13 Kasım 2012 Salı

40 olana kadar aklım nerdeydi?

Çocukken yumuşacık saçlarım vardı. Tüm çocukların öyle değil mi zaten. Saç kremi nedir bilmezdim, ipek gibi saçlarımı savura savura koşturup dururdum. Bir süredir saçlarım iyice kurudu, saç kremi sürmezsem hatır hutur olmaya başladılar. Hele doğum sonrasında cildim de saçlarım da biraz değişti. Ama hangi kremi, saç maskesini kullanırsam kullanayım bir türlü istediğim gibi olmuyorlardı. Televizyondaki şampuan-saç kremi reklamlarına imrenek bakar, her ürünü dener, ama bir türlü beğenmez olmuştum.

Taa ki geçen Eylül'e kadar. Ne değişti? Bavulum kayboldu. Alakasız gibi görünüyor ama değil. Geçen Eylül ayında yurtdışına kongreye gideceğimi yazmıştım burada  ama başımıza gelenleri hala yazmadım, onu da bilahare yazarım. Sonuç itibariyle THY bavulumuzu kaybetti, neyse ki şanslıymışız da 5 gün sonra kavuştuk. Bu süre zarfında yanımda getirdiğim saç kremi ve şampuan bavulda kalıp kimbilir nereleri dolaşmakta olduğundan Budapeşte ve Graz'da kaldığımız otellerin dandik şampuanlarını kullanmak zorunda kaldım. İyi ki de böyle olmuş ama. Saçlarım mucizevi bir şekilde yumuşacık oldu hem de saç kremi kullanmadan.

Özellikle Avusturya'daki musluk suyu içme suyu kalitesindeymiş, yani kireçsiz. Benim Ankara ve Eskişehir'in feci kireçli suyuna alışkın olan saçlarım eridiler resmen bu suyun karşısında. Yine de neyi hatalı yaptığımı anlamamıştım. 2'si bir arada şampuan kullanıyor, sonrasında saçlarıma saç kremi sürüp 5 dakika falan iyice işlesin diye bekletip sonra duruluyordum, yine de istediğim gibi olmuyordu. Oradaki suyu getirme imkanım olmayınca haliyle o şartlara ne yakın ne yapabilirim diye düşündüm ve aklıma saçlarımı kireçli suyla mümkün olduğunca az temas ettirmek geldi. Ben kafamda saç kremiyle beklerken o beş dakika içinde krem bir miktar akıyor, durulamak için de bol miktarda su kullanıyordum (durulanmayan ürünleri nedense sevemedim ama bundan sonra bir şans daha veririm belki). Ben de tam tersini yapıp saçlarımı banyodan çıkmadan hemen önce kremlemeye karar verdim. Artık çıkmaya yakın saçlarıma sürüyor, neredeyse hiç beklemeden duruluyorum. Böyle yapmaya başladığımdan beri saçlarım istediğim yumuşaklıkta. Hem kimyasallarla daha az temas ediyor hem de kireçli suyla. Ve ben bunu 40 yaşımda farkediyorum, yuh bana.

Saçma bir yazı gibi gelmiş olabilir (özellikle kocam "manyak mısın" diye soracaktır mutlaka) ama belki aynı durumda olan başkaları da vardır diye yazayım dedim.

6 yorum:

Gülsen dedi ki...

saç kremi yerine bir damla argan yağı öneriyorum :)

deniz dedi ki...

Eşine hepimizin fıtrattan manyak olduğunu söylermisin Feru!

özii dedi ki...

Bu yazı işe yaradı mı dersen evet yaradı ve ben saç konusunda şu aralar inanılmaz gerginim.
Kuaförüme gidip bana bir şey yap keçe gibi oldu saçlarım diye mızıldandım...Kireçli su perişan ediyor o bir gerçek...

ferulago dedi ki...

Gülsen, onu da denemiştim :)Ama bir şans daha verebilirim artık

ferulago dedi ki...

denizciğim, biliyor biliyor :)

ferulago dedi ki...

öziiciğim, dediğim gibi yapmaya başladığımdan beri saçlarım inanılmaz derecede yumuşak, kesinlikle tavsiye ederim