya'da, daha doğrusu Vatikan'da. Kendisine İtalyan bir fizikçi eşlik ediyor. İlk filmde Audrey Tautou oturmamış gibi şikayetler vardı hatırlarsınız, bu sefer böyle bir eleştiri duymadım, kızı beğendim de ayrıca.
Bu arada, Tom Hanks bayağı bir kilo vermiş, çok iyi görünüyordu. Filmin başlangıcında havuzda yüzerken göründüğü bir sahne vardı, o mu diye inanamadan bakakaldık. Merak ediyorum, kitapta bu sahne var mıydı yoksa Tom yönetmene "kardeşine bir güzellik yapıp senaryoya ekleyiver yav, dünya aleme kilo verdiğimi göstereyim mi" dedi. Kitabı alınca bakacağım :)

DVD'si çıkınca bir an önce alınıp tekrar tekrar seyredilecek listemize ekledik bile filmi. Bu arada da kitabı okuyup senaryoda boşluk varsa doldurmalı.
Filme gitmenizi tavsiye ederim. Ankara'daki salonları bilmiyorum ama filmi gördüğümüz salon bir süredir gördüğümüz en kalabalık salondu, yaklaşık 20 kişi vardık. Dükkanların mağazaların kapanmasına çok üzülüyorum ama sinema salonları kapanınca üzüntüm daha da artıyor. Herkes sinemaya gitsin (en azından ayda bir), salonlar kapanmasın.

4 yorum:

Esra Günüşen Ertuğrul dedi ki...

merhaba,
ben de eşimle cumartesi günü bu filme gittik..kitabını da okumuştum..kitabı kadar güzel değildi mam yine de seyredilecek bir film..

ferulago dedi ki...

Esra, kitabı alamadım henüz, alır almaz okuyacağım. Ben de kitabın daha güzel, daha detaylı olduğunu düşünüyorum

elfeyp dedi ki...

Merhaba,
Kitap bir harika. Filme uyarlanması çok zor detaylar var ama temel birçok şey de es geçilmiş. Ama Tom Hanks için değer tabii ki. Kızı ben de beğendim. Bi de müzikleri..
Sevgiler...

ferulago dedi ki...

elfeyp, selamlar, kitabı daha sonra okuyarak bilmeden aynen önerdiğiniz şeyi yapmışım meğer :)